Babam, bütün babalar gibi dünyanın en iyi babasıydı.

Dün babalar gününde düşündüm; ben babamdan neler öğrendim?

*********************

Salim Ertan yakışıklıydı, sade ama şıktı. Takım elbise; pardösü, palto giymeyi, fötr şapka takmayı severdi.

Temiz paktı; kişisel bakımına özen gösterir, her tıraştan sonra kolonyasını sürerdi. Babam limon kolonyası kokardı.

*********************

Kendiyle barışık bir insandı; etrafına moral vermiş, iyimserlik aşılamıştır güleç yüzüyle.

Özgür düşünceliydi; önyargıları, kalıpları yoktu. Her konu ve herkes hakkında, doğru bilgiye dayalı olmak koşuluyla, eleştiri yapılabileceği kanısındaydı. Kimseye kem söz söylemez, arkasından konuşmaz, kimseyi küçümsemezdi.

Övündüğünü, kibirlendiğini, görmedim; tevazu sahibiydi.

*********************

Paradan maldan mülkten konuşmaz; başka hayatlara özenmezdi.

Siyaset yapanlara saygı duyar; bilimden felsefeden ve sanattan beslenmeyenlerin dar kafalı olacağını düşünürdü. Cehaletten kaynaklanan şiddete karşı beni hep uyarmıştır.

*********************

Atatürk’e, laik cumhuriyete, Anadolu aydınlanmasının topluma kazandırdığı açılıma büyük saygı duyardı.

Bursa’yı ve ülkesini severdi. Vatanseverdi. Milli bayramlarda mutlaka bayrak asardı. Beni Heykel’e bayram törenlerine götürmeyi ihmal etmemiştir. Sonrada ailecek kebap yerdik.

*********************

Gençliğinden bu yana CHP’li olmakla gurur duymuş; CHP’de siyaset yaptığım için mutlu olmuştu. Emekten, alın terinden saygıyla söz etmiştir.

Bilgisiyle, deneyimiyle, çok çalışarak; çalmadan, haram yemeden kazanmıştır hayatını.

*********************

Televizyondan çok, radyo dinlemeyi sever; Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerini okurdu.

Aziz Nesin ve Nâzım Hikmet’in bütün kitapları başucunda dururdu.

Her iş gezisinden bana kitap getirdi. Ortaokulda karnemi beğenince, altı ciltlik Hayat Ansiklopedisi almıştı. Her kitap aldığımda o kitapla ilgilenmiş; ’’sen oku, sonra ben de okurum’’ demiştir; benimle kitaplar hakkında sohbet etmeyi severdi

*********************

Kapımı vurmadan asla odama girmedi; bana özgüven yüklemiş, kendimi özgür hissetmemi sağlamıştır.

Bırakın tokat atmayı sesini dahi yükseltmedi.

Ve beni daima öpmüş, saçımı okşamış, güzel sözler söylemiş sevgisini duyumsatmıştır.

*********************

En iyi maç arkadaşımdı. Onunla izlediğim Bursaspor maçlarından aldığım futbol zevkini bir daha yakalayamadım.

Adımı da Can Bartu’dan esinlenip koymuştu. Hem basketbolda hem de futbolda milli olan İtalya’da oynayan Can Bartu’ya saygısı vardı. Bursaspor’da ise Mesut Şen onun için farklıydı.

*********************

Anneme aşıktı. Ona nazik davranır, ilgisini sevgisini eksik etmez, her fırsatta iltifat eder, her konuda yardımcı olur, sık sık çiçek alırdı ve hep şöyle derdi:

‘’Senin yanında solgun kalıyorlar Müzeyyenim’’.

Annem onun için; ‘’Müzeyyenim’’di. Anneme ‘’Müzeyyenim’’ derken sesinin tınısındaki o duygu yoğunluğunu hiç unutamam.

Aşık adamın en güzel hallerini ben babamda gördüm.

*********************

Arabalara değil motosikletlere düşkündü. Bursa’nın ilk motosikletçilerindendir. Bir ara sepetli motor da almıştı. Sepete annem oturur, kucağına beni alırdı;  ailecek yaptığımız o motosiklet gezileri çıkmaz hiç aklımdan.

Sigara kullanmazdı ama mezelerini kendi hazırlar, rakısını ölçülü olmak kaydıyla keyifle içer; içince de çok hoş sohbet olurdu.

*********************

Sanat müziği onun müziğiydi. Zeki Müren’in gönlündeki yeri bambaşkaydı. Münir Nurettin Selçuk ve Müzeyyen Senar’ı sıkça dinlerdi.

Bazen efkârlanır, gözleri buğulanır, dalar giderdi müzikle beraber.  Böyle anlarda çocuk içgüdüsüyle kucağına atlardım; ‘’Yok bişi evladım, geçti’’ der, sarılırdı bana.

Hatırımı kırmamış bir ara caz müziğine de ilgi duymuştur.

*********************

Arkadaşlarıma şefkatle yaklaşmış, beni dostluklar kurmam için desteklemiştir.

Sevgiye, bilgiye, güzellik duygusuna açıksam büyük ölçüde babamın sayesindedir. Ondan bunların hayattaki en değerli şeyler olduğunu öğrendim.

‘’Akşam…’’ derdi Salim Ertan, ‘’kafanı yastığa koyduğunda rahatça uyuyorsan; işte bu en büyük mutluluktur. Kimsenin kalbini kırma, kimseye borçlu kalma’’.

*********************

Bana tel arabalar, kağıttan uçaklar, çam kabuğundan kayıklar yapmış; bisiklete binmeyi, uçurtma uçurmayı, döndürek çevirmeyi, kardan adam yapmayı öğretmiştir.

Çok oyuncak aldı ama içlerinde tabanca, tüfek, sapan hiç olmadı.

*********************

Limon kolonyası kokulu babacığım; seni tarifsiz özlüyorum.

Bazen karşına oturmak; içimi dökmek istiyorum. Konuşmasak da olur, karşılıklı gülümsesek de olur; sessizliğin harfleriyle; öyle baba oğul.

Bana; ‘’Cancığım’’ desen, saçımı okşasan yeter, ben anlarım.