Bursa Samsun Dernekleri Federasyon Başkanı Savaş Otruş, On TV’e özel açıklamalarda bulundu.

Özel Haber / Ravşan Alioğlu

On TV ekranlarında yayınlanan, Orhan Kaplan ve Mehmet Çetinkaya’nın sunduğu Orhan Kaplan ile Türkiye Gündemi programına Bursa Samsun Dernekleri Federasyon Başkanı Savaş Otruş konuk oldu. Programda Bursa Samsun Dernekleri Federasyonu ve Samsun hakkında konuşuldu. Samsun hakkında konuşan Savaş Otruş “Bursa’dan veya İstanbul’dan bakıldığında Karadeniz taşra gibi algılanır. Gidip görmeyince böyle oluyor. Bursa nasıl kuruluşun şehri ise Samsun da kurtuluşun şehridir. Karadeniz insanının bütünü fedakar, cefakar, çalışkandır ama Samsun da Karadeniz’in merkezi gibidir. Samsun garip bir şekilde Doğu’sundan göç alan, Batı’sına göç veren bir şehirdir. Samsun çok fazla göç vermiyor gibi görünür ama büyük sanayi şehirlerinde yoğun bir Samsunlu nüfusu vardır. Samsun’un kıyı şeridindeki ilçeleri turistik yapı ve balıkçılık bakımından ayrı bir güzeldir. Bir de iç bölgelerde kalan ilçelerimizin kendine özgü güzellikleri var. Dolayısıyla gidilesi ve görülesi yerlerdir. Aslında Türkiye’mizin her yeri böyle. Bizim her yöremiz ayrı bir tarih, ayrı bir güzellikte. Burası Mezapotamya, burası Anadolu, dolayısıyla buraları görmeden Eyfel’i görseniz ne olur? Tabii ki oraları da görelim ama önce kendimizi tanıyalım. Samsun’a çok güzel sosyal alanlar yapıldı. Şehrin çehresi değişti. Şu anda İstanbul milletvekili olan Akif Çağatay Kılıç hemşerimizin iki dönem Gençlik ve Spor Bakanlığı yapması spor tesisleri konusunda Samsun’a bir avantaj sağladı. Samsun o yönüyle bir spor kenti oldu. Son 20 yılda çok güzel hizmetler yapıldı. Ben şehrim adına çok gururluyum. İletişim ve ulaşım imkanları bu kadar gelişmemiş iken, 90’lı yıllara kadar Samsun Karadeniz’in bir ticari merkeziydi. Son zamanlarda sanayi yatırımları yapılmaya başlandı. Şu anda hem ülke içindeki hizmet kuruluşlarına hizmet eden hem de ciddi anlamda ihracat yapan, 25’e yakın özel araç-gereç üreten firma Samsun’da bulunuyor. Bunlar gelecek için ümit verici şeyler. İnşallah daha iyi olacak. Biz ülkemizin her tarafı eşit imkanlara, milli gelire sahip olsun. Kimse toprağından kalkıp başka bir yere göçmesin. Kendi doğduğu yerde doyma imkanı da bulsun. Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke. Ama ne yazık ki böyle bir coğrafi durumda olan bir ülke olarak biz balığı ithal ediyoruz. Halbuki bizim çocukluğumuzda Karadeniz’e elinizi soksanız hamsi tutardınız. Kesin ve keskin tedbirlerle bu iş ele alınırsa biz eski günlere döneriz. Balığın yuvasını dağıtan birtakım malzemelerle avcılık yapılıyor. Bunun geleceğimize zarar verdiği kanaatindeyim. Bize düşen şey kurallara riayet etmek ve denetlemek. Benim çocukluğumda kalkan en ucuz balıklardan biriydi. Şu anda kalkan balığının kilosu 300-350 lira civarında. Bizim öncelikle denizlerimizi kirletmemeyi öğrenmemiz lazım. Denizden çıkanları gördükçe benim için acıyor. Otomobil lastiğinin denizde ne işi var? Denizi kirleterek, bir de hassasiyet göstermeden, balığın üremesini engelleyerek gelecek nesilleri balıktan mahrum edilecek şekilde karşılayacağız’’ ifadelerini kullandı.

“MİKRO MİLLİYETÇİLİK DERDİMİZ YOK”

Savaş Otruş Samsun Dernekleri, iç göç ve Bursa Samsun Dernekleri Federasyonu hakkında ‘’Birçok konuda dernekçilik var. Bunu aslında sivil toplum örgütleri olarak genel çatı altında düşünmek lazım. Sivil toplum örgütleri artık çağımızın vazgeçilmez unsurları. Yasama, yürütme, yargı, basın ve sivil toplum örgütleri olarak sıralayabiliriz. Dernekler açısından sıkıntılı yerlerimiz var. Maalesef amacının dışında hedeflerle kurulan birçok yapı var. Türkiye’deki mevzuata göre yedi kişi bir araya geldiği zaman bir de eline dernek tüzüğü geçirdiği zaman dernek kurabiliyor. Bu kadar basit olmamalı diye düşünüyorum. Bu kural Türkiye’deki sivil toplum örgütlerinin daha etkin bir yapıya kavuşmasıyla alakalı iyi niyetle koyulmuş bir kural ama maalesef bu konu Türkiye’de dejenere oldu. Son öğrendiğimiz rakamlara göre sadece Bursa’da dört bin dernek bulunuyor. Bu kadar derneğin amaçlarına uygun çalıştığını düşündüğünüzde her şeyin güllük gülistanlık olması lazım. Maalesef böyle bir şey yok. Ben inanıyorum ki bu dört bin derneğin eğer yüzde onu kuruluş amacına göre çalışıyorsa bu büyük bir sayı demektir. O nedenle dernekler değerlendirilirken bu çerçeveden ele alınılması gerektiğini düşünüyorum. Bizim federasyonumuz özeline gelirsek, iç göç bir sosyal sıkıntının getirdiği bir şeydir. Bu problemi Türkiye son 40-50 yıldır yaşıyor. İnsanlar Anadolu’dan daha gelişmiş şehirlere iş bulmak için gitmişler. Genelde göç edilen yerler de sanayinin geliştiği yerler. Sanayi bir ülkenin kalkınmasının temel unsurudur. Sanayi yatırımlarını sadece Batıya değil de ülkenin bütününe yayarsanız, insanlar kendi yaşadıkları yerde de çalışıp hayatlarını idame ettirebilirler.  Ancak bu yatırımlar sadece Batı’ya yapıldığı için insanların buralara göç etmesi tabii ki normal. Bizim de hemşerilerimiz kendi memleketlerinden daha iyi bir yaşam için büyükşehirlere göç etmişler. Dünya’da son 50 yılda nüfusunun yüzde 40-50’si iç göçe tabii olan bir ülke yok. Bunu sosyal ve ekonomik olarak kaldırmak büyük sıkıntı. Yanında da çok büyük sorunlar getiriyor ve bunların üstesinden gelebiliyor olmak bu ülkenin gücünü, kudretini, azametini gösteriyor. Bunun neticesinde bizim hemşerilerimiz de bir metropol olan Bursa’ya gelip yerleşmişler. Samsun genelde 70’li yıllardan itibaren göç vermeye başlamıştır. 80’li yıllarda bu rakam daha da artmıştır. Günümüze baktığımızda ise Bursa’daki nüfusun yüzde 8’ini teşkil eden bir göçle karşı karşıyayız. Bu dernekler büyükşehirde birlik, beraberlik ve dayanışmayı sağlamak, kendi kültürünü yaşatmak adına kurulmuşlardır. Biz 2011 yılında o zamanki kurulu beş derneği bir araya getirerek bir federasyon çatısı altında topladık. Aradan geçen dokuz yılda dernek sayısı 20’ye yükseldi. Bunların içinde birkaç tane Samsunspor’la ilgili taraftar derneğimiz var. Bu derneklerin içinde kuruluş amaçlarına uygun şekilde hareket eden, o bölgedeki hemşerilerimizin dertlerine derman olan, birlik ve beraberliği körükleyen derneklerimiz olduğu gibi daha stabil çalışan derneklerimiz de var. Biz de federasyon olarak bu derneklerimize önderlik yapmaya gayret ediyoruz. Kısıtlı imkanlarla limitsiz ihtiyaçları karşılamak gerçekten zor ama elimizden geldiği kadar, Bursa’ya gelip biraz daha fazla çalışmış, imkanları diğerlerine göre fazla olan iş adamı seviyesindeki hemşerilerimizin de destekleriyle bu yapıyı kuruluş gayesine uygun olarak yaşatmaya ve hizmet etmeye gayret gösteriyoruz. Bursa’da 3 milyona yakın bir nüfus var ve biz Samsunlular Bursa’da iç göçe tabii olmuş vatandaşlar olarak ikinci sıradayız. Birinci sırada Erzurumlular var. Ben nicelikten ziyade nitelik merkezli düşünülmesi gerektiğinin kanaatindeyim. İsterseniz Bursa’nın hepsi Samsunlu olsun. Biz bu şehre ne katıyoruz? Buna bakmalıyız. Bursa’da yaklaşık 300 bin nüfusumuz ve 20 derneğimiz var. Ama dernek üyelikleri konusunda sıkıntımız var. Vatandaşları derneğe davet ettiğiniz zaman dernek bana ne verecek diyor. Halbuki dernekler alma değil verme yeridir. Buraya göç etmiş hemşerilerimizin farklı sıkıntıları olabiliyor. Bunları gidermeye çalışıyoruz. Aynı şekilde düşünüyoruz, aynı toprakların insanlarıyız, kültürlerimiz aynı. Cenazelerde, düğünlerde, bayramlarda beraberiz. Kendi geldiği yörenin kültürünü sonraki nesillere aktarma anlamında, büyükşehre uyum sağlamada eğitici rolümüzü ortaya koyuyoruz. Birçok eksiğimiz olmasına rağmen mevcut imkanlar çerçevesinde en iyisini yapmaya gayret gösteriyoruz. Biz bu faaliyetleri sadece hemşerilerimiz bazında yapmıyoruz. Örneğin Bayırbucak Türkmenlerinin zor durumda olduğu dönemde kendi imkanlarımızla üç tır, Doğu Guta bölgesine dört tır yardım malzemesi gönderdik. Bu bizim insanlık vazifemiz. Bursa’da hemşerimizi nasıl destekliyorsak, yardım ediyorsak dünyanın neresinde bir insani dram yaşanırsa yaşansın, ona kayıtsız kalma lüksümüz yok. İmkanlarımız dâhilinde üniversite öğrencilerimize burs veriyoruz. Biz federasyonu kurduktan sonra bir de Samsun Girişimci İşadamları Derneği’ni (SAMGİAD) kurduk. SAMGİAD çatısı altında üye olan ve bu işe gönül vermiş iş adamlarımızın destekleriyle bunları yapıyoruz. Göreve geldiğimde hayallerimden birisi Bursa’da içinde düğün salonları, sosyal alanlar, bizim yemek kültürümüzü yansıtan bir vakfın, dışarıdan gelen hemşerilerimizi ağırlamak için misafirhanenin olduğu bir yapı hayal ettim. Fakat Türkiye’nin yaşadığı ekonomik koşullar nedeniyle bunu henüz gerçekleştiremedik. Bizim belli yerlere ilan vererek şurada şu faaliyetleri yapıyoruz şeklinde reklam yapma şansımız yok. Maalesef dernek üyelikleri konusunda kişiler ihtiyaç duyduklarında derneğin kapısını çalıyorlar. Biz de onları reddetmemeye çalışıyoruz. Biz bunu Allah rızası için yapıyoruz. Eğer üç-beş yüreğe dokunabiliyorsak, onların hayır duasını alabiliyorsak, biz ona talibiz. Ben 1997 yılına kadar doğduğum, büyüdüğüm, gençliğimin geçtiği yer olan Samsun’da yaşadım. Bizim de kendimize özgü bir kültürümüz var. Bunu söylerken mikro milliyetçilik anlamında söylemiyoruz. Bu ülkede yaşayan ve bu bayrağa saygı duyan herkes bizim kardeşimiz. Mikro milliyetçilik derdimiz yok. Orada hatıralar, kültür var. Bunların yaşaması amacındayız. Bundan 50 yıl önce benim dedem Samsunluydu diyen bir vatandaş, dedesinin ne yediğini, içtiğini, nelerden zevk aldığını bilmesi çok doğaldı. Maalesef modern hayat bizim çok zengin olan kültür dünyamızda erozyonlara yol açtı. O nedenle bunların da yaşatılması lazım. Bizim ülkemizin her ilçesinin hatta köylerinin kendine özgü mutfakları vardır. Fakat bir şey fazla olduğu zaman değeri bilinmiyor sanırım. Yılda Eyfel Kulesi’ni ziyaret eden turist sayısı, Türkiye’ye gelen turist sayısıyla aynı. Bizim Eyfel’i karşılayacak yüzlerce değerimiz var. Az olduğu zaman onlar bunun reklamını yapıp, ön plana çıkarıyorlar. Biz yakın döneme kadar bunun pazarlanmasında etkin değildik. Derneklerin tanıtım organizasyonlarını kültürlerin kaynaşması için önemli buluyorum. Bunların gerekli olduğunun kanaatindeyim. Ama bence bunların her sene yapılması işi biraz ucuzlatıyor gibi. Merinos Kongre Merkezi buna uygun bir alandı. Orası tabi bazı kuralları olan bir yer. Bazı derneklerimiz oradan organizasyon yapmak için izin almış fakat kurallara uymamış. Sonrasında orası hemşeri derneklerine yasaklandı. Bu organizasyonları pazar alanlarında, çadırlarda yapan arkadaşlarımız var. Açıkçası ben çok uygun bulmuyorum. Bursa’nın bu tür organizasyonların yapılabileceği bir mekana ihtiyacı var. Bursa nüfusunun yaklaşık yüzde yetmiş beşini Bursa’nın dışından gelmiş insanlar oluşturuyor. Biz federasyon olarak herkese eşit mesafedeyiz. Biz, bu şehri yöneten gerek mülki amirlerle, gerek yerel yöneticilerimizle ilişkilerimizi belirli bir seviyede tutma gayretindeyiz. Konuşmamın başında da bahsettiğim dernek enflasyonu yaşanması nedeniyle belediyelerimizin, valiliğimizin kapısına 3-5 masa, sandalye için gitmişler. Onlar da biz de aynı statüdeyiz. Ancak keskin bir gözle bu analiz yapılabilir. Biz bu zamana kadar kendimiz karşılayamayacağımız hiçbir şeye soyunmadık. Hiçbir devlet kurumunun kapısına derneklerimiz ve federasyonumuz olarak gitmedik. Bizim ilişkimiz onların başarılı olması yönünde ne katkı koyabiliriz şeklinde. Biz Samsunlular olarak ancak hemşerilerimizin yoğun yaşadığı yerlerde problemler yaşanabiliyor. Buraların genel problemlerini çözmek açısından onlara bir talepte bulunabiliriz. Bireysel, federasyon ve dernek olarak bugüne kadar hiçbir talebimiz olmadı’’ dedi.