Çok şükür. Nihayet Ayasofya da ibadete açıldı. Camiye dönüştürülme kararı alındı. Aslında bütün kiliseler, havralar da cami olsa ne güzel olurdu...

İstanbul'un fethinden sonra camiye dönüştürülen Ayasofya'da, İslam inançlarına göre ibadete uygun hale getirilmek için içindeki bütün fresklerin, figürlerin üstü kalın bir sıva tabakası ile ya da badana ile kapatıldı. 500 yıl kapalı kalan bu sanat eserleri 24 Kasım 1934 tarihinde alınan bir karar ile müze statüsüne çevrilen Ayasofya'nın duvarları kazınarak tekrar insanların beğenisine sunulur hale getirildi.

80 yıldır Ayasofya, bütün insanlığın ortak mirası olarak herkese açık bir sunumda idi.

Bütün insanlık için çok önemli bir tarihi eser idi. Yine öyle olacak ama şimdi çok merak ettiğim bir konu var.

Bütün bu güzellikler, freskler, figürlerin tekrar üstü örtülecek mi? Bir İslam ibadethanesi olacağına göre, böyle olacağını düşünüyorum.

Ayasofya'da yalnız freskler yok ki... Ayasofya'da bir kapı var. O kapının üst pervazında bir tabut var.  Bilirsiniz, Konstantin'in kızı hastalanmış, kâhinler kızın öleceğini ve bir yılanın tabuta girerek kızın gözlerini yiyeceğini Konstantin'e bildirmişler. Konstantin deliye dönmüş. Çok sevdiği biricik kızının ölümüne mi üzülsün, gözlerini bir yılanın yiyeceğine mi üzülsün... Ne yapacağını şaşırmış ve karar vermiş. Sevgili kızının ölüsünü toprağa gömmeyecek. Metalden bir tabut yapacak. Ve tabutu Ayasofya'nın iç kapılarından birinin üst pervazına koyacak. Yılan metali delemez ya!..

Ve kızının ölümünden sonra bu düşüncesini gerçekleştirmiş. Başına da gece gündüz bekleyen ve gözlerini tabuttan ayırmayan nöbetçi askerler dikmiş. Nöbetçi askerler yılanı görünce hemen öldürecekler… Ama bir sabah bakmışlar ki kapının üstündeki metal tabutun bir başucunda, bir de ayakucunda iki delik var. Ayakucundaki delik ufak. Ama başucundaki delik daha büyük. Anlamışlar ki yılan tabutun ayakucundan girmiş, kızın gözlerini yemiş ve karnı şişmiş olarak başucundan çıkabilmesi için daha büyük bir delik açarak çıkmış gitmiş. İster doğru, ister efsane olsun.  Bu inanç Ayasofya'nın duvarlarına, taşlarına, gelen ziyaretçilerin beyinlerine işlemiş.

Ayasofya'da alt avluda bir sütun var. O sütun üzerinde bir sarı pirinç levha var. İnsanlar sağ ellerini başparmaklarını o metal levhaya değdirerek ellerini döndürüyorlar ve dilek diliyorlar. Öyle ki, o kalın levha başparmak baskısından delinmiş. Neredeyse o deliğe bir el girecek. Batıl inanç diyeceksiniz. Ama o levha da oradan sökülecek mi? Sanıyorum oralarda da namaz kılınacak. Olmaz... O levhanın önünde namaz kılınamaz. Yok, edilmesi lazım...

Ayasofya'da asla açılmayan bir kapı var. O kapının hikâyesini anlatmak istemiyorum. Ne kadar doğru; onu da bilemiyorum. Ama o kapının arkasında bir inanç var. O inanç nasıl yenilecek?

Ayasofya’nın içinde tabandan kubbeye doğru çıkan bir yol var. Taş bir yol. Bir labirent. Tavana doğru yükseliyor. O labirentin yapımında çok büyük mermer taşlar kullanılmış. Ama alttan hiç desteklenmeyen büyük, kalın taş levhalar… Ben o labirente girdim. Sonuna kadar. Döne döne yükseğe çıkıyorsunuz. Resmim bile var orada. Ürpertici… Nasıl konmuş o taşlar üst üste? İçinde demir yok, beton yok. Binlerce yıldır duruyor. İnsanlar orayı görmek için karanlık demeden, yokuş demeden tırmanıyorlar. Orası da kapatılacak mı?

İkinci katta bir fresk var. Altın mozaiklerden yapılmış bir fresk. İsa resmedilmiş. Salonun neresine giderseniz gidin. Dönüp baktığınızda İsa size bakıyor.

Ve daha o kadar çok ki yazılacak şeyler. Akıllarda kalan... Sanırım, tavan avizelerini değiştirmezler. O avizeler o kadar çok Bizans’ı yansıtıyor ki!..

Kaç kez gittim müze iken.  Aklımda daha pek çok görsel... Hikâye...

Ve… Tarih…

Ne diyelim... Madem ki karar verilmiş. İbadethane olacaktır.

Ve İslam inancına uygun bir ibadethane.

Ve 24 Temmuz 2020 Cuma günü ilk ibadet cuma namazı olarak eda edilecekmiş.

Hayırlı, uğurlu olsun.

Ülkemize bereket getirsin.

İnsanlar bunca maddi sıkıntı içindeyken, belki yüreklerine biraz ferahlık gelir ve yaşama biraz daha umutla tutunurlar.