Çevre kirliliğinin sebebi  sanayi bölgelerinin şehrimizin hemen yanı başında açılması ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğunu siz değerli okurlarımız takdirine bırakmak isterim. Lakin şehirleşme anlamında ülkemizin maalesef Avrupa ülkelerinin ardında kaldığını belirtmek isterim.

Neden ülkemiz de gelişmiş ülkeler gibi bir bölgenin yaşayabileceği alan; 50.000 kişilik nüfusa uygun altyapı , hastane ve yerleşim alanlarının bu düzene uygun yapmamaktadır.

Bizde ise tam tersi olmakta bir yerde planlama yapıldığı taktirde yapılan planlamada 1/5.000 planda ve 1/1.000 planda kac kişinin yaşayacağı nüfus planı yapılmaktadır. Ancak belediyelerin emsal artışlarıyla beraber bu yaşam alanlarında nüfus sayısı her geçen gün daha da artmaktadır. Buna paralel olarak 100.000 kişinin yaşayacağı yerlerde 130.141 kişi yaşadığı zaman yaşam alanı kısıtlaması buradan başlamaktadır.

Yapılan yanlış planlamaları bir örnekle sizlere anlatmak isterim:

Bursa Organize Sanayi Bölgesi şehrimizin tam ortasında kalmaktadır.

Bursa Oganize Sanayi Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Organize Sanayisi olma özelliğini taşıyor. 1961 yılında faaliyete başlamış olup; aradan geçen 59 yıllık süre içinde sanayi konutlarının ortasında kalmıştır. Bunlar gözardı edildiği taktirde gelecek nesillerimiz sanayinin içinde yaşamaya devam edecektir. Güzel bir çevre düzenlemesi planı ile sivil toplum kuruşlarının yöneticilerinin  sanayi merkezi için yaptığı güzel çalışmalar da konut ve sanayi bölgelerinin ikiye ayrılması gerektiğini vurgululadıklarını belirtmek isterim.

Sanayi bölgesi bir ilçede olmalı ve konutlarla  arasındaki mesafenin 20 km olması  gerektiğini kendi kanaatim ve tecrübelerimle belirtmek isterim.

Her geçen gün büyüyen şehirlerde hava kirliliğinin arttığını;geleceğimize, çocuklarımıza daha iyi bir  yaşam alanı bırakmak için temiz bir çevre için çalışmaların hızlı bir şekilde yapılmasını temenni ederim. Hepinizi saygı ve sevgiler selamlarım.