​​​​​​​Anlatacağım olay 9 Mayıs 2013 tarihinde kabul edilen bir tasarı ile Anonim şirkete dönüşen PTT ile ilgili.

Ama Kamu İktisadi Kuruluşu olduğu döneme ait.

Anonim şirkete dönüşmeden önceye ait yani…

Biliyoruz ki PTT 2013 yılında ‘Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi’ olarak yeniden yapılandırıldı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda kabul edilen Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısının kabulü ile PTT AŞ’nin kuruluşu, yeniden yapılandırılması, posta hizmetlerinin serbestleştirilmesi ve rekabete dayalı esasların yaşama geçirilmesi süreci başladı.

İyi ki de başladı…

Ardından da 6 Şubat 2017 tarihinde de Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile PTT’nin devlete ait bütün hisseleri, Türkiye Varlık Fonu’na devredildi.

Ve özel sektör mantığı ile rekabet esasları çerçevesinde bu gün etkinliğini sürdürmekte.

 

PTT’nin özel sektör mantığı ile çalışmadığı dönemlere ait anlatacağım olay…

Başımdan geçen olay…

2010 Anayasa halk oylamasıyla Askeri Yargıtay ve Askeri Mahkemeler ile birlikte ortadan kaldırılan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne 12 Eylül mağduriyetim ile ilgili bir dava açmıştım.

Bölge İdare Mahkemesi kanalıyla yaptığım bu başvuruda dava masrafı olarak da bir miktar para ve iletişim-posta giderleri için de 14 adet 5 liralık, 4 adet de 2,5 liralık posta pulu göndermiştim.

Yasanın eksik çıkması yahut mahkemenin yasayı yanlış değerlendirmesi gibi nedenlerle davayı kaybetmişim.

Ve mahkeme masrafları da bana yüklenmişti.

Haziran 2012 yılında PTT kanalıyla bana ulaşan bu sonuçla ilgili yazıda dava sonucu bildiriliyor ve posta-iletişim masrafları için gönderdiğim 80 liralık puldan geriye kalan 9 adet 5 liralık, 1 adet de 2,5 liralık posta pulu da ekte gönderilmişti.

Tamam, davayı kaybetmiştim de iade edilen bu pulları ben ne yapabilirdim ki?

Hemen oracıkta bu pulların paraya çevrilmesini istemiştim.

Bunun olamayacağını söyledi görevli memur.

Merkez PTT binasına giderek orada paraya çevrilmesini istedim, olmuyor.

Müdür beyle görüşmem de sonuç vermedi…

Satılan arabanın, buzdolabının bile belli süre içinde iade edilebildiği bir süreçte devletin bir Kamu İktisadi Kuruluşu PTT’den aldığım pulları iade edemiyordum.

Bir takım tüketici haklarından falan da söz etsem Müdür, ‘Nuh diyor, Peygamber’ demiyordu!.

İade edemedim yani…

 

O zaman bir kez daha anlamıştım PTT’nin T’sinin satılması konusunda kopartılan fırtınayı!..

Ve zamanında çok yüksek fiyatla satılacakken, devletçilik adına ama devletin zararına olacak şekilde birilerinin mahkemeye dava açarak iptal ettirildiğini ve daha sonra kuruluş teknolojisinin anlamını yitirdiğinden önceki fiyatın çok altında satıldığını…

PTT’nin P’sinin hala devlet mantığı ile nasıl çalıştığını, çalışıyor göründüğünü…

Özel sektörün aynı işi çok daha ucuza, pratik ve hızlı yaptığı bir süreçte devletin ‘postacılık’ yapmaya mahkûm edilmesinin anlamını çok daha iyi anlamıştım!

Üzerinde M. Kemal Atatürk’ün resmi bulunan, T.C. adına POSTA işletmelerinin bastırmış ve satmış olduğu pulları geri iade edememiştim!..

Yani, satılan pul geri alınmıyordu!..