Muhterem okurlarım; Yunan keferesinin menhus plânı gereği yaptığı bu soykırımı anlatırken insaniyet târihinde kara sayfaların başında gelecek olan 1963 Noel Olayları diye istikrahla hatırlanacak bu olayların üzerine düşen bir aydınlık vardır ki, o da Türkiye de fiili futbol hayatlarını noktalamış olan Milli futbolcularımızın bazıları, Kıbrıs'ta antrenör-futbolcu statüsünde Türk futbol kulüplerini antrene ediyor hem de tecrübenin verdiği avantaj ve olgunluk sâyesinde bilfiil maçlarda da oynamakta olanlar vardı. Bunlar; FB'den; Mehmed Ali Has, Basri Dirimlili, Halil Özyazıcı, GS'dan Nâci Özkaya, BJK'dan; Recep Adanır, Yeşildirekten Bülent Giz gibi futbolcularımızdı. Bunlar asker bir milletin asker doğan insanları olarak, bu vahşete teşebbüs eden Yunan keferesine karşı, antrene ettikleri Türk takımlarının maça hazırladığı talebelerini, hain saldırı olan Akritas planına karşı futbolcu talebelerini derhal bir savaş mangasına tahvil etmişler ve savunmaya başlamışlardı. Bilhassa 1929 doğumlu ve Mehmetçik lakaplı, Silistreli Basri Dirimlili Ağabey bu milis harekâtında o kadar temayüz etmiştir ki, Kıbrıs’ ta onun adına açılan bir caddenin Basri Ağabeyin vefatından sonra yapılan küşadına/açılışına, Kıbrıs’a gidip törende bulunan eski FB'li Dr. Melih Ilgaz, Canavar Burhan lakaplı gol krallarımızdan Burhan Sargın, Puşkaş lakaplı centilmenler centilmeni Ergun Öztuna Ağabey, kendileriyle 2003'de yaptığım seri röportaj esnasında bizlere duyurmuşlardı. Çanakkale şehitleri, İstiklâl harbi şehitleri ağabeylerini, 1963'de Kıbrıs Kanlı Noel katliamı olayları esnasında hatırlayarak, Milli Mücadelenin kahramanlarının vârisi olduklarını da hatırlamışlardı. İçlerinden yaşayanlara sağlık, hayırlı ve uzun ömürler dilerken, merhum olmuşlara da rahmetler niyaz edelim.

KOALİSYON HÜKÜMETİ VE BOMBARDIMAN
Kıbrıs'ta Rumlar Makarios’un devlet kuvvetlerinin takviyesiyle başlattıkları jenosidi sürdürmeye çalışırken, Türkiye’de hükümetin başında, İstiklâl harbinin Garp Cephesi komutanı İsmet Paşa seksen yaşında olduğu hâlde bulunuyordu. Dünya siyaset adamlarının ise o sırada Duayeni durumundaydı. Kıbrıs meselesinde Lozan'da, On iki ada ve Kıbrıs diye bir meselemiz yoktur diyen Paşa, 25/Aralık günü
Lefkoşanın Şimâl-i Şarkı (Kuzey doğusu) istikametinde Küçük Kaymaklı’da bulunan Türklerin evlerine saldıran, silahsız ve savunma gücünden mahrum yüzlerce, kadını, yaşlıyı ve çocuğu önüne katan EOKA işlediği hunharca cinayetlerle olayları devam ettirirken, Türk alayı bulunduğu karargâhdan ayrılmış, Şimâl (Kuzey) istikametinden Lefkoşe üstüne yürüyorken, İnönü (merhum), garantör devletlere devrin en kestirme vasıtalarıyla müşterek müdahalede bulunma teklifi ulaştırdı. Olur
cevabı alamayınca, Müdahale şartlarının 4. maddesi ne tevfikan, tek taraflı müdahaleye karar verip, ilgili devletleri de bundan haberdar etti. İsmet Paşa bu müdahaleyle Akdeniz'in ısınacağını, Akdeniz ısınmasının bütün devletleri alakadar ettiğini ve ısınmanın sirayetini önlemek için bütün cenahların diplomasiye başvuracağını biliyordu ve acil olarak tayyareleri uçurma emrini ulaştırdı ilgili yerlere...

25/Aralık gününün öğleden sonrasında saat 14.oo' te gönderilen 4 adet jet uçağımız Kıbrıs' da ki Rum'u altına ettirirken, bizimkileri de düşmüş oldukları EOKA tuzağından hemen hâlas eyliyor, dünya siyasası bakışlarını Ankara'ya tevcih ediyordu. Ama bu siyasi bakışların hiçbirisinde birkaç gün içinde vermiş olduğumuz 92 şehidi ve 475' i bulan yaralımızla ilgili tek bir kelâm etmezlerken, milletimiz ise, Kıbrıs’ta muhasara altına alınmış Türk köylerinde olan bitenden bir haber sahibi olamadığından endişeler yerini kedere bırakıyordu.
TUHAF HAL TUHAF AÇIKLAMA
Kıbrıs Anayasası aynen 1960 sonrasında bizde olduğu gibi bir Anayasa mahkemesi ihdas etmiş ve bu kurumun başında da, Alman Prof. Ernest Forshoff adlı birinin bulunması ne kadar acaibül garaib ise de, bakınız bu zâtın ifadesi de ne kadar enteresan ve adil.

Sayın Mütercimlerin; adı geçen kitabının 99. sahifesinden dercedelim: "30/Aralık/1963' de UPİ ajansına verdiği demeçte Kıbrıs'daki kanlı olaylardan Makarios'un sorumlu olduğunu söylüyordu. Bütün bunlar Makarios'un Kıbrıs Türkleri’ni tüm anayasal haklardan yoksun bırakmak istemesi yüzünden oldu. Makarios Kıbrıs Türkleri’nin haklarını açıktan yok etmeye başladığı anda şimdiki olaylar kaçınılmaz duruma geldi" demek suretiyle, Makarios'un maskesini düşürüyordu. Tabii bu zatın bir Alman olması ayrı değer taşıyor açıklamada. Hemen ilâve edelim ki; yukarıda adı geçen eserin aynı sayfasında, Yunanlı târihçi Dimitri
Kitsikis'in, Makariosu suçlar mahiyette ifadeleri kitapta. 'O zaman da bu fakir, yani ben Metin Hasırcı, Cumhurbaşkanlığına alışmış bulunması muhtemel Makarios’un, ENOSİS' ten istinkâf edip yani vazgeçip, makamın zevkini sürdürmesi cihetine yönelmiş olabilir diye düşünüyorum. Yunanlı Târihçi Kitsikis, Papazı bundan dolayı suçluyor diyebilir miyiz? Bilemiyorum! Günümüzde ise Akdeniz’e çevrilmiş bakışlar sonunda ne olur? Temennimiz zaferyab olalım İnşaallah.
Fiemanillah