Son günlerde gündemimizden düşmeyen “nispi temsil ve çoklu baro sistemi” önergesi, bünyesinde 5 binden fazla avukatı barındıran illerde çoklu baroya izin veren bir çalışma. Bu da şu anki düzenlemede İstanbul, Ankara ve İzmir'i kapsıyor. Malum önerge kabul edilirse, avukat sayısının gün be gün artışı ile ilerleyen zamanlarda diğer illeri de kapsayacağı muhtemel.

             İşin bu noktaya nasıl geldiğini hepimiz biliyoruz. Fakat bu konu istisna;

            Barolar ve avukatlar, meslek ilkeleri gereği siyasal görüş bildirme konusunda özgürdür. Avukatları ve baroları siyasetten bağımsız düşünemeyiz ancak siyasi bir yapılaşmaya dönüşme ve siyasi görüş bildirme arasında çok ince bir çizgi var. Ne yazık ki son yıllarda özellikle bazı barolar, tamamen siyasi bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu da ne yazık ki aynı baronun bünyesinde bulunan, oluşan siyasal yapıya zıt fikirlere sahip avukatların barolara karşı aidiyet duygularının zayıflamasına neden olmaktadır.

Bu sebeplere dayanılarak ortaya çıkarılan yeni sistemin, daha demokratik bir baroyu öngören bir çalışma olduğu iddia ediliyor. Ancak sanılanın aksine çoklu baro, her avukatın kendi mezhebine uygun baroya üye olmasına yol açarak, alenen avukatlar ve diğer hukuk camiası arasında kutuplaşma ve çatışmaların yaşanmasına neden olacaktır. Savunma makamı, bu kutuplaşma arasında zayıflayacaktır. Savunma makamını yıkmak elbette öyle kolay değil ancak kutuplaşmaların ve çatışmaların ülkemizde ne denli bir hızda geliştiği malumunuz. Ülke de hemen her konuda bir ayrışma, kaos söz konusuyken en az ihtiyacımız olan şey yargıda ve savunmada yeni bir ayrışmanın filizlenmesi.

            Bu sebeple özellikle avukatlar arasında dayanışma duygusunun gelişmesi için temsilde adaletin sağlanması gerektiğine inanıyorum. Madem siyasal yapılaşmanın önü alınamıyor ve çoklu barolar kırmızı çizgimiz, o zaman her fikrin temsil edilmesine imkan sağlanmalıdır. Çoğulcu ve demokratik anlayışın gereği budur. Bu yolla öğrenilmesi gereken içeride ki çok sesliliğin rengini tek bir ağızdan toplumla yansıtmaktır.

 Aksi yöndeki fikirler de var ancak gözlemlerime göre, bu yöntemi reddeden çoğunluk, meclis seçimleri aritmetiğinde baraj sorununu gündeme getirerek, çoğulcu ve demokratik anlayışı savunan kitle gelgelelim bugün baroların bu yöntemle seçilmesini demokratik bulmuyorlar. Yine tutarsızlık…

***

            Açıkça ifade etmekte fayda var:

            *Barolar, Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde tanımlandığı üzere; avukatlık mesleğinin gelişimini, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını korumak ve savunmak, mesleki ihtiyaçları karşılamak gibi önemli görevleri olan kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur.

            *Barolar güçlerini, Anayasa’nın 135. maddesi ile kamu kurumu niteliğinden ve kamu otoritesinden bağımsız olmasından alır. Bu madde ile anlaşılması gereken baroların, kamu tüzel kişisi olarak nitelendirildikleri sürece çoklu baronun söz konusu olamayacağıdır.

             

                                                                                                                                                                                                     Av. Zehra Nur DALGIÇ