Aziz vatanımızın kurtuluş tarihi sayısız kahramanlık destanları ile doludur. Yurdun her karış toprağı, birlikte yaşadıkları ayrı din, dil ve ırktan insanları savunmak için canını veren kahraman şehitlerimizi bağrına basmıştır. Edirne’den Kars’a nereye gitseniz mutlaka bir hazin kahramanlık öyküsü dinler, o kahramanlara minnet ve şükran duygularıyla yaşadığınız bu günlerin kıymetini bir kez daha idrak edersiniz.

Ömer Ağa ve Rasim Ağa da bu eşsiz kahramanlardan ikisi. Marmara iskelesine indiğinizde hemen solda tarihi Merkez Camii karşılar sizi. Caminin doğu tarafında ise küçük bir şehitlik. Dikkatle bakarsanız Marmara Mermeri üzerine nakşedilmiş şu sözler ilişir gözünüze;

26 Haziran 1336 ( Miladi 1920) sabahı sevimli adamız yurdun her bucağı gibi “Kırman” denilen Yunan çetelerinin taarruzuna uğradı. Biz bir avuç Türk hiç kimsenin yardımına güvenmeyerek mukaddesatımız için vuruşa vuruşa öldük. Türk Çocuğu, sana örnek olabildi isek ne mutlu bize…

Sene 1975 Marmara Adası’nda ilkokula başlayıp okuma/yazmayı söktüğüm günlerde okuduğum ilk yazılardan biri idi… İlk okuduğumda bugünkü anlamı yükleyememiştim kendi kendime… Yıllar ilerledikçe kurtuluş mücadelemizi öğrenmeye başlamış ve yazıyı her okuduğumda bir öncekinden daha büyük anlamlar yükler olmuştum. Kaç yüz kez, kaç bin kez okudum yazıyı bilmiyorum. Ancak şunu çok iyi biliyorum ki,halen her okuyuşumun anlamı bir öncekinden daha büyük ve değerli oldu.

Ruhunuz şad, mekânının cennet olsun Ömer Ağa’m, Rasim Ağa’m… Mutlu olun. Çünkü biz geç de olsa bir avuç Türk hiç kimsenin yardımına güvenmeyerek mukaddesatımız için vuruşa vuruşa ölmenin”kıymetini çok iyi anladık. Marmara’mızın bekası için bir avuç da kalsak, hiç kimsenin yardımına güvenmeyerek mücadele etmeye kararlıyız artık. Hem de, vatanın bu cennet köşesinde sizlerin yaptığı gibi yaşayanları,din, dil, ırk, yerli, yabancı, o görüşten bu görüşten ayrımı yapmadan savaşarak... Sadece O’nun, bir tek O’nun, Mustafa Kemal’in yolundan ayrılmadan.

Tarih 25 Haziran 1930… Mustafa Kemal Atatürk,  Cumhurbaşkanı iken Marmara Adası’na kadar gelir, fakat adaya çıkmaz. Marmara’mız için şu önemli mesajı yollar. “Marmara Adası bu çevrenin mihveri olarak ele alınmalıdır. Adanın iki sahile olan merkezi mevkii, letafeti kendisinin ve kıyılarının her türlü ıslah ve tesisata müsait olması emsalsiz bir imkândır”.

Ne müthiş bir öngörü… Adaya çıkmadan Marmara’nın bu çevrenin mihveri ( ekseni, merkezi, en önemli noktası) olarak görmek… Bunu hâlâ göremeyen pek çok bakar kör var… Bize düşen sadece o dâhinin yolundan giderek öngörülerine ve tavsiyelerine sahip çıkmak olmalıdır. Yapmamız gereken tek şey Marmara Adalarımızın her iki sahile yakınlığı ve merkezi konumunun, kıyılarımızın güzelliğinin ve her türlü düzenlemeye uygun olmasının paha biçilmez bir imkân olduğu bilinci ile var gücümüzle çalışmaktır.