Güzel ve etkili konuşmak, bir süre sonra hırs yapar, hırs büyüdükçe şehvete dönüşür.

Canı çeker, sürekli konuşmak ve konuştukça karşıdakilerin etkilenmesini ister ve bekler. Bu hırsın arttıkça konuşmak ve daha da konuşmak ister. Çok konuştukça karşıdakilerin üzerindeki etki azalır. Bu kez hırs kendi içine döner ve kemirmeye başlar. İç sorgulamalar yapar. Sorgulamalar artar ve daha fazla etkili söz için yöntemler arar. Netice, yeni söylenecek sözler aklın ve temayülün sınırlarını zorlar. Bu tür sözler belli bir dönem karşıdakini etkilese de sonu gelmez bir uçuruma yuvarlanır gider. Nihayet kendi kendini yer bitirir.

Her insan böyledir aslında. Güzel konuşmak ister, konuşurken dinleyenlerin etkilendiğini hissetmek ister. Karşıdakini etkilediğini görmek kişiye haz verir. Bu haz işte bir çeşit şehvettir. Bu hazzın tadını aldı mı insan sürekli ister. Çünkü haz bedene uyuşturucu gibi gelir, bir kez alıştı mı sürekli fazlasını ister. Sonunda da kendi bedeni o uyuşturucuya teslim olur. Bu hazza, bu konuşma ve etkileme hevesine, bu şehvete en çok da ilim adamları düşer. Bilim adamları ve din adamları düşer. Hele günümüzün iletişim çağı olması ve kendi söylediklerinin çok kısa sürede büyük bir kitleye anında ulaşabildiği ve bir anda takdir edilme fırtınasına tutulduğunu gördüğünde, büyük hazza erişir ve o hazzı bir daha bırakmak istemez insan. Hele az biraz bilgisi ve ilmi var ise ve bunun anlattıkça insanların etkilendiğini görürse değme keyfine.

Bir diğer şehvet yolu ise şöhrete açılan tüm kapılardır. Kimisi güzel ses ile şarkı, türkü, kimisi oyunculuk yapar. Hele bu özelliklere bir anda sahip olan biri ise, günün sonunda kendisine verilen değer sadece elindeki yeteneğe ise işi zorlaşır o kişinin. Yeteneğini artırmaya çalışırken boğulur ancak elindeki şöhreti de kaybetmek istemez. Sonuç tabi ki hüsran olur. Bu tür sanatçılar genellikle ya uyuşturucu bataklığına düşer ya da alkol. Ama vardıkları nokta kendilerine verdikleri zarardır. Kısa zamanda elde ettikleri şöhret onlara belli bir haz yaşatmış ve şehvet gibi arzuları tatmin etmiştir. Ancak elinden gittikçe bu kez kendini yiyip bitirmeye başlar.

Bu tür hazlara genellikle hızlı yükselen belli bir tabanı olmayan aniden ortaya çıkıp meşhur olan kişiler düşer. Bunlara örnek çoktur, ülkemizde isim isim saymak da mümkündür, ancak bazıları ölüme vardığından dolayı arkasından konuşmak olur. Söylemeye de gerek yoktur, bilen bilir zaten.

Bir diğeri ise cinselliktir. İnsan fıtratında vardır bu. Bu aslında yeme içme gibi bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç aslında elzemdir ve insan neslinin devamını sağlamaktadır. Daha da ötesi bu şehvet sadece insanda değil, hemen tüm hayvanlarda da vardır ve bir maksada matuftur. Neslin devamı, hayvanlar için de elzemdir. Onlar da belli zamanlarda karşı cinslerine şehvet duyguları hisseder ve cinsler birleşir ve yeni bir nesil dünyaya gelir.

İnsanoğlu bu duyguyu da yerinde kullanmaz. Yanlış yerlerde kullanır. Yanlış zamanlarda kullanır. Hâlbuki bu duygu hayvanlarda insanlara nazaran çok daha şiddetlidir. Ama hayvanlar kendilerine tayin edilen sınırların dışına asla çıkmazlar. Örneğin, bir aslan bir ceylan ile cinsel ilişkiye girmez. Ya da Aslan kediye, asla bu anlamda dokunmaz. Hele Aslan gücü yetse de çok daha farklı ve zayıf hayvanlara cinsellik manasında asla ilişmez. Böyle bir alçaklık ancak insanda var.

Pedofili denen, çocuklara karşı duyulan istek, erkeğin erkeğe duyduğu istek, kadının kadına duyduğu istek, gücü yetenin kadına, çocuğa zorla yaptığı tacizler, sadece ve ancak insanda vardır. Bu yüzden insan hayvandan daha alçaktır. Oysa bu duygu sadece neslin devamı için var idi. Ve üstelik bu tür duyguyu tatmin etmenin meşru ve helal yolları da var iken ve tüm insanlık tarafından kabul görmüş evlilik kurumu var iken insan…. insan… insan…

Nice çirkeflik, nice alçaklık, söylemeye diyemediğimiz, daha nice kötülükler sadece insanlarda vardır. Bu insanlara ne oluyor ki bu kadar kötü olabiliyor? Ne oluyor ki dünya kurulalı beri, ne kadar kötülük, çirkeflik, alçaklık var ise hep insanda, hep insanda... Oysa insan bu dünyanın sahibi ve nizam verenidir. Kendisi nizamı bozarsa kim düzeltecek?