Bu köşe benim olduğu kadar okurlarımın da.

Bu gün dostluklarıyla onurlandığım iki okurumun; Sevim Makinacı ve Vedat Sezer’in eğitim konulu düşüncelerini yayınlıyorum.

*************************

Geçen hafta yazdığım; ‘’Korona Günlerinde Öğrenci Ve Ebeyn Olmak” başlıklı yazım üzerine sınıf öğretmeni Sevim Makinacı bana bir ileti yolladı. Değerli eğitimci Sevim Makinacı’nın dile getirdiği özel eğitim konusu önemli.

Sizi Makinacı ile baş başa bırakayım.

 ‘’Sınıf öğretmeniyim. Bir yıl önce Milli Eğitimin açmış olduğu Özel Öğretim hızlandırılmış kursuna katıldım. Almış olduğum sertifika ile Yıldırım bölgesinde özel eğitim rehabilitasyon merkezinde çalışıyorum.

Bu okullarda özel gereksinimli bireyler bire bir ve ya gurup dersleri alırlar.

Yıldırım ilçesinde bu okullarımızdan 20 tane var ve öğrenci mevcutları çok fazla.Günde en az 120 öğrenci geliyor, veliler hariç.

Bu öğrenciler özel öğrenme, dil, konuşma; dikkat eksikliği; ortopedik bedensel yetersizlik; işitme, görme, hiperaktivite bozukluğu; süreğen hastalık; öz bakım becerilerini yapamama; zihinsel yetersizlik gibi özelliklere sahiptirler. Ve yakın temas olmadan asla ders yapılamaz.

Bütün okulların kapalı olup da rehabilitasyon merkezli okulların açılmasının amacını anlamış değiliz.

Normalleştik mi? Kime göre ,neye göre, kim için?

Endişeleri, kaygıları olmadan yaşamak, geleceğe güvenle bakmak, sağlığı tehdit altında olmadan yaşamaktır.

Bu çocuklar normal olmak için geldikleri bu kurumlarda bu şartlar altında ne kadar sağlıklı normalleşebilirler ki.

Vaka sayıları her geçen gün artarken bizler korkuyla yaşamak istemiyoruz. Gelen öğrencilerimizin ailesinde çevresinde hasta olup olmadığını hatta kendilerinin bile durumlarınıbilmiyoruz. Bu yüzden kurumda çalışan herke risk altındadır.

Milli Eğitim Bakanlığına, Sağlık Bakanlığına, Cimer’e sürekli şikâyetler dile getirildiği halde önemsenmiyoruz. Verdikleri cevap hala, ‘’değerlendiriyoruz’’ oluyor.

Biz çalışanlar hepimiz; kapatılmasını,  gerçekten normalleşince acımasını talep ediyoruz.

Sağlık herşeyden önemlidir.’’

Umarım bir çözüm bulunacaktır.

 

ÇELEBI MEHMET ORTAOKULU

Kimya ve metalürji mühendisi, dostum, Vedat Sezer’e gelirsek; Sezer’in duyarlılığı mezun olduğu okuluna ilişkin.

Sevgili Vedat der ki:

‘’Menemen'deki devrim şehidimiz Öğretmen Asteğmen Kubilay'ın da okulu olan; yıkılmış Çelebi Mehmet Ortaokulumu, geri istiyorum!

Bursa merkez ilçelerinde 18 okul, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle 6 ay önce ani bir kararla yıkıldılar. Öğrencileri başka okullara paylaştırılıp devredildi. 6 aydır bir sürü maden, inşaat, iş yeri vb, çalıştırılırken, bu okullara ait araziler boş bekletiliyor. Önümüzdeki yarıyıl o okulların yüküne, mevcut öğrenciler ve aktarılan öğrencilerin yanısıra bir de, yeni okula başlayacak öğrencilerin yükü gelecek! Yeni devlet okulu yapılmadığı gibi, yıkılan okulların bos arazilerine de, tek kazma dahi vurulmuyor.

İpekçilik Caddesinin üst kısmında sağdaki boş ve büyük alan, eski Çelebi Mehmet Ortaokulu'nun bulunduğu alandır. İlk yapıldığı hali, 1980’lerde yandığından bir revizyon geçirmiş;  sonra lise olarak devam etmiş. Ardından bu Şubat/Ocak da Bursa'daki diğer 17-18 okul gibi depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle paldır küldür yıkıldı. Tarihi kapısı, Kubilay in büstü ne var ne yok yerle bir oldu! Ben, bu okulda okudum Çelebi Mehmet Ortaokulu'nun müstesna ve münevver öğretmenleri yetiştirdi bizi. Tarihi anlamı büyük olan okulumu, hatıralarımı geri istiyorum.’’

*************************

Vedat Sezer dostum; seni o kadar iyi anlıyorum ki.