Yazlık evime geldim. Benim için yaz bu yıl yeni başladı.

Daha doğrusu henüz başlamadı. Ne bir çay bahçesine inebildim, ne parktaki çay ocaklarında bir bardak çay içebildim. Ne deniz kıyısında yürüyüş yapabildim... Sadece üç katlı evin içinde merdiven inip çıkmak sureti ile şahane egzersiz yaparak, fazlalık eşyaları nerelere yerleştirebileceğimi gözlemlemeye çalıştım. Bazılarını tıkıştıracak yer buldum tabii. Yerleştirdim ve geçtim karşısına bir bakayım dedim. Nasıl duruyor?  Hiii!.. Oldu bu iş. Olmasına da ben gerektiği zaman buraları nasıl temizleyeceğim?

'' Olmadı '' dedim. Başka yer bulmak lâzım. Yer Yok... O zaman fazlalıklar çöpe.

Topladım... Topladım... Bir yığın.

Cam şişeler, zeytin zamanı çıkan yağı koymak için biriktirilen pet şişeler… Başka plastikler. Poşetler… Yanlış anlamayın. Çöp biriktirme huyum yok. Bunlar bize hep lazım oluyor. “Sakla samanı gelir zamanı” deyip kenara özenle ayırıp biriktirdiğim işe yarayacak şeyler. Soba tutuşturmak için asla atmadığım, poşetlere biriktirdiğim kâğıt atıklar. Kömürlükte çalı-çırpı. Orası da dolu kapıya kadar. Zaten yaz günü içeri girebilmem mümkün değil. Kapı ağzı Hira mağarasının ağzı gibi. Kalın örümcek ağı ile kaplanmış. Daha yaz gelmeden tertemiz yapmıştım oysa. Yok... Böyle olmayacak. Bunların hepsinin atılması gerek. Kolları sıvarsın. Naylonlara sarıp, poşetlere doldurup, bazen yerde sürükleyerek, bazen tırmıkla balya yapıp çekerek çöpe taşırsın...

Peki, şimdi bunları çöpe attık da ne oldu? Bir tarafta çirkin birikinti; bir taraftan First Lady Emine Erdoğan'ın desteklediği SIFIR ATIK PROJESİ… Bu projeyi destekliyorum. Bunca geri dönüşebilecek materyal, güzelim ovalara, dağlara, su havzalarına dökülüyor. Hem kötü kokular, hem kötü görüntüler, hem üreyen gaz dolayısıyla patlama ve yangın tehlikesi. Hayır, bunlar mutlaka ekonomiye geri kazandırılmalı.

Nasıl olacağına benim aklım ermez. Uzmanları bilir. Ama sonuçta olabileceğini biliyorum. Elâlemin ülkesi, yemek artıklarından bile enerji üretip kışın seraları ısıtıyor da bizde neden olmasın? 80 milyon insanın ürettiği çöp, nelere dönüşmez ki!

Bir tarihte Doğu Anadolu'ya gitmiştim. Kars'ta ANİ HARABELERİ’NİN girişinde Kars köylüsünün evleri vardı. Kocaman bahçe içinde. Bahçe duvarları avlu gibi sarılıp yükseltilmiş. Dikkatle bakınca, duvarların avuç avuç tezekten örülüp kurutulmuş olduğunu gördüm. Mayıs sonu güneşi görünce kokusunu salmaya başlamış. Benim de öyle dikkatimi çekti zaten. Duvarların yarısı da parça parça koparılmış gibi.  Sordum:  Neden tezek?

- Biz kışın bunu yakıp ısınıyoruz, dediler.

Düşündüm.

''Geri dönüşümlü inek tersi... ''

Olur mu? Olur… Elâlem yemek artıklarından kalorifer gazı üretebildiğine göre bizim kaliteli inek tersimizin ısı verimi açısından nesi eksik? Daha kaliteli doğal gaz üretimimiz olabilir. Ya da... Neyse. Uzmanları bilir demiştik.

.....

Çöp bidonlarının başına atıklarıma bakıp düşünüyorum.

Marmara Belediyesi?

Belki bir gün Marmara Belediyesi de bu konuyu ele alacaktır. Benim bu pet şişeler geri dönüşüme...

Kâğıt atıklarla o zaman soba tutuşturmam. Çünkü bilirim ki kaynağında ayrıştırılarak daha verimli alanlarda kullanılacak.

Demir-metal atıklar... Eskici geçse diye beklemem. Bilirim ki belediyem onları faydalı değişiklikler yapacak yerlere ulaştıracak.

Her sokağın başına koyduğu minik kutularda atık piller toplanacak. Hem halk sağlığı açısından, zararlı gazlar yaymayacak, hem de insanlar yokuş aşağı inerken yere atılmış bir pilin üstüne basıp düşme tehlikesi geçirmeyecek. Başıma geldi biliyorum. Çevik davranmasam ya kalça kemiğim kırılacaktı, ya kolum. Yine de birkaç gün bel ağrısı ile gezdim. Tadını bilirim.

Yani... Diyorum ki: Geri dönüşümlü atık toplama projesi...

Daha iyisi:

SIFIR ATIK PROJESİ.

Destekliyorum.