Özel Haber / Batuhan Ersek 24. Dönem Bursa Milletvekili, Gelecek Partisi Kurucusu, PYK Üyesi-Ulaştırma ve Altyapı Politikaları Başkanı Mustafa Öztürk,On TV’e özel açıklamalarda bulundu.

24. Dönem Bursa Milletvekili, Gelecek Partisi Kurucusu, PYK Üyesi-Ulaştırma ve Altyapı Politikaları Başkanı Mustafa Öztürk, On TV'de Yeni Marmara Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Efe'nin konuğu oldu. Program kapsamında Gelecek Partisi gündeme geldi. Orhan Efe’nin “Ak partiye girmenize kim vesile oldu? Bu süreç nasıl gelişti ve niçin başarılı bir bürokrat siyasete girdi?” diye sorması üzerine Öztürk, “Aslında girmedim ben uzun süre direndim.  Hem 2007 hem de 2009 da teklifler geldi. Özellikle 2009 da yerel seçimlerde Belediye Başkanlığı gibi. Herkesin görevi var. Ben sevdiğim bir meslekte çalışıyorum elhamdülillah başarılı ve güzel işler yaptık. Ben buradan memnunum ve ben burada hizmet etmek ve üretmek istiyorum dedim ve uzun süreler girmemiştim. Maalesef Telekom özelleşti o günlerde de uyardım. Telekom yanlış yönetiliyordu ve yeni bir bölge yapılandırılmasına geçince ben Bursa’ya hizmet etmek istediğim için 2003 yılında Ankara Bölge Müdürlüğü’nü reddettim. Bana yönetim kurulundan teklif edildi. Bunun şahitleri de vardır. Biz görev reddederken bir baktık ki 2009’da tekrar bölge yapısı oluştu. Bursa’yı bölge yaptılar bizi bölge müdürü yapmadılar. O zaman Kocaeli’ne gönderdiler. Sebepleri biliyoruz çok önemli değil onlar ama orada da güzel hizmetler yaptık. Çok güzel dostlar tanıdık. 2009 da Kocaeli’ne gidip 2011 seçimleri gelince demek ki bizim de buramıza kadar gelmiş arkadaşımın da tavsiyesi üzerine ben başvurumu yaptım” şeklinde cevap verdi. Ak Parti’ye olan itirazları hakkında konuşan Öztürk, “Bazı arkadaşlarımız maalesef hiç yakışık olmayan bazı sıfatlarla bize hakaret etmeye çalışıyorlar biz onlara izin vermeyiz. Hem hukuksal hakkımızı ararız hem de cevap veririz. Bir kere ben siyasetin içinde hiçbir beklenti içinde olmadım. Dün olmadım bugün de olmam yarında olmam. Benim için siyaset bir araçtır amaç değildir. Ben mesela 2015’te Davutoğlu ilk Başbakan olduğu zaman liste dışı kalmış bir insanım. Bir dönem daha çalışmayı arzu ederdim. Ama 2. dönemden sonra Milletvekilliğinin beni çok saracağını da zannetmiyordum. Orada umduğumu bulamadım. O yüzden kaldı ki iktidar partisinden ayrılıp bir partide kurucu olmak, risk almak, taşın altına elini koymak birçok baskıya karşı direnmek, göğüs germek kolay bir şey değil. Bunu herkes bilir ama siyaset kavga da değildir” şeklinde konuştu.

“BURSA’DA TAŞIN ALTINA ELİMİZİ KOYDUK”

1965 yılında Bulgaristan’da doğduğunu belirten Öztürk, “3 yaşında turist olarak Türkiye'ye göç eden Bursa'ya yerleşmiş bir ailenin çocuğuyum. İlkokulu Davutkadı’da bitirdim. Ortaokul ve liseyi Bursa İmam Hatip Lisesi’nde okul birinciliği ile bitirdim. Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik Haberleşme Mühendisliği Bölümü’ne gittim. Mühendislik eğitimimi aldıktan sonra 1989 yılında kamu görevine başladım. Bizim mesleğimiz ile ilgili PTT vardı. Benim de son sınıflarda derslerimin çoğu haberleşmeydi. Dolayısıyla biz PTT’de başladık milletvekili olana kadar değişik kademelerde Türk Telekom’da görev yaptım. En son Bursa’da 7 yıl, 2 yılda Kocaeli’nde İl Müdürlüğü yaptıktan sonra 2011’de Milletvekili oldum. 24. dönemde milletvekilliği yaptım. Bu arada çok önemli görevler aldık. Bir tanesi Sanayi Ticaret Enerji Tabi Kaynaklar Komisyonu katip üyesiydim. 4 kişiden bir tanesi bendim. 4 yıl Bulgaristan dostluk grubu başkanlığı yaptım. 4 yıl 24 defa gitmişim bu da 2 ayda bir demek. Bunun 4-5 tanesini resmi, diğerlerinin hepsi kültürel ve sosyal faaliyetler için gidilen ziyaretler oldu. Bu arada 1.5 yıl NATO parlamenter asamblesi üyeliği yaptım. NATO toplantılarına katıldım ve Türkiye’nin tezlerini orada savunmaya çalıştık. Çanakkale ve Bilecik koordinatörlüğü yaptım. Bursa’da da hemen hemen bütün projelerde taşın altına elimizi koyduk ve sorumluluk aldık, milletvekilliği döneminde hizmet ettik. 2015'den itibaren milletvekilliğini bıraktık hemen hemen aktif siyaseti de kenara bırakıp ihtiyaç olduğu zaman o dönemde partimize destek verdik. En son yerel seçimlerde de destek verdik. Biz Bursa’yı tanıyan biriyiz en azından vicdanı olan arkadaşlarımızın seçilip Bursa’ya hizmet etmesini düşündük. Ama maalesef Bursa’da yeterli hizmetler yapılamıyor. Bu arada Okan Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesi İşletme Bölümü’nde yüksek lisans yaptım. Birçok sivil toplum örgütünün de kurucusuyum. Memur-Sen, Birlik Haber-Sen, BİHMED, vakıflar ve derneklerle ilişkimiz, sosyal faaliyetlerimiz devam etti. Şu anda da Balkanlar Kültür ve Yardımlaşma Derneğimiz var. BALKANDER olarak özellikle Bulgaristan olmak üzere Balkanlara kültür ve eğitim hizmetlerimize devam ediyoruz.  Arkadaşlarımız ile birlikte güzel çalışmalar yapıyoruz. Aslında siyasete ara vermiştim çokta dönmeyi düşünmüyordum. Ama Türkiye'ye baktığımız zaman iyi yönetilmiyor. Gelecek nesillere çok kötü bir miras bırakacağız. Sadece maddi olarak söylemiyorum. Bizim yıllardır inandığımız adalet, fikir özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, şeffaflık ve kul hakkı gibi birçok alanda gerçekten kötü bir miras bırakma noktasına gidiyoruz. Taşın altına elini koymak gerekiyordu. Alternatifler üretmek gerekiyordu. Kaldı ki mevcut siyasi yapı partili cumhurbaşkanlığı sistemine geçildikten sonra ittifaklar döneminin oluşması ve artık sadece partilerin değil ittifakların bile tek başına şu andaki itibariyle yüzde 50 +1 alma şansı olmadığından dolayı yeni söylemlere, yeni stratejilere bilgiye dayalı, istişareye dayalı söylemlere ihtiyaç var. Dolayısıyla çoktan beri düşünüyordum böyle bir ortam oluşunca biz Türkiye’ye yeni bir umut olmak üzere bir siyasi partiye destek olalım. İnşallah Türkiye’ye umut oluruz” şeklinde konuştu.

 

 

“İNANMADIĞIM BİR ŞEYİ YAPMADIM”

Ak Parti içinde olduğu dönemde de itirazları olduğunu belirten Öztürk, “O zamanlarda da bu sıkıntılar vardı. Ben mesela bir enerji kanunu engelledim. Türkiye’de siyaset bakanlar üzerinden gidiyor. Bursa’da milletvekillinin ne yaptığını bilen çok yoktu. Biz belli konuları dillendirdik. Ben Doğanbey TOKİ’ye açık ve net bir şekilde görüşünü söyleyen bir insanım, olmaz böyle bir şey. Tabi ki bir partinin disiplini var. Ben bu eleştirileri yaptım o yüzden ben dışarıdayım zaten hazmedemediler. Hep düzelir mantığıyla devam ettik. Ahmet Davutoğlu da bu mantıkla gitti. Hatta istifa aşamasına kadar bir zeytin dalı uzatılır da problemlerimizi, dertlerimizi ve Türkiye’yi konuşuruz da Türkiye’yi zaman kaybettirmeden bu birikim ile daha ileri nasıl taşırız diye düşündü. Bazen sesimiz çıkmıyor ama ben dile getirdim. Bursa Teknik Üniversitesi meselesinde dağın tepesine taşıyorsunuz, ÇED raporunun nasıl değiştiğini biliyorum. 2 bakan ile de görüştüm ve bu konuyu dile getirdik. Sesimiz az çıkmış olabilir parti disiplini içinde farklı bir metot izlemiş olabiliriz. Ama ben şahsen inanmadığım bir şeyi yapmadım doğru bildiğimi de söylemeye gayret ettim. Siyasetin kaynağı şeffaflaştırılmadığı müddetçe bu problemleri yaşayacağız. Parti ayrımı yapmıyorum iktidar meselesi de demiyorum. Şeffaflık yasası çıkaralım, siyasi ahlak yasası çıkaralım. Bunlar hep problem. Ahmet Davutoğlu ilk göreve geldiğinde siyasi ahlak ve rant yasası çıkaralım dedi. Kendisine sen il ve ilçe başkanı bulamazsın dendi. Biz Gelecek Partisi’nde kurucular dahil hatta tüzüğümüzde de var il ve ilçe başkanları mal varlıklarını açıklasınlar diyoruz. Sayın Davutoğlu bunlara karşı çıktı fikir özgürlüğü eksikliğini gördü.  Ak Parti’nin ilk 2 döneminde 2010 yılına kadar bir özeleştiri vardı. Grup toplantıları tartışma ile geçiyordu ama bu gitti artık. Ekonominin geldiği durum, gelir dağılımındaki adaletsizlik gibi sıkıntılardan dolayı birçok aile intihar etti. Türkiye üretmiyor. Üretmeyince ekonomi bozuluyor. Ekonomi bozulunca istihdam sağlanmıyor. İstihdam işsizlik demektir. Bugün genç ve üniversite mezunu işsizlere baktığımız zaman yüzde 30'lara ulaşmış. Bütün bunları gördükten sonra Türkiye’nin istişareye dayalı ehil insanlarla bilgiye dayalı yeni stratejiler üretmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

 

 

“EYT BİR PROBLEMDİR”

Gelecek partisi gerekli finansmanı nereden buldu sorusuna Öztürk, “Gelecek Partisi’nde çok kodaman para sahipleri insanlar yok. Ama gönlü zenginlerimiz de var. İş adamlarımız da var çok şükür. Gönül ve fikir birliği ayrıca ortak payda çok önemli biz burada şu anda bu ortak paydayı sağladık. Şehir Üniversitesi meselesi en çok üzüldüğüm konulardan birisidir. Biz siyasi rekabet yapacaksak Sayın Davutoğlu’nun dediği gibi gelin bunu siyasetle yapalım. Eğitim üzerinden yapmayalım” şeklinde cevap verdi. Emeklilikte yaşa takılanlar ile ilgili konuşan Öztürk, “Türkiye’de emeklilik sisteminin doğru bir düzlemde gitmediğini hepimiz biliyoruz. Biz çalışanların şartlarını iyileştirmek, onların gelir seviyesini artırmak, Türkiye’nin gayri safi milli hasılasını yükseltmek, üretimi ve ihracatı artırmak, denk bütçe kurmak, ithalat ve ihracat arasında ki dengesizliği gidermek zorundayız. Ondan sonra Emeklilerin konularını hep beraber o dönem içinde tutarak iyileştirmek zorundayız. Türkiye’de EYT bir problemdir. Ama bunu bütün ekonomik dengeleri bir araya getirip çözmek zorundayız. Böyle bir problem yok demenin bir anlamı yok. Her şeyden önce dinlemek lazım” dedi.

 

“2016’da hızlı trene binmeliydik”

Öztürk, “Ben tabi alttaki tabandaki arkadaşları kastetmiyorum. Onlar samimi gayret içinde inanarak çalışıyorlar.  Ama yönetim kademesine bakıyorsunuz siyasetin gücünü alabildiğine kullanıyorlar. Hızlı tren temeli atıldı, test merkezi bu iki dev proje olmasını beklerken henüz olmadı. Bir de Bursamıza yeni bir otomotiv fabrikası müjdemiz geldi.  Hızlı tren ve Test merkezi için o zaman il başkanımız komisyonlar kurmuştu. Belli konuları komisyonlar tarafından takip ediyorduk. Ama hem hızlı treni hem de otomotiv test merkezini ben tek başıma takip ettim. Hızlı tren ile ilgili bir toplantıya bir kere Bedrettin Bey geldi, ondan sonra hiç kimse gelmedi. Yine bir komisyon vardı Doğanbey TOKİ’nin problemlerinin çözülmesiyle ilgili yine bir kere Bedrettin Bey geldi başka kimse gelmedi. Bütün görüşmeleri hem yerelde hem genelde ben yaptım. Otomotiv test merkezinin Bursa’da kalmasının sebebi benim. Ben dosya ile gidiyordum. Hiç kimsenin elinde bir şey yok, arkadaşlarımız şaşardı. Otomotiv test merkezini anlattığım zaman kimsede ses çıkmamıştı ne zaman Bursa gündemine geldi ve Bursa da kalması gerekiyordu o zaman arkadaşlarımız devreye girdi. Bu projenin başında benim bir arkadaşım vardı. Antalya ve Bursa kalınca Bursa’da bıraktırmıştık. Hızlı trende uygulama aşamasına gelmeyen projelerin ihale edilmesi meselesi 393 milyona ihale edildi ama oradaki güzergah değişti. Ovayı böldüğü ve su alanlarına zarar verdiği için biz onu kuzeyden yola yaklaştırdık. 393 milyona tünelleri bile bitiremedik.  Bu ihaleleri yapmak zaman aldı. Ondan sonra da Türkiye ekonomik krize girdi. Normalde 2016’da bizim hızlı trene binip Ankara’ya gitmemiz gerekiyordu” açıklamasını yaptı.