Çeşitli tanımlamalarını yapmak olası olsa da siyaseti, belli bir toplumda çatışma halinde olan düşüncelerin uzlaştırılması faaliyeti olarak tanımlamak en açıklayıcı olanı gibi geliyor bana.

Siyaset tarihine bakıldığında insanın ortaya çıkışı ile birlikte siyaset; binlerce yıl yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi ile yönetsel gücün elde tutulması davranışlarına yön vermiştir.

Siyaset topluma hizmet araçlarının en önemlilerindendir.

Siyaset, ciddi bir iştir aynı zamanda...

Yine siyaset, tüm dünyada, siyaset ve siyasetçi, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarındandır.

Demokrasilerde, partilerin ve siyasetçilerin, varlıklarının nedenidir siyaset.

Siyaset, sorun çözme ve proje üretme sanatıdır daha açık bir deyimle.

* * *

Evet, siyaset topluma hizmet için ciddi bir iş ise o halde bu saygın bir eylemdir aynı zamanda.

Ne ki, siyaset kurumu zaman-zaman bu saygınlığının zedelendiği dönemler yaşar bu ülkede.

Böyle dönemlerde "Yalan, dolan, dedikodu" tavan yapar...

Siyasetçi yalana, dolana, dedikoduya itibar eder.

Yani siyaset kurumuna en büyük zararı yine siyasetçiler verir.

Demokrasi dışı müdahaleler hariç tabii…

* * *
Siyasetin ve siyasetçinin saygınlığı önemlidir.

Siyasetçinin dün ne yaptığı değil, bu gün ne söylediğidir önemli olan.

Siyasetçi, ne söyleyeceğine olduğu kadar, ne söylemeyeceğine de dikkat etmelidir.

Siyasetçinin rakibi yine siyasetçidir, öyle olmalıdır.

Siyasetçinin muhatabı salt rakibidir, onun aile efradı değildir.

Siyaset iş olsun diye değil,  gerçekten iş yapmak, sorun çözmek, topluma hizmet için yapılmalıdır.

Siyasette taktik manevralar elbet yapılabilir.

Ama asıl amaç unutulmamalıdır.

* * *

Siyasetçi tutarlı olmalıdır yani…

Eski Fazilet Partisi İstanbul İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi, Saadet Partisi eski Genel Başkanı, Halkın Sesi Partisi (HAS Parti) kurucusu ve Genel Başkanı, sonra AK Parti’ye geçerek Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan ve halen de AK Parti Genel Başkan Vekili olan Numan Kurtulmuş’u AK Parti’ye geçmeden evvel yani HAS Parti Genel Başkanıyken bir televizyon programında izlemiştim.

Söyleşiyi gerçekleştiren sunucunun, “AK Partiden çok bir farkınız yok öyleyse neden ayrı bir parti kurdunuz” sorusuna verdiği yanıt oldukça dikkatimi çekmişti.

Kurtulmuş demişti ki, “Evet AK Parti’nin yaptığı çokça şey doğrudur ama bizim onlardan farkımız gelir dağılımı adaleti sorununa bizim somut çözüm önerilerimizin, projelerimizin olmasıdır.”

Bu yanıt beni oldukça etkilemişti siyasetçinin tutarlılığına güzel bir örnek olması adına.

* * *

Ya peki, yine AK Parti kurucularından, uzun süre Dışişleri Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı yapmış, şimdiki DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan siyasette nasıl bir çizgi içinde?

Dün söyledikleriyle bu gün söyledikleri nerelerde örtüşüyor, nerelerde ayrışıyor?

Babacan TÜİK verileriyle ilgili diyor ki, “Bu verilere ne derece inanılır düşünmek, bakmak lazım.

Oysa O Babacan aynı TÜİK rakamlarının güvenirliğine kendi bakanlığı döneminde son derece inanıyordu ve halka bu rakamlar üzerinden mesajlar veriyordu.

Şimdi ne oldu ki, TÜİK aynı TÜİK ve bu kez verilerine kuşkuyla bakmakta!

Siyasetçiyi güvenilmez kılan siyasetçinin tam da kendisi olmuyor mu?