Demokrasi gerek geçmişte gerekse de günümüzde hiç kuşkusuz üzerinde en çok tartışılan konuların başında gelmekte.

Çeşitli dönmelerde ve zamanlarda değişik anlam ve şekillerde tanımlanmış ve de kullanıla gelmiştir.

Demokrasi kavramı kadar önemli olan başka bir kavram vardır ki, o da parti içi demokrasi kavramıdır.

Partilerimizde parti içi demokrasi ne durumdadır?

Her kesin laf sırasında parti içi demokrasiden söz ettiğini biliriz.

Bu, çokça kez doğrudur da…

Öyle ya, partilerde demokrasinin işlemediği durumda ülkede hangi demokrasiden söz edilebilir?

Çünkü demokrasi partiler eliyle işlemekte olup demokrasilerde var olan aksaklıklar siyasi partiler vasıtası ile incelenip çözüme kavuşturulabilir.

Siyasi partiler kendi içlerinde demokrasiyi sağlıklı bir şekilde işletebilmeli ki, ülkede de demokrasi sağlıklı bir şekilde işletilebilsin.

* * *

Anayasamızın 68. maddesi “Siyasi partiler siyasal hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.” cümlesiyle siyasi partilerin demokrasi noktasında etkinliğini ve uygulamasının vazgeçilmez olduğunu göstermektedir.

Bu anlamda demokrasilerin sağlıklı işleyebilmesi için siyasi partilerin etkin katılımı zorunludur.

Eğer bir parti kendi içerisinde demokratik değerlere sahip değilse ya da kendi içerisinde demokrasiyi işletmiyorsa seçimleri kazandığında ve hükümete geldiğinde o siyasi partiden demokrasiyi geliştirmesini ve kurumsallaştırmasını beklememiz olası değildir.

Türkiye'ye demokrasi vaat eden siyasi partiler kendi iç işleyişlerinde ne kadar demokratiktir?

Siyasal uzmanlar ve hatta parti üyelerinin bile ortak vurgusu Türkiye'de hemen hemen hiçbir parti demokratik kurallar ile yönetilmiyor.

Peki, sorun salt Siyasi Partiler Yasası’nda mıdır?

Yoksa uygulamada parti yönetimlerinin tercihlerini "demokrasi" yönünde kullanmaması mıdır?

Siyasi Partiler Yasası aslında parti içi demokrasinin işletilmesinin önündü bir engel değildir.

Belki eksiklikleri vardır ama asıl sorunun parti yönetimlerini ele geçirenlerin sonraki uygulamalarda tercihlerini demokrasiye uygun yapmamalarıdır.

* * *

Demokrasinin iki temel ilkeye dayandırıldığını biliyoruz.

Bu iki temel ilke, eşitlik ve özgürlüktür.

Eşitlik ilkesi; Eşitlik demokrasinin temel değeridir.

Hukuk karşısında bütün bireylerin eşit kabul edildiği bir değerdir. İnsan olmak bakımından eşit siyasal değerde olduğunu ve bireyler arasında ayrım yapılmaması gerektiğini, herkese eşit muamele edilmesini ve siyasal yönetim sürecine katılma noktasında da bütün toplum üyelerinin eşit derecede söz sahibi olmasını ifade eder. Özgürlük ise bireyin eylem olanaklarının, kişinin engellenmemesini ifade eder.

Bu iki ilkenin hangi partimizde bir fiil yaşatıldığı söylenebilir?

Siyasi Partiler Yasası açıkça izin vermesine karşın hangi parti aday belirleme süreçlerinde parti üyelerininin görüşüne başvurur?

Demokrasi, halk, hak-hukuk sözcüklerini dilinden düşürmeyen partilerin söz konusu aday belirlemeye gelindiğinde parti için demokrasiyi çalıştırmamalarının mazereti ne olabilir?

Evet, Siyasi Partiler Yasasında kimi düzenlemeler yapmak gereklidir.

Ama şu anki yapısıyla bile parti içi demokrasinin devreye sokulmasına engel değildir.

Evet, partiye üye yazımı, delegelik sistemleri parti içi demokrasinin hayata geçirilmesine yetmemektedir.

Ama bu yasadan değil, partilerin kendi iç tüzüklerinden kaynaklanmaktadır büyük ölçüde.

Çözüm, ön seçimin yasal olarak ‘zorunlu’ hale getirilmesi değildir.

Parti yönetimleri önce kendi kafalarında demokrasiyi içselleştirmeleri gerekiyor.