Tarihin en acı olaylarından birisi olan Çerkes sürgünü, üzerinden 156 yıl geçmesine rağmen hala acıyla hatırlıyoruz.

Çarlık Rusyası’nın, stratejik açıdan önemli gördüğü Kafkaslardan Çerkes halkını sürgüne göndermesinin üzerinden 156 yıl geçti.

Rusya’nın Karadeniz sahiline inme politikası gereği Kuzey Kafkasya’yı ele geçirme amacıyla 1556’dan itibaren başlattığı Kafkas-Rus Çarlığı savaşı 308 yıl sürdü.

Çerkesleri  yok ederek Kafkas Dağlarının iç kesimlerine ilerleyen Ruslar, teslim olanları ya Çarlık ordusuna katılma ya da göç etme seçeneğine zorladı.

21 Mayıs 1864’ten itibaren Çerkes toplulukları başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerine sürgün edildi.

Resmi olmayan rakamlara göre 1,5 milyona yakın Çerkes bir ay içinde sürgüne tabi tutulurken yol şartları, salgın hastalıklar, açlık gibi nedenlerden dolayı yaklaşık 500 bin Çerkes hayatını kaybetti.

Sayıları net olarak bilinmese de 1,5 milyon ile 2 milyon 200 bin arasında rakamlar telaffuz ediliyor. Tarihçi Kemal Karpat’a göre 1859-1879 arasında çoğu Çerkes olmak üzere yaklaşık iki milyon Kafkasyalı sürgüne uğradı. Bunların sadece 1.5 milyonu yerleşim yerlerine ulaşabildi.

Sürgüne tabi tutulanlar Anapa, Novorossiysk, Gelincik, Soçi, Adler gibi Karadeniz limanlarından gemilere bindirildi ve birçoğu Anadolu’da Bursa, Ordu, Samsun, Tokat, Amasya, Sinop, Yozgat, Düzce, Adapazarı, Kocaeli’ye yerleştirildi.

Çerkeslerin bir kısmı ise Suriye ve Filistin başta olmak üzere Ortadoğu’ya yerleştirildi. Sürgüne maruz kalan Çerkesler zamanla yerli halka karıştı.

Osmanlı İmparatorluğu’na gönderilemeyen Çerkesler ise Orta Laba ve Orta Kuban nehirleri bölgesindeki Rus Kazak köylerine yerleştirildi.

Rusya’nın çok önceden planladığı "Çerkes halkını öz vatanlarından sürgün etme operasyonu" adım adım gerçekleştirilen bir eylemdi.

Osmanlı topraklarına bile ulaşamadan binlerce kişinin öldüğü bu sürgün tarihin en acı olaylarından birisidir..

İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçen Çerkes sürgününü, her yıl Türkiye’de yaşayan Çerkesler olarak anıyoruz.

Deniz kenarında "Nart  ateşi" yakıp çevresinde "mezar taşı nöbeti" tutulan anma törenleri, "Sürgün Andı" okunması bu yıl maalesef salgın hastalık nedeniyle ülke genelinde uygulanan yasaklardan dolayı yapamıyoruz.

Yıllarca bu acıyı kendi içinde yaşamayı tercih eden Çerkesler olarak artık atalarımızın sürgün edilmesini, her yıl 21 Mayıs’ta, yani savaşın resmen bittiği tarihte anarak, dünyaya da “unutmadık” mesajı vermek istiyoruz.

Ülkemizde de Çerkeslerin artık daha fazla dikkate alınması gerektiğini ifade ediyoruz.

Çerkesler ile ilgili bir çalıştay yapılmasını istiyoruz.

Şu an dilini kaybetmek üzere olan Türkiye’nin dört bir tarafına dağılan Kafkasya’dan gelen milyonlarca nüfustan bahsediyoruz.

Her cephede bu vatan toprakları için canını veren insanlar günümüzde birçok şeyden mahrum.

Türkiye’nin Rusya ile yapacağı anlaşmalarla Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin anavatanlarına gidiş geliş konusunda çifte vatandaşlık uygulamasıyla rahatlığa kavuşmasını istiyoruz.

Türkiye’nin Rusya ile görüşmeler yaparak Rusya’yı buna zorlamasını talep ediyoruz.

Vatanını kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen bizler sürgün geldiğimiz bu toprakları VATAN belledik.

Ve yine vatansız kalmamak için ağır bedeller ödedik.

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda da en ön saflarda bizlerde vardık.

Halk olarak büyük bedeller ödedik.

29 Ekim’de, 23 Nisan’da, 19 Mayıs’lar da, ellerimizde Türk Bayrağımız kucağımızda çocuklarımızla, alanlarda meydanlarda yılın 365 günü Türk olduk.

Şimdi sizlere sormak istiyorum;

Türkiye’mizde yaşayan tüm kardeşlerimize sesleniyoruz, yılda bir gün yas günümüzde sizlerde bizim için bir gün Çerkes olur musunuz?