Bu gün 12 Mart 2020.

Tarihte adına “12 Mart 1971 Muhtırası” yahut “Darbesi” denilen muhtıra ve darbenin 49. Yıldönümü.

Muhtıranın verildiği gün Başbakan Demirel, “Bu muhtıra bana karşı verilmiştir” diyerek görevinden istifa edince, yani o ünlü şapkasını alıp-gidince hükümette düşmüştü.

Genel Kurmay Başkanı ve üç kuvvet komutanının imzasıyla verilen muhtıra, ülkede sürüp gitmekte olan anarşi (şiddet olayları), sosyal ve ekonomik huzursuzluklar nedeniyle bunların giderilmesi için parlamento ve hükümete karşı verilmişti.

Güçlü ve inandırıcı yeni bir hükümet kurularak (Milli Birlik Hükümeti isteği) , Anayasa’nın öngördüğü reformların, Atatürkçü bir görüşle, devrem yasalarının uygulanarak yürürlüğe konulması isteniliyor, aksi takdirde, Türk Silahlı Kuvvetlerininyönetime doğrudan el koyacağı hususları yer alıyordu muhtırada.

Hükümet düşünce ardından, muhtıradaki istekleri gerçekleştirecek “ara rejim” yahut ‘geçiş dönemi rejimi” için yeni hükümet ve düzen arayışları başladı.

Bütün siyasi partilerin katılımıyla, tarafsız bir başbakanın başkanlığında Milli Birlik hükümetinin kurulmasının istenilmesi sonucu, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Nihat Erim partisinden istifa ettirilerek amacınauygun “reform hükümeti” denilen hükümet kurduruldu.
Nihat Erim, görevinde başarılı olamayınca, yeniden kurulan hükümetlerin başına başkaları geçti.

Ve Türkiye, 13 Ekim 1973’de parlamento seçimleri yapılana kadar, 12 Mart Darbesi'nin damgasını vurduğu genelde Milli Birlik Hükümetleri ile otoriter bir şekilde yönetildi.

* * *

12 Mart Darbesinin yahut müdahalesinin en önemli özelliği Sol’un baştan sona kadar bunun içinde olduğu ve bir noktaya kadar desteklemesidir.

Ancak işin boyutu değişince de bedeli birilerine fatura edilerek ödetilmiştir.

1961 Darbe Anayasası'nı bu kez de giderek 27 Mayıs Darbesini yapan askeri cunta üyelerini beğenmemeye başlayan bu cunta üyelerinden emekli General Cemal Madanoğlu’nun başkanlığında kurulan, Doğan Avcıoğlu, İlhan Selçuk gibi sivillerin de ortağı olduğu “9 Mart Cuntası” veya “ Sol Kemalist Cunta” kendi darbelerini yapmaya yönelmişler ve adı geçen tarihte “Siviller ülkeyi idare edemiyorlar’, gerekçesiyle akıllarınca makul, Seçkinci – Devletçi ve Devrimci programından “Sol Kemalist Devrim Programı” ile ülkeyi idare etmeye kalkışmışlardı.

Bu programda, siyasi partiler yoktu, “Devrim Partisi” adı altında tek parti, “Devrim Anayasası” ve yalnızca danışmalarda bulunmak için “Devrim Meclisi” vardı.

Demokrasi tamamen rafa kaldırılmış, ülkede, bazı Arap ülkelerinde sosyalizmle soslandırılmış “Baas yönetimi” benzeri tek partili bir yönetim kurulmak istenilmişti.
Böyle bir yönetime ancak bir darbe ile geçilebileceğinden, buna zemin hazırlamak için şiddet olayları tırmandırılmış, bu uğurda cunta üyeleri tarafından sol gençlik liderlerinden gençler devreye sokulmuş, kimilerinin eline verilen bombalar şurada burada patlatılmış, üniversiteler karıştırılmış, buralarda dersler yapılamaz hale gelmiş, bankalar soyulmuş, fidye almak için adamlar kaçırılmış, Amerikan hedeflerine saldırılmıştı.

* * *

9 Mart Cuntası ve darbe girişiminin MİT görevlisi Prof. Mahir Kaynak tarafından deşifre edildi.

Solcular, darbeyi kendi cuntalarının yaptığı zannıyla hemen desteklemişlerdi.

Ama askerin içindeki sol cuntadeşifreden sonra başlarındaki iki kuvvet komutanın Genelkurmay Başkanı tarafından ikna edilmesiyle çözülmüştü.

Ardında da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç liderliğinde üç kuvvet komutanı hemen harekete geçerek 12 Mart’ta bir muhtıra vermek suretiyle sol darbeyi önlemişlerdi.