Bir belgeselde izlemiştim;

Dukha Türkleri dereyi kirletmemek için, ellerini yıkamadan suya sokmuyorlardı.

Çünkü onlar için bir insan ile bir ağacın, derenin, gölün, dağın hiçbir farkı yoktu.

Ne denli ince bir kültüre sahipler. Olması gerektiği gibi.

Gelişim denen şey aslında bu yönde olmalı.

Ama gelin görün ki, geliştiğini, ilerlediğini zanneden insanoğlu, aslında geriye gidiyor ama, farkında değil ne yazık ki.

Doğayı kirletirken kendisine de zarar verdiğinin bilincini taşımıyor.

Birkaç gün önce Gemlik Karsak Deresi'nde insanın vicdanını sızlatan görüntüler ortaya çıktı.

Fabrikalardan dereye salınan kimyasal atıklar, İznik Gölü'nü de, Gemlik Körfezi'ni de kirletiyor.

Bu nasıl bir aymazlık, nasıl bir duyarsızlık böyle!

Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, tepki göstermekte, veryansın etmekte çok haklı.

Sorumlu olan iki firma tespit edilip cezası kesildi.

Merak ediyorum; başkan konuyu gündeme taşımasa, basın üzerine gitmese, bu denli kısa sürede bulunup suçlulara yaptırım uygulanır mıydı?

Zannetmem.

Kestel ve Gürsu bölgesindeki Cenüp deresine boyahanelerden bırakılan kimyasal atıklar, balıkların bile toplu ölümüne neden oluyor.

Keza, Nilüfer Çayı'nın sanayi atıklarıyla nasıl zift rengine döndüğü, zehir içerdiği malumunuz.

Bu derelerin suyuyla tarlalar, bahçeler sulanıyor ve toplanan ürünler her birimizin sofralarına geliyor.

Yıllardır değişmeyen bir acı gerçek bu.

Arıtması olmayan, çalıştırmayan fabrikaların hepsi tespit edilip gerekli cezalar verilsin.

Yaptırımlar da ağırlaştırılsın ki, tekrar edemesinler.

Öyle, “Denetime geliyoruz, önleminizi alın” diye haber verilerek yapılan denetimlerle kimse kandırılamaz.

Herkes işini layıkıyla yapsın, bunun vebali var.

Ne diyor Kızılderili atasözü:

“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde;

beyaz adam paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak!”

**********

Nilüfer'de yılın yazarı 'köylü yazar'

2020 yılını 'Tarım Yılı' ilan eden Nilüfer Belediyesi, yılın yazarı da bu konsepte uygun olarak Fakir Baykurt'u seçti.

Burdurlu köylü bir ailenin çocuğu, köy enstitüsünde yetişmiş, köy öğretmeni olan ve 'köylü yazar' olarak tanınan Fakir Baykurt'un, genç yaşlarda okuyup çok etkilendiğim kitapları var.

Kaplumbağalar, Keklik adlı romanlarıyla okumayı sevdiren ilk yazarlarımdan biri olduğunu söyleyebilirim.

Yılanların Öcü, Onuncu Köy ünlü romanları.

Film yapılan, farklı dillere çevrilen kitapları mevcut.

Okurken bazen güldüren, bazen ağlatan, ama hep bir hayat felsefesi sunan eğitimci. Köy şivesini yazıya mükemmel biçimde dökmüş bir usta kalem.

Konuyla ilgili Misi Yazı Evi'nde gerçekleştirilen basın toplantısına, Fakir Baykurt'un kızı Işık Baykurt da katıldı.

Türk edebiyatının çok önemli isimlerini yılın yazarı seçerek unutulmamalarını sağlayan Nilüfer Belediyesi yetkilileri, güzel bir çalışmaya imza atıyorlar.

Yıl boyunca yapılacak Fakir Baykurt etkinlikleri kaçırılmaz.

**********

Kadınlar sizin köleniz değil,

siz onların sahibi değilsiniz!

Bursa'da bir hafta içinde iki kadın cinayeti işlendi.

İlkinde, öfkeli koca boşanma aşamasındaki eşini silahla vurarak taksiden attı.

İkincisinde, gözü dönmüş adam karısını 9 yerinden bıçaklayarak öldürdü.

Gün geçmiyor ki, ülkemizde bu türden şiddet içerikli bir olay yaşanmasın!

Yeter artık yeter.

Artık şunu kafanıza yazın:

Kadınlar sizin köleniz değil, siz onların sahibi değilsiniz.

Saygı göstererek yaşamayı öğrenin.

**********

Günün Sözü

“Bu dünyanın daha fazla

başarılı insana ihtiyacı yok.

Aksine bu dünyanın acilen ve her türden

fazla barışçı, iyileştirici, onarıcı ve sevgi dolu

insanlara ihtiyacı var.”

Dalai Lama