Ruhi BERBER

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı İsmail Tatlıoğlu, torba kanunu ile ilgili bir takım açıklamalarda bulundu. Tatlıoğlu, “Yasa çıkarıldı, ama strateji olmayınca buna bağlı plan ve programlar da yok.  Tabi hiç mi yok? Elbette ki var ama bunlar bu plan ve programlar olsun diye var dedi.

 

İsmail Tatlıoğlu, Torba kanun sürecinden kısaca bahsetmek istiyorum. Bu kanunlar, bildiğimiz gibi bir bütünlüğü yok. Birinci, üçüncü, yedinci, on üçüncü maddesi çok farklı alanlarda. Dolayısıyla maalesef partili Cumhurbaşkanlığı sistemi kendi yasama sürecini oluşturmadan bitecek gibi duruyor. Bu teklif komisyona geldiğinde 18 maddeydi. Toplam maddelerin yarısı kadar da komisyonda eklenerek 27 madde olarak çıktı. Yarısının komisyonda eklenmesi de artık nasıl bir yasama sürecinde olduğumuzun gerçekten iyi bir göstergesi. Temel olarak şuna dikkat çekmek istiyorum: strateji olmayınca buna bağlı plan ve programlar da yok. Tabi hiç mi yok? Elbette ki var ama bunlar bu plan ve programlar olsun diye var. Mesela partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin uygulamaya geçmesinden itibaren sadece Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, sayın Albayrak ortalama bir buçuk ayda bir istikrar ve program paketi ilan etmiş. Ama bu paketler herhalde naylon çıktı çabuk patlıyor gerçekten. Hepsi de patladı. Bir program yok ki hedefleriyle beraber, sonuçlarıyla beraber değerlendirilsin. Buna gerçekten kamunun enerjisinin esas zayiatı burada. Yoksa buralarda kanunlar yapılıyor, geçiyor. Mesela bu paketteki üçüncü madde gibi. Bu pakette lehinde olduğumuz maddeler var ve lehinde olduğumuz maddelerin lehinde oy kullandık her dönemde olduğu gibi. Milletimiz için uygun bulduğumuz maddelerin lehinde olduk. Bu pakette de lehinde olduğumuz maddeler var ama mesela strateji ve buna bağlı plan olmadığı için üçüncü madde ‘Yurtdışında vatandaşlarımız için yapılan düzenleme, sosyal güvenlik için yapılan düzenleme’. Daha bir yıl olmadı bu konuda bir düzenleme oldu. Ama istikrarlı bir yasama süreci sağlıklı olmadığı için ve parlamentoda yasama süreci işlevsel olmadığı için yine geldi. Muhtemelen bir müddet sonra yine gelir. Aynen maden kanunu gibi üç ayda, beş ayda aynı konuları tekrar tekrar ele alıyoruz. Bu 27 maddelik torba kanununun bazı maddelerinin lehinde, bazı maddelerinin aleyhinde oy verdik. Burada özellikle aleyhinde oy verdiğimiz maddeler üzerinde değerlendirmeler yapmak istiyoruz. Bunlardan bir tanesi de birinci madde ‘Vakıflar kamu ihale kanununun dışına çıkartılması’. Geçenlerde toprak mahsulleri ofisi kamu ihale kanununun dışına çıkartıldı. Dedik ki ‘Toprak mahsulleri ofisinin dışına çıkarılma sebebi nedir?’ Bakan yardımcısının beyanatı bazı acil durumlarda ihale dosyası oluştururken fiyatların yükseldiği idi. Ama biz şunu anlamadık: buğdayda, mercimekte, nohutta nasıl bir aciliyet kesbediyor? Burada da ihale kanunun 190 defa değiştirildiği bir süreç içerisinde yaşıyoruz. Kamu ihale kanununun üçüncü maddesi istisnaları düzenliyor. 2002’den itibaren yaptığımız düzenlemelerde alfabe sırası bitmiş. Şimdi yeni bir dizin yarattık. Ama bugün özellikle partili Cumhurbaşkanlığı sisteminden sonra yürütme denetimin dışına çıkmakta ve kuralların dışına taşma konusunda ısrarla düzenleme yapmaktadır. Aynı varlık fonu gibi. Ne kamu denetimi, ne özel hukuka tabii, ne kamu hukukuna tabii, dünyada eşi benzeri görülmedik bir süreç. Üçüncü maddede yurtdışı vatandaşlarımız için bir düzenleme yapılıyor ve bu düzenlemenin konusunda yurtdışındaki vatandaşlarımızın mağdur olmamasını gerektirecek bir vaziyet içerisinde düzenlemenin yapılması gerektiğini ve bu düzenlemelerde geçen bir yıl olmadan bu maddeyle ilgili yapılan düzenleme ve değerlendirmelerin tekrar gündeme alınmasından tekrar ele alınmasında ciddi bir mağduriyetin ortaya çıkma ihtimali dile getirdik ama bu konularda özellikle sosyal güvenlik konusunda yurtdışındaki vatandaşlarımızın lehine olan süreçlerin hep yanında olduk. Dördüncü madde borçlanmayla alakalı. Borç yetkisi istiyor. Borçlanmadaki yüzde üçlük oranın yüzde beşe çıkartılmasıyla alakalı. Tabii ki kamu borcu veya kamu için borçlanma bir gelir yöntemidir. Bundan şüphesiz itiraz edecek bir şey yok. Ayrı bir şey söylemek lazım. Pandemi dönemlerinde borç normal ve de yoğunlukla kullanılması gereken bir gelir kaynağı olarak kabul edilir. Burada da bir sıkıntı yok. Ancak son dönemlerde maliye-hazine ilişkileri, hazine-Merkez Bankası ilişkileri, Maliye-hazine-Merkez Bankası ve bankaların ilişkileri artık ilgililer ve parlamento mensupları olarak bizler, akademik dünya ve ilgililer tarafından takip edilemeyecek duruma geldi. İlişkiler, uygulamalar örtülü götürülüyor. Özellikle veriler çok geç açıklanıyor. Henüz geçen yıla ait açıklanmayan birçok konuda veri var. Türkiye’nin halbuki istatistik geleneği, kurumları ve veri geleneği çok güçlüydü. Türkiye istatistik ve veri konusunda çok başarılı bir ülkeydi. Ciddi bir birikimi vardı. Ama bugün bir veri anarşizmi var. Bizzat da yürütme ve kamu tarafından kurgulanan bir veri anarşizmi bu. Artık bu veri anarşizmi üzücü olmayı geçti, komiklik çizgisine takıldı istihdamdaki gibi. Yani nüfus artıyor, çalışma çağındaki nüfus artıyor, işgücü artıyor ama işsizlik azalıyor gibi. Yani bir yolda hızla yürüyorsunuz ama siz yürüdükçe yol uzuyormuş gibi. Bunlar hangi devlet olursa olsun bir devletin prestijini birinci derecede sarsan gelişmelerdir. Ciddi ülkelerin prestijini ve itibarını bunun üzerinden ölçerler. Eğer Türkiye İstatistik Kurumu'nun veya verilerin güvenilirliğini uluslararası kuruluşlar ve akademik dünya tartışıyorsa bu Türkiye’nin güvenilirliğini tartışıyor demektir ve bugün tartışıyor. Buradan hareketle borçlanma konusunda, maliye-hazine ilişkileri ve sosyal güvenlik konusunda verilerin sağlıklı ve hızla yerini bulması gerekiyor. Evet pandemi döneminde borçlanmanın kullanılmasından biz de yanayız ama bütüncül bir program içerisinde kullanılmalı. Ne kadar kullanılacağı, nasıl bir geri ödeme yapılacağı, bunlar çok iyi kamu oyuna ilan edilmeli. Aksi takdirde başka sorunlar olur. Partili Cumhurbaşkanlığı’ndan itibaren kamu borç yükü milli gelir bazında yüzde beş artmış. Bu pandemiden bağımsız bir gelişme. Bizim dış finansmanımızda sorun var. İç finansman konusunda ciddi bir sorun büyüklüğü var.’’ dedi.