Dünya nüfusunun hızla arttığı günümüzde, beslenmenin önemi de artmaktadır.

Özellikle salgın süreci bu gerçekliği daha çıplak olarak ortaya sermiştir.

Gıdanın sosyal ve ekonomik açıdan önemi önümüzdeki dönemde daha sık gündeme gelecektir.

Doğal olarak su da bu konuda önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır.

Özellikle içme suyu sağlayan barajlardaki su seviyelerinin mevsimsel olarak normalin altına düşmesi yakın gelecek adına endişe vermektedir.

İstanbul, Ankara ve Bursa gibi büyük Anakentlerde içme suyu sorunundan söz edilmeye ve önlemler düşünülmeye başlamıştır.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın Bursa için içme suyu rezervinin 75 güne düştüğünü açıklaması su konusunda ne kadar duyarlı olunması gerektiğinin işareti olsa gerektir.

İstanbul için de Kandilli Rasathanesi kuraklık uyarısında bulunuyor…

* * *

Küresel ısınma, sulak alanların hızla kuruması, buna bağlı olarak tarımsal üretimin azalması, dünya nüfusunun beslenmesi açısından çok ciddi tehlike arz ediyor.

2016 yılında yaklaşık 7 milyar 500 milyon olan dünya nüfusu bugün 7 milyar 820 milyona ulaşmıştır.

 2050 yılında da bu rakamın 9 milyarı aşacağı öngörülmektedir.

Birleşmiş Milletlere bağlı Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel ısınma seviyesinin 2 dereceyi geçmesi halinde dünyada açlık çeken 800 milyon, yoksulluk çeken 1 milyon 200 bin insan sayısının daha artacağının uyarısını yapıyor.

Uluslararası kuruluşlar tarafından açlık tehlikesinin ne denli büyük bir tehdit olduğu vurgulanıyor, önlem alınmadığı takdirde, gelecek yıllarda gıda maddelerinin eksikliğinden ve artan gıda fiyatlarından çaresizlik içinde daha fazla söz edileceği belirtiliyor.

* * *

Bilim insanları; tüm dünyayı sarsacak olan küresel kriz, ne petrol, ne enerji ne de finans sektöründe olacak, kriz tamamen gıda ve su kaynakları üzerinde kendini gösterecektir diyerek endişelerini ifade ediyor.

Dünyadaki küresel iklim değişimi, tarım arazilerinin azalması, ciddi verim kayıpları ve gıda fiyatlarının tehdit edici yükselişi gıda krizinin olabileceği senaryolarını güçlendiriyor.

Daha yakın bir zamanda son 10 yıl içinde gıda krizinin habercisi kabul edilen ve dünyayı kasıp kavuran sıcaklık artışı yaşandı.

Bu kışta adeta bir bahar havası içinde geçmekte…

Önümüzdeki aylarda yağışların ne ölçüde yağacağı da çok bilinmemektedir.

Su, içme suyu olarak önemli olduğu gibi tarımsal üretim için de yaşamsal anlamda önemlidir.

Araştırmalar kullanılan su miktarının yüzde 10’unun tarımsal üretimde kullanıldığını belirtiyor.

Tarımsal sulamada salma sulama yerine damla sulamayı tercih etmesiyle bu oran yarı yarıya azaltılabilir.

Ev ve fabrikalarda kullanılan suda da tasarruf yapmak önemlidir.

Unutmayalım ki, ülkemiz su zengini bir ülke değildir.

Gelecekte yaşanması beklenen ve sudan kaynaklanacak savaşların kokusu ortaya çıkmaya başlamış görünmektedir.

Dünyada bir gıda krizi yaşandığında, gıda gereksiniminin nereden ve nasıl karşılanacağı konusu her ülke için çok ciddi bir problemdir.

Söz konusu gıda olunca, her ülke kendi vatandaşının yiyecek gereksinimini karşılamak ve halkının gıda güvencesini sağlamak için dış satımı yasaklamakta olduğu unutulmamalıdır.

Paran olsa da gıdaya ulaşım da zorluklar yaşanabileceğini de bilmemiz gerekir.