Kadınların, ekonomik durumlarının yetersizliği nedeniyle boşandıkları eşlerinden aldıkları “nafaka”, “süresiz” olduğu gerekçesiyle son yıllarda hedefte.

            Uzun zamandır sosyal medya ve yayın organları aracılığı ile kendilerini nafaka mağdurları olarak adlandıranbir kitle tarafından, boşanmış kadınların nafaka ile geçindikleri, nafakanın kadınları evlilik dışı birlikteliklere, kayıt dışı çalışmaya ve boşanmaya teşvik ettiği lanse ediliyor.Bunlar yasanın çarpıtılması sonucu ileri sürülen iddialar.

Bahsettiğimiz nafakanın adı “yoksulluk nafakası”.

            Türk Medeni Kanunumuza göre; boşanma ile yoksulluğa düşen taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında, süresiz olarak nafaka isteyebilir.” Bu kanun maddesinde, cinsiyetler arası bir ayrım gözetilmiyor olsa da boşanma davalarında büyük bir çoğunlukla kadınlar yoksulluk nafakası almaya hak kazanıyorlar.

            Ancak sanılanın aksine, boşanan kadınlar süresiz nafaka alıp, rahat koşullarda yaşamıyorlar. Zaten genellikle erkekler, yasal olarak bağlanan nafakayı da ödemiyor.

            Kanunda belirlenen şartlar ve hakimin takdir yetkisi ile bağlanan nafaka miktarı Türkiye’de ortalama 270 TL civarında. Çünkü nafaka ödememek veya daha az ödemek için boşanan eşler tarafından kayıt dışı çalışma, gelirini düşük gösterme gibi uğraşlar söz konusu. Ortalamanın üzerinde nafaka miktarları almak için ise karşı tarafın gelirinin daha yüksek olduğunu ispat etmek için mücadeleler veriyoruz.

            Nafaka miktarlarının bir insanın geçinmesine yetmekten çok uzak olması bir yana, nafakanın tahsilinde yaşanan sıkıntılar ve nafaka ödemeyen taraflara yaptırım uygulanması için gerekli süreçlerin zorluğu da cabası.

                Tüm bunlara rağmen, sanki boşanan her kadın nafakasını düzenli olarak alabiliyor ve bu nafaka ile zenginleşiyormuş gibi yoksulluk nafakası ile ilgili kanun maddesine ilişkin reform çalışması tamamlanmak üzere. Buna göre yakın zamanda nafakaya bir alt ve üst süre sınırı getirilmesi bekleniyor. O kadar anlamsız ki…

Çünkükanunda yer alan süresiz ibaresi, nafaka alacaklısının ölünceye kadar yoksulluk nafakası alacağı anlamına gelmemekte. Nafaka ödenmemesi gereken haller yine aynı kanunda açıkça belirtilmiş. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde nafaka miktarının artırılması, azaltılması veya kaldırılması imkanı söz konusu. Nitekim bu da bir hak.

            Halihazırda nafaka mağdurları adı altında ileri sürülen örneklere ilişkin yıllardır bir veri de toplanabilmiş değil ancak nafakaların hangi şartlarda bağlandığı; ne kadar olduğu, kadının çalışma koşulları ve mağduriyetleri gibi problemler detaylı olarak biliniyor.

            Bu yüzden, somut olaylara göre ayrı değerlendirilmeler yapılarak adaletin tesis edilmeye çalışıldığı hukuk sistemimizde sayısı, oranı ve olguları belirsiz bir ‘mağdur erkekler’ iddiası üzerinden, bilimsel verilere dayalı bilgi olmadan, soyut iddialarla genel bir yasal değişiklikgetirilmesi söz konusu olmamalı.

            Yeni yasal düzenlemeülkenin ekonomik şartları ve kadın istihdam oranları gözetilerek hayatıngerçekleriyle örtüşmeli. Aksi yöndeki bir düzenleme kadının ciddi haksızlıklara uğramasına yol açacak nitelikte olabileceği gibi uzun vadede boşanmış kadının yoksulluğa düşmesinin önüne geçilmesine de engel olması muhtemel.

                                                                                                          Av. Zehra Nur DALGIÇ