Ne inançlarıyla, ibadetleriyle övünürdü annem ve babam; ne de başkalarının inançlarını, ibadetlerini yargılarlardı. Bu tutumları; başkalarının ideolojileri, yaşam tarzları, hayat felsefeleri, giyim kuşamları, partililikleri için de geçerliydi.

**********************

Bana din ve ideoloji konularında; baskıyı bırakın, en ufak bir imada bile bulunmamışlardır.

İnancında fikrinde samimi ve dürüst olanları sevip sayıyorsam bu terbiye yüzündendir. Bilirim ki; “hakikat tekelciliği’’ insanı kibir tuzağına düşürür; başkalarını şeytanlaştırmasını sağlar; uzak durmak gerekir.

**********************

Laikliği, Anadolu aydınlanmasını, cumhuriyetin kuruluş felsefesini ve Atatürk devrimlerini benimsemiş insanlardı babam Salim ve annem Müzeyyen.

Vatansever, inançlı, vicdanlı;  güzellik duygusu olan, her şeyden önemlisi iyi insanlardılar.

“İyi insan’’ olmak bütün kimliklerden daha değerlidir.

Kimseyi kırmamaya; kimseyi sömürmemeye; kimseye kin beslememeye; kimsenin özel hayatını röntgenlememeye; kimsenin dedikodusunu yapmamaya; kimseyi dışlamamaya dayalı bir ahlakları vardı Salim ve Müzeyyen’in. Ve asla, ‘’el âlem ne der’’ diye yaşamadılar.

**********************

Salim ve Müzeyyen’den öğrendim ki..

Din sevgidir, şefkattir, merhamettir; vicdandır; hoşgörüdür, empatidir; güzel ahlaktır; insanı, doğayı, hayatı sevmektir.

Ve kul hakkı yememektir; kimsenin alın terini sömürmemektir din.

TANRI MİSAFİRİNİN TABAĞI

 

Sofranın başka bir manası; başka bir değeri vardır benim için.

Sofra aile olmaktır; aile olmanın en iyi hissedildiği yerdir orası.

Sofra muhabbettir, kucaklaşmadır, hem hal olmaktır, yarenliktir, cömertliktir. Eşitliğin, paylaşımın adıdır sofra. Herkesin tabağına doyduğu kadar konur.

**********************

Müzeyyen’imin ne güzel bir huyu vardı:

Sofraya kaç kişi oturmuşsak bir fazla tabak koyar; yanına çatal, bıçak, kaşık eklerdi.

O tabak, annemin deyimiyle “tanrı misafiri’’ içindi. 

Ve soframızın herkese ait olduğunu; herkesin bu sofrada bir lokması bulunduğunu; gelip herkesin masaya oturabileceğini işaret ederdi.

**********************

Nasıl da severdim; ailemle, akrabalarımla, dostlarımla buluştuğumuz bayram sofralarının kalabalığını, neşesini.

Bu bayram tek başıma oturacağım bayram sofrasına. O yüzden gözüm nemlenebilir; iştahım olmayabilir;  dalgınlık sarabilir ruhumu..

**********************

Gözlerimi yumup hayal ediyorum:

En güzel giysilerimi giymişim; saçıma limon kolonyası sürmüşüm; el öpüyorum. Bayram harçlığımı alıp surların arasından uzanan yoldan Pınarbaşı’na yürüyorum bir kelebek gibi hafif adımlarla.

Pınarbaşı’nda, bayram yerinde; gülümseyişi yüzünden taşan, o içimde hiç eskimeyen “bayram çocuğu’’ olacağım yine.

**********************

Bir tabak babam için, bir tabak annem içinve bir tabak da ‘’tanrı misafiri’’ için koyacağım bayram soframa.

Hepimize afiyete olsun. Dünyanın her yerinde sofralar kardeşliğin, barışın sofrası olsun.

Dostlarımın, okurlarımın, meslektaşlarımın Ramazan Bayramı kutlu olsun.