27 Mayıs 1960 darbesinden 15 Temmuz kalkışmasına kadar sayısız darbe, darbe girişimi ve kalkışmanın yaşandığı Türkiye’de bu gün hala ‘darbe’ konusu gündemde.

Seçimle işbaşına gelmişsiyasal yapıları içlerine sindiremeyenler her zaman oldu bu ülkede ve hala da var.

Türkiye tarihine bir ölçüde ‘darbeler tarihi’ olarak da bakmak olası.

Hatta bunu 150 yıl öncesine götürmek olası.

Türlü vesayet odaklarının irili ufaklı müdahaleleri de cabası…

Bildiğimiz gibi ilk kapsamlı müdahale, darbe27 Mayıs 1960 darbesi…

Bu darbe tarihimizde silinmez bir kara leke gibi dururken birileri bu gün hala işbaşındaki bir iktidarı gayri meşru görebilmekte.

‘Saray rejimi gidecek, devlet gelecek’ miş!..

Garibim iktidarın daha yeni yüzde 50 artı bir oyla işbaşına geldiğini, kendilerinin de meşruluğunun bu seçim sonuçları olduğunu bilmiyor sanki!

Bilmez mi, bilmez olur mu hiç?

* * *

Türkiye'de demokrasiye müdahale eden tüm darbe, muhtıralar ile demokrasiyi işlevsiz kılan diğer bütün girişim ve Süreçler hiç kuşkusuz bu milletin hafızalarında yer etmiş durumda.

Daha sonradan soruşturmalarda 1960 darbesini gerçekleştiren MBK üyeleri, her ne kadar 27 Mayıs için kullanılan “darbe” kavramına, gerçekleştirdikleri hareketin “darbe” olarak tanımlanmasına itirazda bulunup, “ihtilal”, “devrim” yahut “müdahale” kavramlarının kullanılmasını tercih etseler de sonuç değişmiyor.

MBK üyesi Sami Küçük, “27 Mayıs bir askeri müdahaledir. Sonradan getirdiği anayasa ilkeleriyle, bir darbeden çıkmış, bir ihtilal hüviyetine bürünmüştür” diyerek darbe ve ihtilal arasında bir ayrım yapmaya çalışsa da nafile!..

Çünkü yapılan müdahalede halk yok, halk

Adı ne olursa olsun, nasıl adlandırılırsa adlandırılsın yapılan demokrasinin katledilmesi, demokrasinin infazı…

Yassıada Adalet Divanı tarafından idama mahkûm edilen ancak cezası MBK tarafından ömür boyu hapse çevrilen Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın, 27 Mayıs’ı “fiili bir durum” olarak tanımladığını bilmek gerek.

 

* * *

 

Seçilmiş bir başbakanın idama mahkûm edilmesiyle sonuçlanan 27 Mayıs darbesi, ilerleyen süreçte askeri otoriteye, mili iradeyi silah zoruyla tahakküm altına alma olanak ve anlayışlarının kapılarını da aralamış olmalı ki, sonra hemen 10 yılda bir müdahale gelenek halini almıştı sanki!

Üstüne üstlük böyle bir askeri müdahalenin ve ardından yapılan yeni bir anayasanınbir ‘bayram’ olarak uzun süre kutlanması süreci var ki, trajik-komik!

Neyse ki bu garabet yine bir askeri darbe ile (1980) ortadan kaldırıldı.

Zaten bu ‘Bayram’ dedikleri her ne kadar halkın bayramı, özgürlüklerin kutlanması ve ülkenin demokrasiye kavuştuğu bir devrim günü olarak lanse edilse de, söz konusu bayram ülkenin tüm kesimleri tarafından benimsenmemiş, kutlamaları daha çok resmi düzeyde kalmış, halkın katılımının olmadığı bir bayram niteliğinde olmuştur.

Türk milletini tepeden tasarımlamaya çalışan toplum mühendisliğini Millet tarafından hiçbir zaman kabul görmemiştir bu ülkede.

* * *

Yeter söz milletindir." diyerek çıktığı siyaset yolunda, Milli iradeyi ilk kez sandığa yansıtan, güçlü Türkiye hayalini, politikaları ve kalkınma atılımlarıyla gerçekleştirmeye çalışan merhum Başbakan Adnan Menderes, Türkiye'de 1946'da çok partili siyasi yaşama geçişin ardından milli iradeyi sandığa yansıtan ilk başbakan sıfatıyla gönüllerde yer almış durumda.

Darbenin 60. yılında, darbeciler tarafından idam edilen merhum Adnan Menderes ve arkadaşlarını saygı ve rahmetle anıyoruz ediyoruz.