Yaşamı ilginç ve mücadeleci bakışıyla yazdığı komik köşe yazılarıyla ünlü, kanser hastalığı nedeni ile 22 Nisan 1996’da yaşamı sona eren

Amerikalı köşe yazarı ve mizahçı Erma Bombeck ölümünden kısa bir süre önce kaleme almış olduğu son yazısı çok ilginç.

Yaşamı boyunca umudunu yitirmeyen bir kadın olarak tanınan yazarın son cümleleri pişmanlıklarla doludur.

Kendi yaşamımızda çok fazla şey bulabileceğiniz, ders niteliğindeki duygu ve düşüncelerini bu yazısında şöyle aktarmıştır yazar:

‘Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer; hastayken yatağa girer dinlenirdim.

Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim…

Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım…

Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim…

Yerler kirlense de, masa örtüm lekelense de daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim.

Oturma odasında TV izlerken, patlamış mısır yer, yerler leke olacak diye korkmazdım…

Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım… Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım…

Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim..

Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum…

TV izlerken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir, denilen hiçbir şeyi satın almazdım…

Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı taşıdığımın ne kadar harika olduğunu fark ederdim…

Bu o kadar nadir bir olay ki;

Mucize gibi bir şeydir…

Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla “Önce git ellerini yüzünü yıka” demezdim..

Onlara daha çok “seni seviyorum”, ondan da daha çok “özür dilerim” derdim.

Ama bana başka bir hayat verilseydi eğer en çok yapacağım şey; bunun her dakikasını değerlendirmek olurdu.

Dikkatle bak yaşama…

Gerçekten gör, yaşa ve asla vazgeçme…

Küçük şeyler için şikâyet etmekten vazgeç.

Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni çok ilgilendirmezdi.

Bunun yerine, ilişkilerimi onlarla güçlendirmeye çalışırdım…

Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için şükredin…

Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor

Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz…’

Yaşam ve zaman çok değerlidir…

Ne ki, günümüz insanı üretmeye değil tüketmeye alıştığı için, yaşamı ve zamanı da basit bir şekilde tüketmekte…

Tüketme istencinin de sonu yok!..

Bu nedenle bu tip insanların mutluluğa ve huzura kavuşmaları neredeyse olanaksız...

İnsanlar ellerindeki mutluluğun, huzurun değerini ne yazık ki onu yitirdiklerinde anlıyorlar.

Ne garip, yıllarca mutluluğu kariyerde, parada, mal-mülkte yani kendi dışında arayan insanlar, aradıklarını bulduklarını sandıklarından sonra en mutsuz günlerini yaşamaya başlıyorlar…

Kısacası asıl hüner yaşamı ve zamanı hem kendine hem de insanlara zehir etmek değil.

Tersine, yaratılışın bilincinde olarak, yaşamın ve zamanın değerini bilerek yaşamak değerli olan…

Bardağın boş tarafını değil de dolu tarafını görmek çok mu zor?

Sağlıklı, bereketli bir hafta dileği ile…