Özel Haber / Batuhan Ersek

Türkiye ve Bursa’da tenisin durumunu değerlendiren antrenör Ufuk Eroğlu, tenisin tanınırlığının arttırılması ve daha ulaşılabilir bir spor olması gerektiğine vurgu yaptı.

Bursa’nın deneyimli tenis antrenörlerinden Ufuk Eroğlu, tenis sporu hakkında bilgiler verdi. 35 – 36 senedir tenisle ilgilenen ve 25 senedir de antrenörlük yapan Eroğlu, Bursa’da toplamda onun üzerinde milli oyuncuları olduğunu ve bu sayıyı daha da yukarı çekmek için uğraştıklarını belirtti. Hamitler’de üç kortlu bir tesisi işleten Eroğlu, “Bu sistem içerisinde daha çok milli oyuncu yetiştirmeye çalışıyoruz. Ama asıl çıtamız uluslararası başarılardır. Kompakt bir oyuncu grubumuz var. Hasretle pandeminin bitmesini ve turnuvaların tekrar açılmasını bekliyoruz. Türkiye’de turnuvalar yeni açıldı. Onlar da şu anda hedefi olan oyunculara hitap eden turnuvalar değil. Umarım bir an önce bu pandemiyi atlatıp kaldığımız yerden tekrar hedefleri koyarak başarılı şekilde devam etmeye çalışacağız” dedi. Bursa tenisinin son on yıldır Türkiye’de söz sahibi olduğunu vurgulayan deneyimli antrenör, “Türk tenisiyle Bursa’yı aynı cümle içinde kullanabiliriz. Özellikle son 15 yılda çok daha iyi seviyelere yükseldi. Türkiye olarak, İtalya ile birlikte en çok ITF turnuvaları düzenleyen iki ülkeden biriyiz. Bu turnuvanın seviyesi bir Grand Slam seviyesinde değil ama profesyonel adayı ülkeler içinde ülkemiz tenis cenneti denebilir. Ayrıca Mısır’la beraber en çok on beş binliğin oynandığı ülkedeyiz. Bu büyük bir avantajdır. Ama aynı nüfusta olduğumuz Almanya’da iki milyon oyuncu oynarken bizde ise oyuncu sayısı 20-25 bin civarında kalıyor. Bu da tenisin ulaşılabilirliğini arttırma adına bir hata yaptığımızın göstergesidir. Bu konuda ekonomik gerekçeler, tesislerin yetersizliği konuşulabilir. Bunlar da zamanla azalıyor. Örneğin Bursa’da 250’ye yakın federasyondan onay alınmış tenis kortu var. Ancak ülkemizde hem malzemesinin hem kulüplerin ekonomik olarak ulaşılabilirliği kolaylaştırılmalı ve tenisin tanınırlığı arttırılmalıdır. Bu konuda çok ciddi çalışmalar yapıldı. Yerel, bölgesel turnuvaları artırabilmek ve tenisi belediyelerin de katılımıyla daha ulaşılabilir, daha ucuz hale getirmek adına birçok adım atıldı. Bunların sonucunda bir miktar oyuncu sayımız arttı. Turnuva sayısının artması, uluslararası turnuva oynayan oyuncu sayımızı da onun paralelinde yukarı çekti. On sene öncesine kadar 18 yaş büyükler için milli takım belirleme turnuvasına dahi 32 kişilik listeyi dolduramazdık. Şimdi bakıyorsunuz, 16 yaş turnuvalarında, birtakım elemelerde, yaz kupalarında çok daha fazla sayıda katılım var. Özellikle üst yaş gruplarına çıktıkça katılım sayısının yukarıda olduğunu görüyoruz. Başarı konusuna gelirsek, nispeten başarılı olduk ama hala istediğimiz yerde değiliz. Ama bu havuz genişledikçe bu başarılara ulaşılabileceğini düşünüyorum. Bursa bu noktada Türk tenisindeki gelişime ayak uydurabildi. Hemen hemen her sene Bursa’dan milli oyuncu çıkabiliyor. Tenisin doğası gereği kendinden oluşan bireysel çalışma metodu ortaya çıktı. Oyuncular belli bir yaşa geldikten sonra devam etmiyordu. Şimdi ediyorlar ama onların bireysel daha fazla saat antrenman ihtiyacı oluşuyor. Bursa buna da ayak uydurabildi. Birçok antrenör kendi kulübünü kuruyor, bireysel koçluk yapabiliyor. Doğru hizmeti veren arkadaşlarımızın sayısı da yeterli. Bursa’nın havuzda çok oyuncusu var. Bir oyuncu Grand Slam oynayabilir ama senin hala yirmi lisanslı oyuncun varsa bu problemdir. Ama yakın zamanda Grand Slamlerde oyuncumuz olabileceğini hem de bu lisanslı ve aktif olan oyuncu sayımızı yüz binlerle konuşabileceğimizi düşünüyorum. Federasyonun son 2-3 yılda çok aktif olmadığını görüyoruz. Federasyon kulüplere ve oyunculara çok destek olamıyor. Ben, daha çok insanın tenis oynadığı, tenisin daha bilinir olduğu ve inşallah Grand Slam’de, uluslararası arenada bizi temsil edecek oyuncuların sayılarının artacağı bir beş, on yıl hayal ediyorum” ifadelerini kullandı.

“HEDEFİMİZ AVRUPA ARENASINA OYUNCU YETİŞTİRMEK”

Teniste iki tür oyuncu grubu olduğunu belirten Eroğlu, “Oyuncuların bir kısmı hobi amaçlı tenisin içinde yer alıyorlar. Bu isimleri hem tenise hem de spora kazandırmaya çalışıyoruz. Ama asıl hedefimiz ulusal ve uluslararası düzeyde hedefi olan başarılı sporcuları yetiştirmek. Tabi bunda bir ön koşul var, bu konu çok emek gerektiriyor. Günde 5-6 saat kortta kalabilmeyi hatta tenis için; yaşamını, okulunu, sosyal hayatını buna göre düzenleyebilmeyi gerektiriyor. Bu anlamda başarılı şekilde hem eğitimini devam ettirebilen hem de tenis adına aidiyetini yüksek tutup iyi antrenman yapmayı talep eden, buna katlanabilen bir oyuncu grubuyla hareket ediyoruz. Hedefimiz geçmişte de olduğu gibi tekrar milli oyuncuların Bursa tenisine kazandırılmasıdır. Uluslararası arenada da ülkeyi temsil edebilecek, Grand Slam oynayabilecek oyuncuları yetiştirebilmeyi hedefliyoruz. Bundan sonra da bu yolda devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“EĞİTİM TENİSE ENGEL DEĞİL”

Tenis sporcularının yaşadıkları zorlukları anlatan Eroğlu, “Tenise eğitimin engel olduğu söylenir, ben buna katılmıyorum. Şimdiki sporcularımızın aileleri peşinde, eğitim kalitesi de git gide artıyor. Tenisi tercih eden oyuncu grubumuzun da çok önemli bir bölümü özel okullarda okuyor. Eğitimin tenise engel olduğunun söylenmesi sanırım antrenörlerin bahanesidir. En başta ben buna katılmıyorum. İyi bir sporcu, iyi bir akademik kariyer oluşturabilir. Spor disiplindir diyorsak bunun arkasında durabilmemiz lazım. Bir diğer konu ise tenis malzemelerinin daha kolay ulaşılır olması gerekiyor. 15 yaşında profesyonel bir tenisçi 2 bin lira verip raket almamalı. İkinci bir konu da turnuva sayısının artması gerek. Bu konuda zaten yol kat ediyorduk ama maalesef pandemi engel oldu. Turnuva sayısının artması çok önemli. Bir de bunun ekonomik boyutu var. Çok iyi meslek grubundaki ailelerimizin dahi bu işi taşımakta zorlandığını görüyoruz. Çünkü çok başarılı oyuncu da olsa profesyonel olmadıktan sonra 15 yaşında bir sporcunun yapabileceklerinin bir sınırı var. Bir sporcumuzun ortalama 25 turnuva oynadığını söylersek bunun 13-15 tanesi uluslararası olmak zorunda. Bu turnuvalar Türkiye’de dahi yapılsa çokça şehir dışına çıkılıyor. Genç gruptaki bir çocuğu sadece antrenörle gönderemeyebiliyorsun, yanına bir ebeveyn de gerekiyor. Çoğu seyahati üç kişi yapıyorsun. 25 turnuvanın 15’ini yurtdışında oynadığını düşündüğümüzde bunun antrenör, kulüp, malzeme giderlerinin hepsini bir araya getirdiğimizde bir oyuncunun yaklaşık 60 bin dolar civarı gideri çıktı. Bence en büyük engeli bu oluşturuyor. Bunda da ne yapılabilir? Bursa, sponsorluk oluşturulabilmesi kolay şehirlerden birisi gibi görünüyor. Ama bu konuda zordayız. Sponsor olacak çocuğun üzerinden de firmanın ne kazanabileceği üzerine firmaların haklı oldukları bir soru var. 15 yaşında aday bir sporcunun üzerinden büyük bir reklam yapamayacakları için de çok adım atmıyorlar. Bu konuda futbolun, basketbolun, voleybolun, özellikle futbolun gölgesinde kalıyoruz” açıklamasını yaptı.

“TENİS PANDEMİ İLKELERİNE UYGUN BİR SPOR”

Yaşanılan pandemi sürecinin tenise etkilerini aktaran Eroğlu, “Pandemi öncesi sahip olduğumuz oyuncu grubunun yüzde ellisine pandemi sonrası ulaşamadık. Bursa’daki diğer kulüplerde de durum aynı. İnsanlar tabi çocuklarının sağlıklarından endişe ediyorlar. Bu anlamda bir geri çekiliş var. Özellikle alt yaş gruplarındaki oyuncuları, aileleri tenise başlatmıyor. Bu konu devam ederse uzun vadede tenise zarar verebilir. Pandemi dolayısıyla zorluklar oluşsa da bu işe aidiyet hisseden ve tenise devam eden, hala mevcut şartlarda yapabileceğinin en iyi antrenmanını yapan oyuncu gruplarımız var. Ama onlar için de en büyük engel pandemiden dolayı turnuvaların oynanamamasıdır. Yurtdışında olması gereken takvimin yüzde beşi kadar turnuva devam ediyor. Zaten şu an yurtdışına çıkamıyoruz. Pandeminin oluşturduğu endişeler, gerekçeler, korkular çocuklarımıza psikolojik olarak ciddi zarar vermiş durumda. Allah nasip ederse pandeminin etkileri azaldıkça bu yaraları sarabileceğimizi umut ediyoruz. Bence pandemide de yapılabilir ve tavsiye edilebilir ilk branş tenistir” diye konuştu.

“SPOR BİR DİSİPLİNDİR”

Sporun bir disiplin olduğunu vurgulayan Eroğlu, “Sporda başarılı olmak isteyen bir insanın iyi bir program yapması gerekiyor. Tenis zor bir spordur. Bir maç içerisinde yüzlerce anlık karar veriyorsun. O kararın arkasında durmalı, kararlılıkla uygulamalı ve sonucunu kabullenip yirmi saniye sonra bir puan daha oynamalısın. Mental açıdan da zor, hazırlık evresi daha zor. Ama insana bireysel anlamda kattığı değerler var. Örneğin tenis oynayan öğrencilerimize baktığımda hepsi sınıfında lider veya o statüye çok yakın. Bu anlamda bireysel sporun önemli bir avantajı var. Tenis elit bir spor. Bu branşla uğraşan çocuklarımızın da hakikaten gurur duyulacak bir hayat sürdüklerini, disiplin içinde olduklarını görebiliyoruz. Tüm branşların da bu konuda çocuklara faydasının olacağını söylemekle beraber tenisi en ön sıralara yazabilirim. Bu anlamda muhakkak ki çocuklarımıza tenisi tavsiye ediyoruz. Direkt şu yaşta başlanmalı diyemem ama muhakkak jimnastikle desteklenerek başlanılmasını özellikle tavsiye ederim. Ayrıca 11 yaşa kadar yarışmacı bir kimlik oluşturma çabasını yanlış buluyorum. Diğer taraftan baktığında da tenis yediden yetmişe oynanabilen bir spordur. Hakikaten altmış, yetmiş yaşında tenise başlamış ve kalıcı hale getirmiş birçok tanıdığımız insan var. Bu sporcular da veteran bazında müsabakalara da katılabiliyor. Hem Bursa’da hem Türkiye’deki birçok ilimizde sosyal anlamda çok önemli, çok güzel kulüpler var. İnsanların tenise başlama yaşı olarak bir üst sınır koymakta zorlanıyoruz. Yediden yetmişe herkesin yapabileceği bir spor diyebiliriz” açıklamasında bulundu.

 

UFUK HOCA’NIN DA, BAŞARILI ÖĞRENCİLERİNİN DE HEDEFİ BÜYÜK

 

DEFNE ÇIRPANLI

Tenise 5 yaşında başladım. Şu an 16 yaş Milli Takımındayım. Şubat ayında Belarus’ta Türkiye’yi temsil ettim. 14 Yaş Türkiye Şampiyonası’nda teklerde ikinci çiftlerde birinci oldum. Türkiye klasmanında kendi yaşıtlarım arasında bir numaradayım. Dünya sıralamasında ilk 100’e girmeyi ve Grand Slam kazanmayı hedefliyorum.

BERKE YILDIRIMLAR

17 yaşındayım. 9 yaşında tenise başladım. Yaşıtlarım arasında Türkiye’de ilk 10 arasında yer alıyorum ve ulusal düzeyde birçok başarım var. Tenis benim için en ön planda geliyor ve öncelikli hedefim milli takıma girip uluslararası düzeyde de başarılar elde etmek. Ardından ise Grand Slam’de boy göstermek istiyorum.

DEMİR DEMİRKOL

Tenise 7 yaşında başladım. En son katıldığım 14 Yaş Turnuvası’nda birinci oldum. Tenisteki hedefim Grand Slam’de oynamak.

ÖMER ALİ DEMİRCİ

Tenise 5 yaşında başladım. 14 yaşta birinci oldum. Teniste öncelikli hedefim Milli Takıma girmek, sonra da Grand Slam kazanmak.

DEFNE DEMİRKOL

Tenise 10 yaşında başladım. Grup birinciliği ve ikinciliğim var.

Teniste şu an hedefim Milli Takıma girmek.

OZAN HİSARCIKLAR

Tenise 8 yaşında başladım. Başarılı bir tenis oyuncusu olmayı hedefliyorum. Bunun için de sıkı çalışmalarımı sürdürüyorum.