Şayan-ı dikkattir ki; Ruslar Hainköy geçidinden çıkıncaya kadar Osmanlılar tarafından hiç haber alınamadı.

Eğer Osmanlılar tarafından geçitlerin içine hatta geçitlerin kuzey tarafındaki çıkışlarına kadar keşif harekatları yaptırsalardı her zaman için icap eden geçide kafi miktarda kuvvet sevk olunabilirdi.

Osmanlılar vaktiyle haber alıp da, Rusların bahse konu kuvvetleri Hain köy geçidinden çıkarken geçit yakınlarındaki taburlarımız yetişseydi, Rusların geçitten çıkması gayrikabil olurdu.

Esasında da, bir iki tabur mukabele etti. Fakat Osmanlılar tarafında harekat beraberliği temin edilemediğinden ayrı ayrı lüzumsuz mağlubiyetler baş gösterdi.

Hulusi Paşanın bir tugayla Şıpka geçidi içinde ısrarla savunmada kalması icap etmezdi. Madem ki; Ruslar Hain köyden geçtiler, yapılacak en mühim iş derhal Rusların geçen kuvvetlerinin üzerine bütün kuvvetimizle saldırmaktı. Eğer Hulusi Paşa batıdan ve Rauf Paşa da, güneyden Gurko üzerine aynı anda saldırsalardı her halde Gurko idaresinde bulunan kuvvetler çok fena duruma düşeceklerdi. Nihayetinde de Süleyman Paşa ordusunun gelmesiyle Osmanlılar, Gurko’ya nazaran daha üstün bir duruma geçtiler. Bu üstün hal içinde hemen faaliyete geçildiyse de, daha evvelki yavaş hareketimiz, çok kötü duruma düşmüş Gurko’ya, çekilme şansı verdi.

Gurko kuvvetlerinin Hainköy geçidinden geçerek çekilebilmesi üzerine Süleyman Paşa’nın saniye kaybetmeden Gurko’yu takip ederek balkanları geçmesi ve bu fırsatı değerlendirerek Kale-i Erbaa ordusuna iltihak etmesi elzemdi. Halbuki Osman Paşa’ya yardım etmekte çok mühimdi. Süleyman Paşa ise, bu mühim işlerin hiçbirisini yapmadı. Balkanların güneyinde kaldı. Başkumandan tarafından bu tarzda verilen emri de, yerine getirmedi.

RUS SOL CENAH GURUBUNUN İDARE-İ HAREKATI/ (ÇAREVİÇ)

Sol cenah gurubuna tahsis edilen 12. ve 13. Kolorduların süvarileri Tuna’yı geçer geçmez he men Biela’ya ilerletildi ve 5 Temmuz’da bu mevki işgal edildi. Bunu takiben kolordular da, Yantra hattını tuttular. Bu grubun kumandanı Çareviç, sol cenahta bulunan 12. Kolordu ile Rusçuk’u tehdit edecek şekilde sol cenahta 13. Kolordu ile de Razgrad istikametini gözetleyerek Lom nehrine doğru ilerleyecekti. Bu sebepten Yantra nehrini Kolordular ile geçmeden evvel süvari ile Rusçuk istikametini keşfettirmek için 8 Temmuz da bir kısım süvariyi, Bieela-Rusçuk arasındaki büyük yoldan ileri sürdü. Tersinik-Divamocil istikametinde sevk edilen keşif kolları sabahleyin Osmanlı süvarisinin Tersinik’ten ilerlemekte olduklarını haber vermeleri üzerine Rus süvari alayı Oburtenik’te bir mevzii işgal ederek yanı başında bir batarya topçuya da, mevzii aldırarak süvariler üzerine ateşe başladı. Osmanlı süvarileri piyade ile takviye edilerek ilerlemeye çalıştılarsa da, geri püskürtüldüler. Akşam saat 21. 30’da Divamojil istikametinden Osmanlı piyade askerlerinin ilerlediği görüldü. Bunlara karşı Ruslar birkaç süvari bölüğü ve bir batarya ile mukabele ettiler. Osmanlılarda bir bataryaya mevzii aldırarak piyadenin ilerleyişini korumaya çalıştılarsa da, Rusların topçu ve süvari ateşi altında geri çekilmek zorunda kaldılar. Böylece de, günün çarpışmaları son bulmuş oldu. Ertesi sabah Rusların keşif kollarından gelen haberlere göre Divamojil istikametinde taarruz eden Osmanlı kıtaları Rusçuk istikametinde ricat ediyorlardı. Şimdi de, Osmanlı tarafına geçelim: Obrutenik’te Rus süvarileriyle savaşa tutuşan kuvvetler, Ahmed Eyyüp Paşa kumandasında Kale-i Erbaa’dan harekata geçen ordulardır.

 KALE-İ ERBAA ORDUSUNUN HAREKAT TARZI

 Şumnu ve Rusçuk kuvvetlerinden teşkil olunan bir süvari tümeni ve iki piyade tümeninden (34 tabur piyade, 40 bölük süvari, 11 batarya top) 28 bin mevcuduyla vücut bulmuş bu ordu 4 Temmuz sabahı Şumnu'dan hareketle önde süvari tümeni olmak üzere Rusçuk istikametinde ilerleyerek ve Rusçuk’un 15 kilometre kadar batı yönündeki Kadı Köyünde sola istikamet değiştirerek Divamojil - Biyela istikametine ve Rusçuk tümeni de Rusçuk da, Tiristinik-Biyela istikametinde yürüdü. Bu kıtalar ancak 8 Temmuz da, Tristinik ve Divamojil’e gelebildi. Bu sırada bir süvari alayı ise Tristinik üzerinde Biyela istikametine sevk edilmişti. Bunlar da; düşmanın top ve tüfek ateşine maruz kaldığından geri çekildi. Düşmanla karşı karşıya gelindiği kumandan tarafından anlaşıldığında hemen piyadenin tamamı Tirsinik ve Divamojil de beklemeye alındı. O gün akşa ma kadar tereddüt içinde beklemede zaman geçirildi. Osmanlı ordusu Başkumandanı bu kadar cık bir savaşı kafi görerek, daha fazla ileri gitmeyi gözüne alamayıp, ertesi sabah erkenden tekrar Rusçuk ve Şumnu istikametinde ricata başladı. Böylece; bu manevraya da, son verilmiş oldu. Halbuki bu manevra Rusların üzerine Biyela isti kametinde taarruz ederek Yantra hattını tutup, batıdan geçecek olan Osman Paşa Kolordusu ile irtibat ve birlikte hareket ederek Rusların ricat hattı istikametinde taarruz etmek maksadıyla ter tiplenmişti. Ruslar bu vaziyet karşısında meydanı boş bulunca büyük bir cüret ile Lom hattına doğru ilerlemeye devam ederek bu hatta korunmaya müsait güzel bir mevzi tuttular. Diğer taraf tan Rus Generali Gurko komutasındaki kuvvetler, Balkanlara sarkmış ve Tırnova’yı zapt etmişti. Bu sebepten dolayı İstanbul sıkışmış olduğundan Rusların Balkanları geçmelerini önlemek için lazım gelen çarelere müracaat etmek üzere Serasker Redif Paşa, İstanbul’dan, Şumnu’ya gönderilmişti. Redif Paşanın İstanbul’a yazdığı rapor şayan-ı dikkat olduğundan bir gözden geçirelim:

 Bu sırada da İstanbul’dan; Abdülkerim Paşaya çekilen 16 Temmuz tarihli telgrafta ehemmiyeti haizdir. “Şumnudan niye kuvvet göndermiyorsunuz? Diye sorarsam;kuvvet gönderirsek düşman Balkanlara ilerlemekten vazgeçerek, Şumnu’yu kuşatır diye cevap verirsiniz değil mi? Fakat düş man çoktan Yeni Zağraya ilerledi ve Kızanlıkı yaktı! (Halbuki 17/ Temmuz da Kızanlık düşman eline geçti. M. H) Ordu müdafaada kalmayı seçerek ve dağınık bir halde bulunarak mühim noktalara kafi miktar seyyar müfrezeler bulundurmadıkça düşman da, bütün kalelere uğramadan yandan dolaşarak dosdoğru Edirne üzerine oradan da İstanbula ilerleyecektir. ” Fiemanillah. (Devam edecek)