ABD'de 20 yıl önce başlayan küreselciler ile ulusalcıların savaşı Korona ile birlikte tüm dünyaya sıçramıştı aslında.

Çoğu insan bu savaşı küreselcilerin kazanacağı varsayımı ile hareket ediyordu, öyle de olacağa benziyor…

6 Ocak’ta gelişen olaylar Amerikan milliyetçilerinin umutsuz bir direnişi zaten!

4 ölü ve onlarca yaralı ile kongre baskını sona erdi ve Trump koltuğu Biden’e devredeceğini açıkladı.

Ve Trump şimdi kendi sorumluluğunu örtmeye çalışıyor.

Amerikan halkının seçimlerde tercihini korumacı-ulusalcı Trump yerine, küreselci Biden için yaptı görünüyor.

Tabii Trump’ın savladığı oy çalıntıları dikkate alınmazsa…

Bu savaşı küreselciler kazandı yani…

Olağanüstü gelişmeler olmazsa Biden 20 Ocak’ta başkanlık koltuğuna resmen oturacak.

Seçimlerde hile yapıldığını savlayan Trump, Beyaz Saray’ı terk etmemek için direndi ama bundan sonra yapacağı pek bir şey de yok.

Kendini kurtarma derdinde Trump artık.

Reel durum bu…

* * *

Bundan sonra ne olur?

Artık Çin, ABD'nin koltuğuna oturur, dünyanın yeni egemen gücü mü olur?

NATO, IMF ve Dünya Bankası başta olmak üzere tüm benzeri oluşumlar merkezini Çin'e taşır mı?

Görünen o ki, Biden’ın başkanlığı Amerikan ve dünya tarihinde yeni bir dönem başlatacak, yeni jeopolitik depremler yaşanacak.

Biden bir küreselci ve amacı Amerika’yı yeniden dünya lideri yapmak…

Biden, dünya liderliğini hem Amerika ve hem de dünya için bir zorunluluk olarak görmekte.

* * *

Amerika’da gelişen bu olayların Türkiye’ye yansımalarını ve benzer örnek karşılaştırmalarını da yapmak gerek.

Kongre baskınına neden olarak Amerikan imajına büyük zarar verdiği savlanan ve 4 kişinin ölümüne neden olmakla suçlanan Tump ile bizdeki HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın durumunu bu kapsamda karşılaştırmak gerekmez mi?

Demirtaş, HDP eş genel başkanı iken 4 Kasım 2016’da Diyarbakır’da gözaltına alınarak tutuklandı ve Edirne F Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

Ve halen tutuklu…

Türkiye’de şimdi kimi çevreler Trump’ı Amerika’daki olaylardan sorumlu tutarak sert bir şekilde eleştiriyorlar ama nedense insanları sokağa dökerek 52 yurttaşımızın ölümüne yol açan Demirtaş’ı aklamaya çalışmıyorlar mı?

Bu yaklaşım tutarsızlık değil mi?

* * *

52 kişinin ölümüne yol açan Demirtaş’ın yargılanması gerektiğini ve dokunulmazlıkların kaldırılmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu açıklamasından sonra dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu Meclis’te bekleyen 506 dokunulmazlık fezlekesi olduğunu anımsatarak “Hepsini birden kaldıralım, hodri meydan” açıklaması yapmıştı.

Demirtaş’ın Davutoğlu’na yanıtı ise “550 milletvekilinin tamamının dokunulmazlığını kaldıralım” olmuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da “… Eğer birileri hapse girecekse önce siyasetçi girsin. Eğer bedel ödenecekse önce bedeli biz ödeyelim” demişti.

Daha sonra da AK Parti öneriyi yeniden ele alarak dokunulmazlıkların kaldırıldığı tarih itibariyle savcılıkta ya da Başbakanlık’ta olan dosyaların kapsama alınmasına karar vermişti.

CHP’den birçok milletvekili öneriye karşı çıkmış ancak Kılıçdaroğlu’nun katıldığı bir televizyon programında sarf ettiği “Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen ‘Evet’ diyeceğiz” sözü o günlerin eleştirilen açıklamalarından olmuştu.

Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili Anayasa değişikliği teklifi 20 Mayıs 2016’da bir kısım CHP’li milletvekilinin verdiği oylarla da kabul edilmişti.

Şimdi Trump’ı yaptıklarıyla suçlayan muhalefetin Demirtaş’ı kurtarma adına yaptığı açıklamaları nereye koymak gerekir?