Nehirlerin taşması ve köprü malzemelerinin gecikmesi, Tuna nehrinin geçilmesi için yapılan teşebbüsleri âkim bıraktı.

27 Haziran’da kesin olarak Tuna nehrinin geçilmesine karar verildi. Grandük Nikola esas geçiş noktası olarak Zeminçe’yi tespit edip bu yolda emir verdi. Ayrıca ordunun iki cenahından da nümayiş yapılmasını istedi. Rusların sol cenah tarafında bulunan General Camarman komutasındaki 14. Kolordu 21-22 Haziran gecesi Osmanlılar’ın şiddetli mukabelelerine maruz kalmadan İbrail / Maçin üzerinden Tuna’yı geçti. Daha sonra da Osmanlı askerini Dobruca'dan uzaklaştırıp, Terviyan geçidine kadar geldiğinde burada durdu. Ne var ki, Baş kumandan Abdülkerim Paşa atalet içinde olmaya devam ediyordu. Oltaniçe'de nehri geçmek üzere 11. Kolordunun bir müfrezesi 25 Haziran’da bir nümayiş yaptı. Aynı günde Ruslar nehrin sol tarafına yerleştirmiş oldukları bataryalarla evvela Rusçuk, daha sonra Niğbolu üzerine çok şiddetli top atışları yaparken son hazırlıklarını da Ruslar, Flamunda’da gerçekleştirdiler. Çar ise; büyük kumandanları yanında olduğu halde Niğbolu karşısında bulunan Turnu mevkıinde karargahını kurdurdu. Bu sırada Rus ordusunun tamamına yakını Selatiyna - Bükreş cephesinden aşağı doğru akıyor Vid nehri vadisinde toplaşıyordu. İlk geçiş harekatını yapacak olan General Dramigirof, 1. Ve 4. Tümenler Zemineçe ve civarında bulunan tepelerin gerilerinde gizli olarak 26/ Haziran’da son hazırlıklarını yapmakla meşguldü.

  RUSLARIN HAREKATINI TAKİP EDELİM

 Burada altı tane müfreze hazırlanıp, her müfrezeye aynı miktarda sal tahsis olundu. Bu müfrezeler sessizce sağ sahili geçip baskın tarzında sahili tutacaklar, sahil kenarındaki mühim ve hakim noktalarda sonuna kadar sebat ederek geriden gelecek kuvvetlerin geçmesini ve köprü kurulmasını gizlemeye çalışacak ve bu çalışmaları koruyacaklardı.

 Şimdi de bizim taraftaki vaziyete bakalım: Ziştovi civarında bir tabur ve bir süvari bölüğü ve iki adet top, bu kuvvetin mevcudu 770 kişiydi. Varadin civarında 5 tabur asker ve dört adet top ve de 3330 asker vardı. Bunları takviye edecek birlikler 70km. mesafedeki Tırnova’da dörtbin asker yine 70km. mesafede Rusçuk’da, 21 bin asker, 40km. de mesafedeki Niğbolu’da yine 21 bin asker bulunuyordu. Bizim tahkimatımıza gelince; Ziştovi’de Tuna’ ya karşı altışar toplu iki batarya ile Varadin’in güneybatısındaki Tepe Pınarında toprak bir tabya bulunuyordu. Ancak bunlar önce den silahlandırılmış olmayıp icabında Ziştovi ve Varadin’de bulunan müfrezelerin sahra toplarıyla işgal edileceklerdi.

 Başkumandan Abdülkerim Nâdir Paşa Rus karargâh-ı umûmisinin, Tuna’nın ortasından geçme niyetinde olduğunu kuvvetli ihtimal sayıyordu. Fakat emrindeki kuvvetlerle Rusların bu hareketini men edebilmeyi mümkün bulmuyordu. Abdülkerim Paşanın bu fikir de olduğu Haziran ayının başlarında İstanbul’a gönderdiği aşağıdaki rapordan anlaşılmaktadır: “Düşman Tuna’yı başlıca kuvvetleriyle Rusçuk ile Vidin arasında geçmektedir. Fakat düşmanı geriye atabilecek kuvvet de istihkamımız ve ne de büyük müfrezelerimiz olmadığından Ruslar, Tuna’yı geçmekte muvaffak oldukları takdirde terettüp edecek mesuliyeti kabul etmem.” Abdülkerim Paşanın; Rusların Tuna’yı ortadan geçmeleri fikrini ve menetmenin gayrimümkün olduğunu İstanbul da kabul etti. Böylece büyük bir kısmı Kale-i Erbaa’da diğer kısmı ise Vidin’de bulunan ordunun, sahra savaşlarına iştirak etmemesi de kabul gördü. Bu hususta Sultan Abdülhamid’in Babıâli’ye gönderdiği aşağıya aldığımız iradei seniyye ile sabittir. “Şimdi Serdar-ı Ekrem’den aldığım rapora nazaran, Rusların Tuna’yı geçmek için hazırlanmakta oldukları anlaşılıyor. Tuna hatt-ı müdafaasının yanlarında bulunan kıtalar ancak savunmaya tahsis edilmişlerdir. Sahrada meydan savaşı vermek, düşman ordusunu memleket içine ilerlemesini menetmek, asli kuvvetlerine karşı koymak ve ricat yolunu tehdit etmek üzere mümkün olduğu takdirde bir ihtiyat ordusunun kurulması icap eder.” Osmanlılar tarafında vaziyeti ve Başkumandanın fikir ve maksadını anladıktan sonra Rusların harekatını takip edelim: Ruslar Ziştovi’nin yakınlarında bu hazırlıkları tamamladığı halde bu durumdan Osmanlı birlikleri hiçbir haber alamadılar. Osmanlı ordusunun her bir tarafında gaflet ve uyuşukluk hüküm sürmekteydi. Ziştovi ve Varadin’deki kuvvetin tamamı altı tabur piyade ve bir batarya sahra topundan ibaret bulunuyordu. Bunlar hiç takviye edilemediler. Ruslar, Tuna’nın sol sahilinde bulunan düzlük ve bataklık arazideki ağaçlık ve çalılıkların kendilerini gizlemesinden istifade ettiler. Bundan başka 26/27 Haziran gecesi çok karanlık bir geceydi. Hava çok rüzgarlı esmekte adeta fırtınalar kopuyordu. Bütün şartlar Rusların hatt-ı harekâtını Osmanlı birliklerin den saklamak için pek müsait hal almıştı. Öte yandan bizim ağır davranmamız da, adeta bu şartlara destek gibiydi. Fakat geçit yeri olarak seçilmiş olan yer, Tuna nehrinin eni 800 metre olup, suyun akışı çok hızlı ve de haylice derin idi. Sağ sahil ise;dik ve hemen hemen sol sahile kadar ateş altında tutulmaya açık bir halde idi.

  TUNA’NIN AŞILMASINDAN PLEVNE’NİN DÜŞÜŞÜNE

 Gece saat 2. 30’a doğru Dragimirof tümeninin ilk kademesi büyük bir sessizlik içinde Zimeniç sahilinden hareketle Ziştovi’nin Doğu yönündeki Tekirdere ağzına doğru hareket etti. Sabah saat 7. 30’da, bir çok sal ile sağ sahile yanaştı. Osmanlı nöbetçi askerleri onları görerek silah başı işaretini verdi. İşaret üzerine Osmanlı ileri karakollarıyla, zorluk içinde karaya çıkmaya çalışan zayıf Rus birlikleri arasında şiddetli bir ateş düellosu başladı. Osmanlı ileri karakol kuvvetleri önceden aldıkları talimata göre Rusların ani bir harekatı üzerine büyük çalı yığınlarını tutuşturarak gerideki birliklere haber vermiş olacaklardı. Ruslar ile silahlı çatışmaya giren birliklerimiz bu vazifeyi unutunca geri hatlarda bulunan kıtalarımız durumu pek geç öğrenebildiler. Osmanlıların silaha sarılıp da çıkış noktasına zamanın da yetişme hususunda kaybettikleri zaman dilimi içinde Rusların birinci kademe ve diğer kademeleri sağ sahile geçerek hakim olan tepeleri zapt etmeye muvaffak oldular. Rusların karşı sahile yerleştirdikleri topları ve topçularıyla diğer sahile geçmiş ve geçmekte olan taarruz kuvvetlerinin yanlarını himaye ediyordu. Varadin’deki, Osmanlı gözetleme tugayı durumu haber alarak Rusların çıkmakta olduğu nokta ya ilerledi. Ne var ki;çok geç kalınmıştı. Arazinin kapalı ve arızalı bulunmasından Ruslar büyük bir ustalıkla istifade etmesini bildiler. Kesintisiz bir şekilde takviye gören Rus birlikleri süngü hücumuna geçerek , Osmanlı kuvvetlerini mevziden mevziye kovaladılar. Sabaha karşı Osmanlı birlikleri savaşa devamdan vazgeçerek, Doğu yönünden Rusçuk’a, batı tarafından da Ziştovi istikametine doğru ricata başladılar. Ruslar geçit harekatını hızlandırdılar. Öğleden az sonra tam bir tümen kuvvetiyle Batı istikametinde Ziştovi’ye yürüdüler. Sayı bakımından yetersiz olan Osmanlı muhafızları ümitsiz bir şekilde nehrin kenarında savunmaya geçtiler. Çok geçmeden bir Rus tugayının Güney yönünde çevirme harekatı yaptıklarını gördüklerinde Biela istikametinde ricata karar verdiler. Haziran ayının 27. Ve 28. günleri geçit harekatına aynı tarzda devam edilerek, 8 ve 18. Kolorduların piyade ve topçu kuvvetleri de geçirildi. Fiemanillah. (Devam Edecek)