NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez, corona virüs sürecinde sanayi ve ekonomi konularının yanı sıra gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Engin ÖZKONUK

Corona virüs tedbirlerinden bahseden Erol Gülmez, ‘’Biz martın ilk günlerinde önlem almaya başladık. Tüm personelimizi mobilize ettik. Bütün sanayicilerle de iletişimimizi mobilize hale getirdik. Hemen dezenfekten önlemleri aldık. Tüm binayı, okulu, kreşleri her tarafı dezenfekte ettik. Binanın girişine dezenfektasyon tüneli kurduk. Sürekli dezenfektasyon çalışmalarımız sürüyor belirli aralıklarla. Tüm personel maskeli, galoşlu. Bursa’nın bütünü ve NOSAB’ı karşılaştırdığımızda aslında ortaya aynı istatistikler çıkıyor. Buradaki karma sektör, Bursa’nın genelindeki karma sektörü ile aynı anlamda gibi bir sonuç çıkıyor. Otomotiv sektörü Bursa’da ağırlıkta. Nisan ayı çok önemli bir veri çünkü martın ilk iki haftası firmalar çalışmaya devam ettiler, sonrasında durdular. Nisan ayında otomotiv sektörü yüzde 90 küçüldü. Elektrik tüketimi göstergedir. Çünkü işyerini açtığınızda elektrik kullanmaya başlıyorsunuz. Doğalgaz da var buna bağlı olarak. Her ikisinde de nisan ayında yüzde 50 küçülmemiz var. Nisan’dan önce günlük 1 milyon 100 bin kw elektrik tüketimi söz konusuydu. Nisan ayı ortalamamız günlük 550 bine düştü. Şimdi işletmeler biraz çalışmaya başladı 700 küsür binleri gördük. Ama mayıs ayı da nisan ayı gibi kötü geçiyor çünkü mayıs ayında (sokağa çıkma yasağı) çok tatilimiz var. Tekstil sektörünün çok etkilendiğini görüyoruz. Onlar da tüm siparişlerinin ötelenmesi veya iptal edilmesi gibi sonuçlarla karşılaştılar. Tedarik sıkıntısından dolayı da üretimleri aksadı. Otomotivden sonra en çok tekstilin etkilendiğini söyleyebilirim. Makine sektörü de etkilendi çünkü makine sektörü tekstil ve otomotive çalışıyor. Dijitalleşme bütün firmaların olmazsa olması haline geldi ve bundan sonra daha da gelecek. Firmalar önümüzdeki dönemlerde bu tip riskleri göz önünde bulundurarak çalışmalarını olabildiğince dijitalleşmeye dayanarak yapacaklar. Bu da önümüzde iş hayatında bir dönüşümü sağlayacak diye düşünüyorum. NOSAB ve diğer firmalarda Home-office çalışan personelimiz var. İlk günler rahattı herkes evinde, ailesinin yanında günlük kıyafetleriyle işlerini yapıyordu. Ancak gelinen süreçte bazı şirketler çalışanlarını sürekli home-office çalışmaları için hazırlık yapmaya başladı. Şimdi hiçbir personel bu statüye girmek istemiyor. Yani iki aylık home-office süresi herkesi daraltmış. Herkes işyerine gelmek istiyor, iş arkadaşlarıyla sosyalleşmek istiyor. Aslında elektrik fiyatı zamlanmadı fakat tüketim miktarı düşmesinden dolayı sanayicinin ödediği elektrik birim fiyatı yüzde elli arttı. Biz sanayiciler hep umutla yaşıyoruz. Yoksa bu umut şeyimiz olmasa işlerimizi yapamayız. Tamamen hepimiz bu ülkenin refahına, ülkenin gelişimine, istihdam sorununa katkı vermek için çalışıyoruz aslında. Kamu görevi yapıyoruz. Ben üreticileri, sanayicileri böyle değerlendiriyorum. Bu şartlarda bile sürekli yurtdışında müşteri bulmaya çalışıyoruz. İhracat yapalım, istihdamı düşürmeyelim. Ben bölgede iş akdi feshedilen işçi duymadım. Türk sanayicisi olarak bu tür krizlere alıştık. Ben mesela yeni şirketimizin kuruluş aşamasında ilk makinelerimizi sipariş etmiştim 15 Temmuz oldu. Ben o gece geldim işyerimde sabahladım. Genel müdür arkadaşımız da geldi. Aramızda tamam mı devam mı diye konuştuk. Devam dedik. Yani bu ülke için bir şeyler yapalım, geri adım atmayalım. Ondan sonra ekonomik kriz geldi. Erken seçimler yaşandı. Artık düzelir herhalde bir şeyle karşılaşmayız diyorduk. Savaş başladı, Suriye’ye girdik. Bunlar hep bizi sanayici olarak, ekonomik olarak etkileyen faktörler. Sonrasında seçim oldu. Ardından pandemi geldi. Biz daha önceki domuz gribi, kuş gribi gibi sınırlı kalır diye düşündük. Bunu Çin’le sınırlı kalır diye düşündük. Maalesef hızla yayıldı. Gördük ki bu diğer virüsler gibi değil, daha etkili, daha güçlü bir virüs. Aşının günlük hayatımıza girmesi en az bir yıl gibi gözüküyor.’’ dedi.

“Yerli Otomobil Doğru Yatırım”

Erol Gülmez yerli otomobil projesiyle ilgili ‘’Ben ilk günden beri yerli otomobilin doğru bir yatırım olduğunu söylüyorum. Biz klasik otomobil sektöründeki treni kaçırmış bir ülkeyiz. Fakat bu yeni segment yani elektrikli otomobilde dünyada yeni bir başlangıç var. Otomotiv sektörü ülkenin ihracatında birinci sektörüdür. O nedenle bu gücümüzü devam ettirmek, geliştirmek ve dünyada daha güçlü bir ülke haline gelebilmek istiyor isek otomotiv sektörüne mutlaka yatırım yapmalıydık ve bu da elektrikli otomobil olmalıydı. O nedenle doğru bir yatırımdır. Yanlış hatırlamıyorsan 2021’de seri üretime geçileceği taahhütü vardı. Ama biraz gecikeceğini düşünüyorum. Varsın geciksin, o çok önemli değil. Çünkü otomobil üretmek uzun bir süreyi kapsıyor. Mevcut firmalar bile yeni model üretirken iki yıllarını alıyor. Biz iki yılı sıfırdan arazisini alıp, fabrikasını yapıp, üretim haklarını kurup, seri üretime geçmemiz için çok kısa bir süre. Ama bunun önemi de yok. Yani gecikebilir ama yapılan hamle doğrudur. Bu konuda Konya, Manisa ve Bursa çok istedi. Bursa için sevindirici. Bursa çok yükünü aldı, Bursa’ya fazla geliyor diye görüşler de var. Bursa artık bir tarım, bir turizm kenti değil. Bursa hem sanayi hem turizm hem de tarım kenti. Aslında bunları birlikte sürdürebilecek koşulları sağlamamız lazım.’’ şeklinde konuştu.

“CHP Yıpratılmaya Çalışılıyor”

CHP Osmangazi Meclis Üyesi Ercan Korkmaz’ın bir otopark ihalesine adının karıştığı ile ilgili iddiaları değerlendiren Erol Gülmez, ‘’Genelde kamuoyunda CHP’nin otopark ihalesine karıştığı gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Aslında burada partinin kurumsal yapısının bu ihaleyle herhangi bir ilişkisi yok. Buranın ihale edilmemesi ve belediye tarafından işletilmesi doğrultusunda grup kararı alınıp grupça oy kullanılmış. Yani parti bu konuda net duruşunu yapmış. Fakat ihale edilmesini isteyen birileri AKP ve MHP grubuyla iletişime geçip o grubun çoğunluğuyla ihaleye çıkarmasını sağlamışlar. Ercan arkadaşımız zaten bir hukukçu, avukat. İhalede orada bulunmasının parti ile ilgili hiçbir bağlantısı yok. Parti adına iki tane meclis üyesi gitmiş zaten. Ama Ercan arkadaşımızın orada bulunması parti adına değil, mesleği adına. Hekim olduğunuzu düşünün orada yaptığınız bir hata tüm kurumu etkilemez. Ercan arkadaşımız zaten o konuda yeterince açıklama yaptı. İnsanların karnını doyurmak için yaptığı meslekleri var. Ercan arkadaşımız da avukat. O nedenle kendini ilgilendiren bir konuda mutlaka orada olacaktı. Oranın ihaleye çıkıp çıkmamasıyla ilgili Ercan arkadaşımız da hayır oyu vermişti. Grup kararına uymuştu. Burada da ilkeye aykırı düşecek bir durum söz konusu değildir. Bence bu konu CHP’nin üzerine yıkılmaya çalışılıyor. Ercan arkadaşımızın mesela mecliste yaptığı iyi şeyler vardı. Konuşulmaz onlar, sosyal medyada kimse tebrik de etmez ama en ufak bir sıkıntıda sanki bu büyük bir sıkıntıymış ya da partiyle bir ilgisi varmış gibi, dolayısıyla partiyi yıpratmaya, meclis üyesi arkadaşımızın yıpranmasına sebep vermeye çalışıyorlar. Bence hiçbir problem yok. Sonuçta biz parti olarak burası ihale edilmesin demişiz. AKP ve MHP’li meclis üyelerinin oyları ile ihaleye çıkarılmış.’’ ifadelerini kullandı.