Garip bir ülkeyiz biz… Elimizdeki değerlerin çoğunun  kıymetini bilmiyoruz ne yazık ki…

Bunlardan biri de; güneş enerjisi…

Bugün yılda sadece 4-5 ay güneş yüzü gören birçok Avrupa ülkesi güneş enerjisi üretimini giderek artırırken, yılın 8-9 ayı güneşli geçen ülkemizde ne yazık ki bu değerli ve çevreyi hiç kirletmeyen enerji kaynağından yeterince yararlanamıyoruz.

Üstüne üstlük enerji gereksinimimizi çoğunluğu ithal girdilerle karşılayarak, dış ticaret açığı konusunda zaman ve para kaybediyoruz. Türkiye’nin dış ticaret açığının yüzde 65-70’inin enerji ithalatından kaynaklanıyor olması, enerjide dışa bağımlılık sorununu gündeme getirmektedir.

Bu garip çelişkiyi, mutlaka gidermek gerek…

Bazen…Kış mevsiminin tam ortasında bile güneş görülen bir ülkede/bir kentte bu enerjiden neden faydalanamadığımız sorusunu sık-sık sormamız gerek kendimize…

Hatta ve hatta olaya bir başka pencereden bakarsak; yenilenebilir ve çevresel hiçbir olumsuz etkisi olmayan güneş enerjisi varken, çevreyi kirleten  kömürlü santrallere neden gereksinim duyulur ki..?

Veya Çernobil türü felaketler yaratabilecek nükleer santrallere..?                               

                           ÇATILARDA GÜNEŞ AÇAR MI BİR GÜN..?

Çevreci düşünceye sahip aydın insanların da çok iyi bildiği gibi; güneş enerjisi yenilenebilir enerji kaynakları içinde en ucuz ve en temiz olanıdır.

Tüm dünyada kurulu güneş enerji sistemlerinin toplam gücü: 2010 yılında 40 gW iken, 2016 yılında yüzde 650 artarak 304 gW’ye yükselmiş durumda…Bu yıl için de 400 gW hesapları yapılıyor. Oldukça hızlı bir tempoda artış gösteren güneş enerji sistemi kurulumları, güneşe yatırım yapan devlet politikaları ile daha da artacak gibi görünüyor.

Ülkemizde ise yıllık yaklaşık 190 Twh güneş enerjisi üretiliyor. Bu rakam hiç de kötü değil ama güneşin 8-9 ay gündemde kaldığı bir ülkede; adeta bedava enerji olan güneş enerjisinin daha da yaygınlaşması gerekiyor.

Hem şebeke ölçekli güneş kurulumları, hem de evlerdeki çatı potansiyeli anlamında oldukça önemli fırsatlar bulunan Türkiye’de artık daha somut adımlar atılmak zorunda…

Çünkü henüz çatıların kurulumu ve hazırlanışı açısından sorunlar var. Özellikle çatı üstü güneş potansiyeli konusunda yönetmelik değişiklikleri yapıldı ama uygulamada bazı sorunlar yaşanıyor.

Şu anda Ege ve Akdeniz bölgelerinde sadece su ısıtmak için kullanılan çatı üstü tesisatların yakın bir tarihte elektrik üretimi içinde kullanımı ile birlikte, ülkemizde temiz ve bedelsiz elektrik enerjisi üretiminde çağ atlanabilir.

Fakat esas notum şudur; Ülkemizde onca güneşe rağmen, bu güneşin enerjiye dönüşümü sadece yüzde 1’dir. Yapı kooperatifi yönetimlerinin çıkan yeni yönetmelik sonrasında; çatılardan elektrik üretimi konusunda daha etkin çalışması ile üretilecek elektrik enerjisinin kısa sürede yüzde 1,5’a ulaşabileceği hedeflenebilir.

Kısacası güneş enerjisi konusunda henüz hazır değiliz ve daha alınacak çok yol vardır.

Ülkemizde güneş çoktur ama ondan alınan enerji azdır.

Çoğaltmak da elimizdedir aslında…

                                    NÜKLEER ENERJİNİN ALTERNATİFİ

Dünyada şu anda güneş enerjisi toplam kapasite tutarı, nükleer enerji toplam kapasitesini geçmiş durumdadır.2017 Yılında güneş enerjisi kapasitesi 390 gigawatt iken, nükleer enerji kapasitesi 391 gigawatt civarındaydı. Yaşadığımız yılda; bunun güneş enerjisi lehine arttığını görüyoruz.

Yenilenebilir enerji kaynağı olan güneşe mutlaka sahip çıkmalı ve dünyanın geleceğini korumalıyız.

Yapılacak iş basittir. Binaların çatılarında; güneşe yeni bir hayat ısmarlamalıyız.

İşin özeti de şudur aslında…

Elimizdeki doğal kaynağın değerini bilirsek, geleceğimizi kurtarırız.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÖZLÜ SÖZLER: İnsanoğlu bir tek ıstırabı tanır; kendi çektiğini…(La ROCHEFOUCAULD)

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------