Dış ticaret, ülkelerin karşılıklı çıkarlarına dayalı olarak gerçekleştirilmektedir.

Ülkeler kendi ülkesinde bulunmayan ya da yüksek maliyetle üretebilecekleri ürünleri başka ülkelerden temin ederler.

Bunu hemen her ülke yapar…

Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne götüren anlaşmalar, 1963 yılında yürürlüğe giren Ankara Anlaşması ve 25 Mart 1957 tarihli Roma Antlaşması’dır.

Türkiye’nin 1987 yılında Avrupa Birliği’ne tam üyelik için yenidenbaşvuru yapması ilişkilerin dönüm noktasını oluşturmaktadır.

1996 yılında Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne girmesiyle birlikte Türkiye, Avrupa Birliği’ne üye olmadan Gümrük Birliği gerçekleştirmiş tek ülke konumuna gelmişti.

Bunun kuşkusuz yararlı yönleri olmakla birlikte zararlı yönleri de oldu ve olmakta.

* * *

Avrupa Birliği, üye ülkelerini birbiri ile uyumlu hale getirmek ve ülkeler arasındaki sorunların çözümü için ortak çözümler bulmak adına çeşitli politikalar oluşturmuş ve bunların en önemlisi de Ortak Ticaret Politikası (OTP) olmuştur.

Bu politikanın temel amacı tek pazar yaratmaktır.

Bu politika kapsamındaki en önemli araçlardan birisi olan Ortak Gümrük Tarifesi (OGT), üye ülkeler arasında her türlü tarife ve kotaların kaldırılarak malların serbestçe dolaştığı ve üçüncü ülkelere karşı da ortak bir gümrük tarifesi uygulanmasını öngören bir politikadır.

İşte bu politika, mallarının AB ülkelerine daha rahat girmesine yol açmış ama sorun üçüncü ülkelere olan satışlarda karşımıza çıkmıştır.

Bu sorun, AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmaların Türkiye’nin kapsam dışı bırakılmasından kaynaklanmaktadır.

AB üçüncü ülkelerle anlaşma yaparken Türkiye AB ülkesi olmadığı için masada olamamakta bu da çıkarlarını koruyamamak anlamı taşımaktadır.

* * *

1.1.1996 tarihinden itibaren Gümrük Birliği süreci fiilen başlayan Türkiye’nin bu anlaşma ile dış alım-dış satımı önemli biçimde etkilenmiştir ve etkilenmektedir.

Yani bu tarihten sonra, bu anlaşmanın Türk ekonomisi üzerinde kimiolumlu ve olumsuz etkileri olmuştur.

Avrupa Birliği, özellikle sahip olduğu serbest dolaşım düzenlemesiyle, üye ülkeler arasında var olan gümrükleri kaldırmıştır.

Bu sayede Birlik üyesi vatandaşlar diledikleri gibi Birlik içinde seyahat edebilme özgürlüğü adı altında serbest dolaşım hakkına kavuşmuştur.

Türkiyebirliğe tam üye olamadığı için serbest dolaşım hakkından yoksun olduğundan Gümrük Birliği anlaşmasından yeterince yararlanamamaktadır.

* * *

Türkiye bu gün Birlik tarihinin en uzun süre müzakere yürüten ülkesi konumundadır.

Kimi dönemler dondurulsa da 1960’lardan günümüze dek uzanan süreçte yarım asır devrilmiştir.

Türkiye’nin sahip olduğu kalabalık nüfus ve sınır komşusu olduğu ülkeler üyeliğinin önünde duran en büyük iki engel olarak kabul edilir.

Türkiye’nin tam üyeolmadan böyle bir anlaşmaya imza atmasının yanlışlığını söyleyenler başından beri vardır.

Aday ülke statüsünde bulunan Türkiyebu gün hala, topluluğa girmek için gerekli ölçütleri yerine getirmek için çabalamaktadır.

Hiç kuşkusuz Gümrük Birliği,ekonomik uyumanlamında önemli artılar getirmiştir Türkiye’ye.

Türkiye bu süreçte rekabet koşullarını iyileştirmiş ve bu gün dış satımlarının yarıya yakınını AB ülkelerine yapabilmektedir.

Bu olmasaydı bunu yapamayacaktı hiç kuşkusuz.

Gümrük Birliği Türkiye için bir kazanımdır ancak AB'nin üzerine düşen görevleri yerine getirmemesi sonucu yeterli verim alınamamaktadır..

Şimdi, Hırvatistan’ın dönem başkanlığında Gümrük Birliği’nin güncellenebilmesiyle, Türkiye’ye ekonomik reformlara odaklanma, rekabet gücünü geliştirebilmek için uyum potansiyelini biraz daha arttırma olanağı bulabilecektir.