Sovyet sisteminin son yıllarında Bulgaristan’da soydaşlarımıza karşı artan baskı ve asimilasyon Türkiye’ye göç ile sonuçlandı bilineceği üzere.

İsimleri Bulgar isimleriyle değiştirilen, anadillerini konuşmaları yasaklanan, gözaltında ağır işkenceler gören Bulgaristan Türkleri, son çırpınışlarını sergileyen komünizmden kaçarak 14. yüzyıldan beri Bulgaristan'da yaşadıkları yerlerden Türkiye’ye ulaşarak yeni bir yaşama başlayabildiler.

Göç sürecinde yaşananlarla ilgili birçok öykücükler anlatılır…

Anne ve babasını o sıralar diğerleri gibi Türkiye’ye göçe razı edebilmek için zorlayan genç bir soydaşımızın bunu başardıktan sonra sınıra geldiklerinde genç soydaşımızın anne ve babası gördükleri karşısında şaşırırlar.

Bulgaristan sınır kapısı Kapitan Andreevo’da aydınlatma yetersiz, Türkiye, Kapıkule tarafında ise aydınlatma yeterli ve Bulgaristan tarafına göre daha aydınlık, tesisler daha temizdir.

Genç soydaşımızın anne ve babasının toprağı öperek, ‘cennet gibi bir yer’ dedikleri anlatılır.

* * *

Oysa o yıllarda Türkiye Bulgaristan’dan elektrik enerjisi satın almaktadır.

Süleyman Demirel’in başbakanlık dönemlerinden birinde, o ‘Böyyük Türkiye’ sloganını çokça seslendirdiği bir süreçte muhalefetin, ‘Böyyük Türkiyediyor ama Küçücük bir ülkeden elektrik enerjisi satın alıyor’ eleştirilerini gazeteciler Demirel’e sorunca, ‘Ne varmış bunda canım, kışın biz onlardan alıyoruz, yazın onlar bize veriyor’ yanıtı o günler büyük espri konusu olmuştu.

Yani o günlerde elektrik satın aldığımız Bulgaristan sınır kapısında aydınlatma Türkiye tarafından çok zayıftı nedense!

Bu gün için de aynı görüntünün fazla değiştiği de söylenemez ya!..

* * *

Son yıllarda Türk lirasının döviz karşısındaki aşırı değer kaybı bu gün akaryakıt fiyatları açısından geçmiş yıllara göre tersine bir görünüm sunmakta.

Bulgaristan’da bu gün bir litre benzinin fiyatı 1.75 leva.

Yani 8 liraya yakın.

Türkiye’de ise bu rakam 6,buçuk lira.

Diğer mallarda da buna benzer bir durum gözlenmekte.

Buradan, geçmiş yıllara göre tersine bir süreç işlediğini söylemek olası bu gün Bulgaristan ile Türkiye arasında.

Zaten her hafta sonu Bulgaristan’ın çeşitli yerlerinden günübirlik Edirne’ye yoğun olarak birçok Bulgaristan vatandaşının alışverişe gelmeleri bunun kanıtı.

* * *

Döviz fiyatlarının Türk lirası karşısında aşırı değer kazanması ve Bulgaristan’ın da para birimleri Leva’yı Euro’ya endekslemeleri kuşkusuz bu Bulgarların alım gücünü arttırmış görünmekte.

Ama bunun uzun süre sürdürülebilir bir durum olamayacağı da açık.

Bu kadar değerli bir paraya (2 leva bir Euro’ya eşit) sahip olan Bulgaristan’ın dışarıya mal satabilmesi oldukça zor.

Sürekli dışarıdan alarak nereye varılabilir?

Türk lirasının döviz karşısında aşırı değer kaybı bu gün için Türkiye’de dış satımcıya büyük kolaylık sağlamakta.

Bilineceği üzere bir paranın yabancı paralara karşı değer kaybı dış satımcının eline daha fazla yerli para geçmesine yol açar.

Ülke parasının değer kaybı ise tersine dış alımı kısar.

Her iki durumun da uzun süre sürdürülebilir olmadığı açıktır...