Ermenistan, bir oldubitti ile Azerbaycan’a saldırınca, Azerbaycan’ın verdiği tepki ve elde ettiği başarı karşısında şok olmuş durumda. Ermenistan, neden böyle bir şeye kalkıştı, amacı ne idi, kimden destek aldı ve kimlerden destek göreceğini umuyordu? Bu soruların cevabı aslında dünya siyasetini çok az takip eden biliyor. Kim kiminle iş tutuyor, kim kime ayar veriyor, kim kimi kışkırtıyor, az çok belli. Konumuz bu değil, bu ayrı bir yazı konusu ve biraz da tarihle ilgili bir süreçtir. Bu gün yazmak istediğim şey savaşlar ve Türkiye’nin çağımıza armağan ettiği savaşma şekli veya taktiğidir.

Türkiye bu çağda nasıl savaş yapılır bunu göstere göstere insanlığa, barbarlara, zalimlere anlattı. Bir yol çizdi, bir yöntem gösterdi. Teknoloji çağı dediğimiz bu çağda, gelişen silahların hedefleri bir av köpeği gibi kovalayıp imha ettiği, yüz bin kilometre ötelere nokta atışı yapılan füzelerin, lazer güdümlü roketlerin, uydu üzerinden yönlendirilebilen mermilerin olduğu bu çağda, Rusya’nın ve Esed’in Suriye’de taş üstünde taş bırakmadan, asker sivil, kadın, çocuk demeden insanların üzerine rastgele bomba yağdırdığı bir dönemde, Türkiye insanlığa ders veren o üç temel harekâtı gerçekleştirdi. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Bahar Kalkanı harekâtlarında gösterdiği başarı ile beraber, yaptığı harekâtlarda uyguladığı yöntem ile dünyaya örnek oldu. Özellikle askerlerin canı pahasına sivillere zarar gelmemesi için gösterdiği özen, üstelik sivil ile terörün birbirinden ayırt edilmesi nerede ise imkânsız olan bir bölgede bu ihtimamı göstermesi ve çok büyük başarı elde etmiş olması askeri okullarda ders olarak okutulmalıdır.

Bu insanı yöntemi başarıya ulaştıran bir diğer unsur mükemmel bir stratejik planlama idi. Bölgeye hâkim, bölgenin insanını da coğrafi özelliklerini de çok iyi öğrenip, buna göre planlama yapmış ve ilerleme esnasında hazırlanan plana harfiyen uyması başarının diğer bir unsuru idi. Yine savaş esnasında teknolojinin tüm imkânlarını en üst seviye de kullanması ve kullanmasının yegâne gayesinin de sivillere zarar vermeden hareket edebilme gayesi de başarının temel unsuru idi. Böylece Türkiye binlerce teröristi etkisiz hale getirirken, hata ile birkaç sivil dışında kimseye zarar vermemişti.

Bunların dışında yine Türkiye kendi ürettiği silahları bu harekatlarda kullanmıştı. Özellikle İHA ve SİHA’ların kabiliyetleri herkesi hayran bırakmıştı. Düşmana korku dosta sevinç yaşatmıştı. Daha da önemlisi Türkiye, yerden göğe, denizden, karaya ve havaya her tüm silahları eşgüdüm içerisinde yönlendirip kullanmayı sağlayan bir sistem uygulamıştı. Bu sistemi dünyada kullanabilen ülke bir veya ikidir. Daha da ötesi bir İHA ordusu kurarak maliyeti düşük ama etkili silahlara sahip olduğunu göstermişti. Bu İHA’ların bir başka görevi de yapılan harekatı an be an görüntüleyip dünyaya göstermemizi sağlaması idi. Tüm dünya Türkiye’nin yaptığı nokta atışları ile imha ettiği hedefleri bu sayede görmüştü.

Bu gün Azerbaycan Türkiye’ni açmış olduğu bu yolda ilerliyor. Başta uyguladığı planlı bir strateji ile Karabağ bölgesini ateş altına almış olması, sonrasında nokta atışları ile Ermeni güçlerin Tank ve hava savunma sistemlerini imha etmesi ve bunları yaparken sivillere zarar gelmesin diye gösterdiği azami hassasiyetini görüyoruz. Birkaç gündür patlak veren savaşta tek bir Ermeni sivilin öldüğüne dair bir haber işitmedik. Ermenistan askeri ise tam aksi bir tutum sergiliyor, mevzileri bırakıp kaçarken yakın ve civar köylere saldırıyor. Daha şimdiden 16’dan fazla sivil Azerbaycan Türkü öldürüldü.

Azerbaycan’ın haklı bir davası var, Dağlık Karabağ bölgesi Ermenistan tarafından oldu bitti ile işgal edilmişti, yıllarca da işgal altında idi. Yapılan onca masabaşı görüşmelerinde Ermeni tarafı hiçbir zaman bu işgalden vazgeçmedi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin almış olduğu karar ile Ermenistan’ın dağlık Karabağ’dan şartsız çekilmesi ve oranın Azerbaycan toprağı olduğunu dair karar almış olmasına rağmen Ermenistan karara uymamıştır.

Ermenistan’ın bu tavrına kimse sesini çıkarmamıştı, yıllarca böyle devam etmişti. Bu gün Ermenistan yeni bir oldubitti ile daha fazla şeyler elde etmeyi umuyordu ancak planladığı gibi olmadı. Azerbaycan bu kez hazırlıklı idi. Ermeni sorumsuzluğuna anında ve çok şiddetli bir karşılık verdi ve Ermenistan’ın adeta attığı pası şimdi gole çevirmek üzere. Bunu fırsat bilerek yıllarca işgal altında kalan Karabağ’ı geri alacaktır. Geri alırken de savaş hukukuna harfiyen uymakla kalmıyor, Türkiye’nin açmış olduğu yeni bir yol var ve bu yolda ilerliyor Azerbaycan.