Türkiye, sahip olduğu kültürel kimliği, üç tarafının denizlerle çevrili olması, dört mevsimin de yaşanması, doğası, mutfağı ve sağlık hizmeti potansiyeliyle turizmde çok şanslı bir ülke.

Son yıllarda da yapılan yeni turistik tesisler ile yabancı turist sayısı hızla artarken, bütün dünyayı kasıp-kavuran salgın nedeniyle bu süreç sekteye uğradı.

Türkiye, gerek doğa gerek tarih ve gerekse kültür bakımından turizmde açık ara farkla birinci olmayı hak eden bir ülke.

Koşullar ne olursa olsun Türkiye’nin bu özelliğini yitirmiş olması beklenemez.

Taşıdığı özellik ve potansiyellerden bir kaçı onu yine kuşkusuz bu yolda ileriye taşıyacaktır.

 

* * *

 

Evet, petrolümüz yok ama bu turizm sektörünü geliştirebilirsek bitmeyen bir petrol gelirine ulaşmış olmaz mıyız?

Akdeniz’de en uzun sahilin Türkiye’de olduğunu ve dünyanın en büyük 15 uzun plajı arasında 2 plajımızın yer aldığını anımsatalım.

Tamam, salgının bu yönde bir olumsuzluk yaratacağı görülmekte…

Ama bunu diğer alanlarda söz gelimi Sağlık Turizmi, İnanç turizmi alanında tamamlayabilmemiz olanaklı.

Her ile yayılması beklenen, içinde bulunduğumuz yılda 15 Büyükşehirde hizmete açılan Şehir Hastaneleri, ayrıca çeşitli merkezlerde tek katlı, içinde ameliyathaneleri bulunan, bütün odaları gerektiğinde yoğun bakım yatağına çevrilebilen, MR ve tomografisi olan hastaneler salgın sonrası sağlık turizmi için de değerlendirilmesi planlanan yapılar olduğu bakanlıkça da açıklandı zaten.

Kalıcı olarak inşa edilen bu hastanelerin daha sonraki dönemde de benzer veya farklı amaçlarda kullanılacağını kaydetti Bakan koca.

Bu hastanelerin ulaşım merkezlerine olan yakınlıkları da sağlık turizmi açısından önemli şans açıkçası…

 

Bunun yanı sıra, Türkiye 3 semavi dine ev sahipliği yapmasıyla, farklı kültürden insanların bir arada yaşamasıyla 12 ay inanç ve kültür turizminde de öne çıkma potansiyeli taşıyan bir ülke.

Salgın bir gün geçecek kuşkusuz…

Sonsuza dek böyle gitmeyecek.

Nerdeyse dünyanın 3’te biri kültür turizmiyle ilgilenmekte olduğu bilinmekte…

Türkiye, bu potansiyelini hiç kuşkusuz önümüzdeki yıllarda daha çok öne çıkaracaktır.

Bunların yanında Türkiye, gemi turizmine ağırlık vererek, Uludağ gibi mekânlarını planlayarak, kimi adalara kumarhaneleri getirerek, Uluslararası birçok müsabakaların merkezi yapılarak ve özel müzeciliği de geliştirerek turizmde çok daha iyi noktalara gelebilir.