Epifiz bezi, beynin en önemli içgüdüsel davranışlarını düzenleyen bölgesi olan hipotalamus ile uyum içinde çalışarak duyuların ve algıların kontrolünü sağlamaya yardımcı olur…

En eski çağlardan itibaren fiziksel ve ruhsal dünyaları birbirine bağladığına inanılan ve spritüel ritüellerde, ibadetlerde ve meditasyonlarda odak noktası olan epifiz bezinin fiziki özellikleri de onun üçüncü göz olarak nitelendirilmesini destekler. Bu küçük bezin açıldığı ameliyatlarda bezin tıpkı göz gibi retinal bir dokuya ve çevresinin saran kılcal damarlara sahip olduğu belirtilmiştir. Beynimizin ışığı algılama, gece ve gündüzü değerlendirme ve biyolojik saati ayarlama merkezi olduğu da düşünülürse epifiz bezinin beynin diğer kısımlarından daha ayrı bir öneme sahip olduğu söylenebilir…

Epifiz bezi ruh ve bedenimizin merkezi sistemi olup algı ve yönetme mekanizmamızı çalıştırır.

Epifiz bezine dışarıdan alacağımız besin ve kimyasallar ile zarar verildiğinde insan ve hayvan vücudunda birçok hastalığın başlamasına sebep olmaktadır..

Bilim adamlarının hayvanlar üzerinde yaptığı araştırmalar da bu bilgiler bilimsel olarak kanıtlanmaktadır…

Epifiz bezine en çok zarar veren ise “flörür” olup, epifiz bezinin işlevselliğini durdurmakta ve bu durdurma ile birlikte başta psikolojik rahatsızlıklar ile birlikte birçok hastalığın başlamasına sebep olmaktadır..

İlk olarak 1930’larda Hitler’in cani kimyagerleri tarafından Nazi kamplarındaki tutsakların içme sularına sodyum florid katılmış ve tutsakların pasif ve her emre itaat eden, (bazı tutsaklar delirmiştir)

Davranışları gözlemlendikçe sivil halkın da itaatkâr olması için bu plan devam ettirilerek günümüze kadar getirilmiştir…

Sodyum floridin insan vücuduna bir kısım yararı olduğu gibi zararları kat ve kat fazladır..

En çok içinde bulunduğu ürünler; diş macunları, şebeke suları, bebek mamaları, hazır çorbalar, tavuk bulyonlar, teflon mutfak gereçlerinde pişirilmiş gıdalar, gazlı içecekler, hazır meyve suları ve sigara...

Bu mineraller bio birikimli kimyasallar arasında olup vücuda girince yok olmaz ve vücuda ilave edildikçe birikmeye devam eder, sürekli kullanıldığında insanı yavaş,  yavaş zehirleyip beyin gücünü ciddi ölçüde azaltarak psikolojik rahatsızlıklar ile birlikte şizofreni ve delirmeler başlar…

Sudaki 1 mg sodyum florid artışı IQ seviyemizi 0.59 oranında etkileyerek zekamızı azaltır..

Sakinleştirici ilaçların içinde %25 oranında sodyum florid bulunur..

Dünyanın çeşitli ülkelerinde bol miktarda tüketilen bira, beyaz ve kırmızı şaraplar da epifiz bezine zarar vererek beyni uyuşturmakta ve insanın düşünme ve kontrol edebilme gücünü azaltmaktadır…

Dünyadaki tüm insanların kendilerine itaat etmesini isteyen şeytani akıl bu ve benzeri faaliyetleri ile insanın üçüncü gözü, İslam’da ise kalp gözü dediğimiz “epifiz bezini” körelterek sorgulamaktan muaf toplumlar oluşturarak kendi hedeflerine hizmet ettirmektedir..

Şeytani akıl ile birlikte hareket eden (DSÖ) Dünya Sağlık Örgütü diş macunları için özellikle sabah ve akşam kullanmamızı tavsiye ederek; karanlık ile beslenen ve canlanan epifiz bezine müdahale etmektedir...

ABD’de bulunan dünyaca ünlü bir diş macunu şirketi ürünlerinin üzerinde; eğer çocuğunuzun diş macunu yediğini fark ederseniz derhal yakınınızdaki zehirlenme merkezine götürün ve doktoru ile temasa geçin derken, ABD dışındaki ülkelerde ise diş macunu ambalajı üzerinde bulunan uyarı yazısında çocuğunuzun dişini fırçalarken macun yutmamasına özen gösterin ve yedi yaşın altındaki çocuklara az miktarda verin, ibaresi bulunmaktadır…

Kimyasal atık ve fare zehiri olan flörür görüldüğü üzere çok tehlikeli olup kullanmamız şiddetle tavsiye edilmekte ( diş macunu reklamları vb).

Peki, bu durumda kendimizi nasıl korumalıyız?

Öncelikle diş macunu yerine insan vücuduna, ağız ve diş sağlığına birçok faydası bulunan “misvak” kullanmalı ve bu alışkanlık haline getirilmelidir…

Epifiz bezinin uyku düzenini sağlayan melatonin hormonunu salgılanmasını sağlamakta ruh ve beden sağlığımızı korumak için yapılabilecekler arasında.

Melatonin hormonu salgılanması kişiden kişiye değişse de yaklaşık olarak 23.00 ile 05.00 saatleri arasında salgılanan bu hormon ve temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamaktır. Bunun haricinde melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisinin varlığı bu nedenle lösemi ve diğer kansere yakalananların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları gerektiği Doktorlar tarafından şiddetle tavsiye edilmektir…

 Yapılan son araştırmalara göre hormonun yaşlanmayı geciktirici etkisi olduğu da kanıtlanmıştır…

Kalın yapraklı; karalâhana, şalgam yaprağı, hardal otu, Çin lahanası vs. yeşil bitkiler epifiz bezi için çok besleyicidir çünkü bu bez bitkilerin yeşil renginin verdiği özelliklerini alır ve bedenin iyice beslenmesi için gerekli yerlere dağıtır.

Güneş ışınlarının da beslediği epifiz bezine zararlı olanlar ise yüksek oranda civa içeren balıklar, karbon bazlı içecekler, sudaki flor, diş macunları ve duman bunlara maruz kalmak epifiz bezini olumsuz yönde etkiliyor ve düzgün çalışmasını engelliyor...