2018 yılında patates ve soğan fiyatları üzerinden ülkemizi kaosa sürüklemek isteyen küresel güçler, Akdeniz'de var olmamız ve Ayasofya'yı ibadete açmamız ile birlikte yeniden güdümlerindeki perde gerisi maşaları vasıtasıyla döviz ve altın üzerinden ülkemizi yeniden kaosa sürüklemeye çalışmaktadırlar.

Türkiye'deki döviz ve altın yükselişinin ne anlama geldiğini anlamamaya çalışan ekonomistlerin bir kısmı gereksiz açıklamalar yaparken, Batı aklı devreye girip Türkiye'ye zarar verebilmek amacıyla ülkemizdeki kripto piyonlarını devreye sokmaya başladılar.

Türkiye’yi zora sokmak amacıyla;  "ekonomi batıyor" tellallığı yaptırılan sözüm ona bir kısım gazeteci ve hain FETÖ uzantıları Türkiye'yi yeni bir krizin içine çekmeye çalışıyorlar.

Oysaki Türk derin devleti ve derin aklın devreye girmiş olduğunu ve tüm oyunlarının ayarlarının bozulacağının farkında değiller.

Türkiye- Libya arasında yapılan anlaşmayı lağvetmek isteyen küreselciler Türkiye'yi kendi sınırları içine hapsedip Akdeniz’e açılan kapılara kilit vurmak istiyorlar.

Bu hafta Lübnan'ın başkenti Beyrut’ta patlatılan bombanın daha önce Simpson adlı ABD menşeli çizgi filmde konu edildiğini kaç kişi bilebiliyor?

Asıl görmemiz gereken; Türkiye'nin müttefiki gibi görünen ancak dümen altından karşısında olan başta küresel çetenin baş aktörü olan Almanya'da daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz üzere 2020'nin son çeyreğinde faaliyet göstermekte olan orta ölçekli şirketlerin (1000'e yakın işçisi olan) elli binden fazlasının iflas edeceği öngörülmektedir.

Avrupa Birliği'nin omurgasını oluşturan Almanya'nın çok hızlı bir şekilde "finansal ve sanayi olarak çöküşe geçeceği öngörüsü ile birlikte Almanya'da küçük ve orta ölçekli işletmelere kredi veren iki bankanın da 600 milyar Euro'dan fazla batık kredisi olduğu için iflaslarını açıklamak üzereyken Alman devletinin pandemi sürecinde almış olduğu kanun tasarısı ile" iflas eden şirketlerin iflasını açıklama mecburiyeti ortadan kaldırılmıştır.

Mart ayında çıkarılan bu kanun gereği elinde patenti olan şirketler ve bankalar 2021 yılı ilk çeyreğinde devlete hibe edilecek ve Almanya'nın ekonomik çöküşü bu şekilde gizlenmeye çalışılacaktır.

Almanya’daki büyük şirketler ile birleştirilecek olan bankalar dördüncü sanayi devrimine geçiş hazırlığının işaretidir.

Bu çalışmalar gösteriyor ki; Artık Dünya asla 2019’lı yıllar gibi olmayacaktır.

Yeni Dünya Düzeni içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin doğru hamleleri ile çok güçlü bir şekilde ilerleyeceğini tahmin ediyoruz.

Almanya’da başlayacak olan işsizlik ile birlikte bankaların iflası domino taşı etkisi yaparak Almanya’dan dalga dalga tüm Avrupa’ya yayılacaktır.

 

Türkiye'nin almış olduğu milli ekonomik kararlar doğrultusunda 2021’de Avrupa’yı saracak olan kriz 2008 J. Morgan krizi gibi Türkiye'yi çok az bir zarar ile teğet geçecektir.

Yaşadığımız bugünlerde farkında olmamız gereken 1929 yılında yaşanan Büyük Buhran ismi ile anılan ekonomik krizden daha büyük bir kriz ile karşı karşıya olduğumuzdur. Üçüncü sanayi devrimi bitişi ile başlayan bu kriz dördüncü sanayi devrimine geçiş kasırgasıdır. Sıfır noktasını görene kadar devam edecek olan bu kriz 2008 krizindeki dik ve milli duruşumuzda olduğu gibi 2021 krizinde de sergileyeceğimiz tavır benzer olacaktır.

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı veya Büyük Buhranı, 1929'da başlayan (etkilerini ancak 1930 yılının sonlarında tam anlamıyla hissettiren) ve 1930'lu yıllar boyunca devam eden ekonomik buhrana verilen isimdir. Buhran, Kuzey Amerika ve Avrupa'yı merkezine almasına rağmen, dünyanın geri kalan kesiminde de (özellikle de sanayileşmiş ülkelerde) yıkıcı etkiler yaratmıştır.

Büyük Bunalım, en çok sanayileşmiş şehirleri vurmuş, bu kentlerde işsizler ve evsizler ordusu yaratmıştır. Bunalımdan etkilenen birçok ülkede inşaat faaliyetleri durmuş; tarım ürünü fiyatlarındaki %40-60'lık düşüş, çiftçileri ve kırsal bölge nüfusunu kötü etkilemiştir. Talebin beklenmedik düzeyde düşmesi nedeniyle madencilik alanı buhranın en fazla etkilendiği sektörlerden biri olmuştur. Büyük Buhran farklı ülkelerde farklı tarihlerde sona ermiştir.

1929 Bunalımı temelde ABD'de borsanın çöküşüne ithaf edilse de; o yıllarda yeryüzündeki ekonomik koşullara, krizin büyüklüğü ve etkisine bakıldığında, Büyük Dünya Bunalımı adını almayı hak ettiği açıkça görülmektedir. Bunalım dünyada 50 milyon insanın işsiz kalmasına, yeryüzündeki toplam üretimin %42 oranında ve dünya ticaretinin de %65 oranında azalmasına neden olmuştur. 1929 yılına kadar dünyada oluşan diğer krizlere bakıldığında dünya ticaretinin en fazla %7 oranında düştüğü düşünülecek olursa 1929 bunalımının ne derece etkili olduğu tahmin edilebilir.

Bizler bu geminin mürettebatı olarak gemi kaptanı olan liderimize milli duruşumuz ile destek verip yanında olarak bu krizi de en hafif şekilde atlatacağız.