Kentin doğusunda oturanlar sanki cezalandırılıyor.
Üç milyonluk kentin üçte bire yakın nüfusun yaşadığı Yıldırım, Gürsu ve Kestel ilçeleri metropol şehrin arka bahçesi konumunda.
Şehir merkezi ve çevresinde olumsuzluk, hoşnutsuzluk, göze çirkin gelen vs. tüm istenmezler bu üç ilçemize kaydırılıyor.
Bu yöndeki en son gelişme 15 bin kapasiteli planlanan yeni cezaevinin Kestel'in Soğuksu Mahallesi'ne yapılmak istenmesi gibi.
Ayrıca sanki, müjdeymiş gibi kamuoyuna açıklanması da tepkilere neden oldu.
Aslın da oluşan tepki cezaevinin inşasından ziyade geçmişte ilçeye kurulacağı açıklanan Bursa Teknik Üniversitesi sözünün yerine getirilmemesidir.
Siz insanlara üniversite sözü verip sonra da "Kusura bakmayın üniversite olmadı, size cezaevi yapıyoruz" der gibi aklıyla dalga geçilmesi hoş bir durum değil.
Geçenlerde dönemin SHP Kestel İlçe Başkanı Naci Kurt, sosyal medya hesabından 1992 yılında Kestel'de yeterli planlama yapılmadan tarım alanlarının Organize Sanayi Bölgesi'ne dönüştürülmesinin yıllar sonra vatandaşların zehir soluyacak duruma gelip kanser vakalarının artacağına tepki gösteren açıklamalarını haber yaptığım gazete kupürünü paylaşmış.
Aradan 28 yıl geçmiş.
Bugüne baktığımız da değişen tek bir şey olmuş!
Vatandaşın sağlığı umursanmayıp 1 olan Organize Sanayi Bölgesi 4 olmuş.
Kestel OSB, Uludağ OSB, Barakfakih OSB ve Turan Köy OSB sanayi bölgelerinde irili ufaklı bine yakın sanayi kuruluşlarıyla çevrelenen ilçede zehir solunmasına yıllardır yetkililerin önlem almaması burada yaşayan insanların umursamamazlıktır.
Öyle değil mi?
Aksini inkar edebilir misiniz?
Öte yandan sanayi başta olmak üzere şehrin tüm atıklarının Bursa Çimento Fabrikası'ndaki atık yakma tesislerine taşınması ve yakılması esnasında yaşanan sıkıntılar ilçede korku ve paniğe yol açmaktadır.
Hatırlayacağınız gibi.
Bölge halkının ahı tutmuş olacak 3 bin 600 dükkanın yapımını üstlenen BESOB-TOKİ ortaklığı bozulunca Kestel'de inşaatına başlanan Büyük Sanayi Sitesi yapımından vazgeçildi.
Doğrudan insanların sağlığını tehdit eden olumsuzlukların bu kadar çok yaşandığı Kestel'e üniversite sözü verip daha sonra da dev bir cezaevi kampusu yapmak istenmesine halkın tepkisi az bile.
Gelir seviyesi yüksek insanların konut sahibi olduğu şehrin Balat Bölgesi'nin yakınında Minareli Çavuş Mahallesi'ndeki Bursa Cezaevi'ni Kestel'e taşıyınca yıkılacak yerine yeşil alan yapacağız derseniz adama şunu sorarlar.
Suçumuz kentin doğusunda yaşamak mı?
Bölge halkının istemediği bir yere aksi yönde bir şey yapmakta ısrar etmek işin insani ve vicdani sorumluğunu da üzerinize almak demektir.
Halbuki, yıllardır göç edilmesinden yakındığımız dağ ilçelerimiz Orhaneli, Keles, Büyükorhan ve Harmancık'ta o kadar çok kırsal ve kullanılmayan araziler varken.
Buralara cezaevinin yapılması hem bölgenin hareketlenmesi hem de gelişimine katkı sağlayacaktır.
Velhasıl şehri yönetenlerin Kestel'i Bursa'nın arka bahçesi görmekten vazgeçmelidirler.
Unutulmamalıdır ki, her canlının sağlıklı koşullarda ve şartlarda yaşaması Anayasal bir haktır.