Son yıllarda ününe ün kattı ve iğne atsan yere düşmeyecek yerli, yabancı ziyaretçi kalabalığına ev sahipliği yapıyor.

Cumalıkızık şehrimizin, hatta ülkemizin en orijinal yerlerinden biri.

700 yıllık Osmanlı sivil mimarisiyle yapılan konaklar, cumbalı evleri, Arnavut kaldırımlı taş sokakları, asırlık çınarları, bahçelerinde yetişen lezzetleriyle, Uludağ'ın eteklerinde yemyeşil bir çekim merkezi.

Ancak gelenler doğal güzelliğe hayran kalsalar da, çeşitli olumsuzluklardan dolayı memmun pek ayrılmıyorlar.

Özel araçlarla da, toplu taşıma ile de ulaşım zor ve zahmetli.

Köyün girişinde trafik karmaşası, otopark sorunu, çöp yığınları, tarihi konakların duvarlarına asılan incik boncuk görüntüleri, yerel kültüre uymayan ithal hediyelik eşya stantları, restoranlarda hijyenik olmayan koşullar ve pek çok sıkıntı var.

Sorunlar gün geçtikçe çığ gibi büyüyerek, ünü sınırları aşan bu tarihi mekanı iyiden iyiye bozdu. İşler çığırından çıktı.

Öyle ki, yapılan şikayetler ve denetimler üzerine, tarihi miras listesinde yer aldığı UNESCO tarafından uyarı bile aldığını öğrenmiştik geçen yıl.

Nihayet konuya el atıldı ve köyün çehresini değiştirmek için herekete geçiliyor.

Yıldırım Belediyesi köye yöresel ürünler çarşısı, otopark ve manej alanı yapmak için proje hazırladı.

Köyün girişindeki Eğrek Meydanı'nda satış tezgahlarının düzenli hale getirileceği, 180 dönümlük mesire alanının yeniden düzenleneceği ve 26 dönümünün de at sevgisi aşılamak için manej olarak ayrılacağı belirtiliyor.

Gerektiği gibi yapılırsa biraz rahat nefes alınır. Gelişigüzel yapılırsa değişen pek bir şey olmaz.

Fiziki şartların iyileştirilmesinin yanında, köyde işletmecilik yapanlara da eğitim verilmeli.

Hem pansiyon hem de restoran ve kafe işletenler turizme yönelik yetiştirilmeli. Hizmet kalitesi çok düşük. Çok sayıda mekan olmasına rağmen iyi hizmet verenlerin sayısı üçü geçmez. İletişim, sunum, mönü hepsi yeni baştan ele alınmalı.

Gözlemenin dışında, Osmanlı, Bursa yemekleri de yapılıp sunulabilir örneğin.

Hizmet sektöründe çalışanlar rengarenk yöresel kıyafetlerle misafirlerini karşılayabilirler. Yöresel müzikler yapılabilir. Bu konularda da bir açılım olmalı. Dünyada bu ambiyansı çok iyi koruyup yansıtan yerler var.

Kentimizin en güzel köylerinden birisi de Misi.

2 bin yıllık bir köklü tarihi geçmişe sahip.

Nilüfer Çayı kenarında bulunan bu şirin köy için uzun yıllardır çeşitli projeler hayata geçiriliyor.

1989'da SİT alanı ilan edilerek orijinal yapılar, evler koruma altına alınmıştı. Osmanlı ve Rum mimarisini yansıtan birçok yapı restore edilerek renkli bir güzelliğe kavuşturuldu.

Son olarak Nilüfer Belediyesi “Köyünün geleceği Misi'n?” başlığıyla çocuklara yönelik bir gelişim projesi uyguladı.

Köydeki Nilüfer Edebiyat Müzesi, Sanatevi, Mysia Fotoğraf Müzesi, Koza Evi, İpek Evi, Çocuk Kütüphanesi ve Sanat Kahvesi gibi mekanlarda ve açık alanlarda çeşitli atölyeler düzenlendi.

Çocukların sürdürülebilir turizm ve yerel tarih bilinci kazanması amaçlanıyor.

Yani bir açıdan yeni kuşakların köylerine, tarihlerine, kültürlerine sahip çıkmaları isteniyor.

Projeye çocukların ilgisinin ve ürettiklerinin de gayet iyi olduğu sonucu doğru bir adım atıldığının göstergesi.

Çocukların yetkililerden en çok istedikleri; sokak hayvanları ve spor alanları. Ayrıca da otopark sorununun çözülmesi.

Burada da otopark sıkıntısı had safhada. Girişteki küçük meydanda insan ve trafik sıkışıklığı, yoğunluğu yorucu bir ortam oluşturuyor.

Bir başka sıkıntı da dereboyundaki restoranların hizmet kalitesinin zayıf olması. Gidenler mutlaka fark eder ve bilirler. Kaliteli mekanlar olsa da birçok yönden zafiyet mevcut. Aynı şekilde burada da turizm, hizmet, iletişim eğitimi gerekli.

Yöresel lezzetler, her yıl düzenlenen yarışmayla öne çıkarılmaya çalışılıyor.

Bunun da yeterli olması için farklı atraksiyonlara ihtiyaç var. Ünlü sanatçılar getirilebilir, ulusal çapta ses getirecek bir etkinliğe, programa ev sahipliği yapılabilir.

Velhasıl, Gölyazı da dahil, kentimizin ünlü köylerinde, otopark sıkıntısı ve hizmet kalitesindeki eksiklikler öne çıkıyor.

Rotasını turizme çeviren Bursa'mız için bunların acil çözümü gerekiyor.

Tarihi ve turistik köylerimiz bu sorunlardan kurtarılmalı.

**********

Günün Sözü

“Umut karanlıkta başlar, eğer ortaya çıkar ve

doğru şeyi yapmaya çalışırsanız, şafak gelecektir.

Bekleyiniz, izleyiniz ve çalışınız. Pes etmeyiniz.”

Anne Lamott