Her şeyi ne kadar çabuk tüketiyoruz.

Karşılığında bir şey üretmeden hem de...

Ama biliniyor ki; hazıra dağ dayanmıyor.

Bu toplum ; 80’li yılların başından itibaren cepten yemeyi alışkanlık haline getirdi bile...

Karşılığını  koymadan, ha- babam de-babam tüketiyor.

Sadece mal ve hizmet mi tüketiyoruz sanıyorsunuz siz..?

Asla…Aşkları, sevgileri ,dostlukları, şarkıları, şiirleri, komşulukları bile acımasızca tüketiyoruz. Yenileri üretmeden yaptığımız bu tüketim, hep yaşamlarımızdan bir şeyler koparıp götürüyor.

Farkında bile olmuyoruz bu tükenişin..!

Sonunda geldiğimiz nokta bu işte....               

Türkiye hızlı lokmalarla geleceğini tüketiyor. Tüketici kredileri, taşıt ve ev kredileri ve kredi kartı kullanım sayısının artması bunun somut bir göstergesi...Tüketimi bir de borçlanarak yapmak, evlerde-işyerlerinde kişisel öfkelenme sendromlarına bile  neden oluyor bazen...Biliniyor ki; bu nedenle sinirli ve sıkıntılı bir toplum olma yolunda da  çok önemli gelişmeler sağlandı artık...

Her şeyi tüketir olduk...!...

Üretimi hiç konuşmuyoruz bile...

Kullanılan birkaç bin TL’lik cep telefonları, ithal edilen birkaç yüz bin dolarlık  jeepler ve milyonluk saray yavrusu villalar…Bunlar; lüks tüketimin yalnızca bir yüzünü gösteriyor.

İsraf ekonomisinin yarattığı başka dağlar da var ardından…Evlerden çöpe atılan ekmekler, lokantalardan ve toplu yaşam alanlarından atığa kalan yemekler, su savurganlığı…

 

                               FİNLANDİYA ÖRNEĞİNE DİKKAT..!

Hep tüketen ve borçlanan bir ülke için artık bazı şeylere “dur” demenin zamanı geldi de geçiyor bile...Bunu yapabilmek için de, bazı gerçekleri iyi bilmemiz gerek…

5 Milyon nüfuslu  bir AB ülkesi olan Finlandiya’da  kişi başına milli gelir tam 31 bin dolar...Bu soğuk ve zengin  kuzey ülkesinin insanları, sırf israfı önlemek ve ithalatı durdurmak için çok iyi bir yöntem uyguluyorlar. Tasarrufun temel yaşam felsefesi olarak kabul gördüğü bu soğuk ülkedeki zengin insanların büyük bölümü,  Kripari adı verilen değiş-tokuş dükkanlarından giyiniyorlar.

Kullandığı giysilerden bıkan Finliler, ülkenin her tarafında çokça bulunan bu dükkanlara gelerek eski giysilerini verip beğendikleri bir başka giysiyi alıyorlar küçük bir bedel karşılığında...Yine bu ülkenin en önemli  üretim malı olan   Nokia marka cep telefonları dışında , hiçbir marka telefon alıcı bulamıyor cep telefonu dükkanlarında...

Finlandiya’da herkes ülkesinde üretilen mala sahip çıkıyor ve gereksiz tüketim yapmıyor. Yerli malı tüketip, ülkesi için bir üretim yapıyor.

Üretken insanların yaşadığı bu ülke, doğaldır ki üretken ve hep dış ticaret fazlası veren bir ülke oluyor. Ülkesini seven insanlar için örnek bir ülkedir: Finlandiya…

Dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı bu ülkeyi bu duruma getiren en önemli kriter ; telekominikasyon, bilişim, teknoloji ve ormancılık alanlarında yaratıkları  güçlü üretimdir.

               TÜKETİM TOPLUMU OLMANIN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI

Biz ne yapıyoruz peki..?

Yeterince üretmiyoruz.

Ve de bolca tüketiyoruz.

Her şeyi hem de...Hem kel, hem fodul örneği...

Artık insanlarımıza doğru gözlükler vererek, geleceğe yönelik pozitif düşünceler yaratmak ve üretimi ön plana çıkarmak zorundayız.

Üretmeden tüketmek; hem savurganlık hem de ülkenin ekonomik çıkarlarına ters bir davranış biçimidir. Üretimi yalnızca sanayi alanında düşünmemek gerek tabii ki...

İnsanlarımıza umut aşılayan, ülkenin geleceğine ışık tutan, insan yaşamlarına anlam katan fikir ve düşünceler de üretilmelidir artık…

Toplumu TV karşısına mahkum eden  sığ düşünceli eğlence mantalitesi de, üretime karşı duran ve insanları tembelliğe yönelten bir alışkanlıktır.

Bu alışkanlık acilen terk edilmelidir. 10 Milyona yakın işsiz insanın yaşadığı bu güzel ülkede; artık taşlar yerine oturmalı ve her alanda yapılacak üretim, tüketimin yerini almalıdır.

Tüketim; ülke ekonomilerinin temel taşıdır.

Ama üretim olmadan yapılan tüketim, ülke kaynaklarının yok olmasına neden olurken geleceğin de tükenmesine yol açabilir.

Üretmeden-tüketme sendromundan kurtulmanın yolu; ”üretken insan-üreten ülke” tezinden geçmektedir. Finlandiya ülkesi buna iyi bir örnektir. Ve dünyanın en mutlu, geleceğinden en umutlu insanları o ülkede yaşamaktadır.

Yerli malı-yurdun malı gibi önemli bir atasözünü de hiçbir zaman unutmadan, bu ülkede de iyi bir şeyler yapmak gerekmektedir bundan böyle…

Tüketerek tükenmemek için…Üretim şarttır.

ÖZLÜ SÖZLER: Başlangıç aşamasında çok işe yarayabilecek bir slogan: Büyük düşün, küçük adımlarla başla…(ERNST&YOUNG)