Facebook’un en güzel yanı değerli insanlarla dostluklar kurma olanağı sağlaması.

Facebook’tan tanıdığım o değerli insanlardan biri de emekli enfeksiyon hastalıkları uzmanı Doktor Selahattin Yılmaz.

Yılmaz, sağ olsun yazılarımı okur, beni teşvik eder, moral kazandırır.

Kendisiyle bir ortak paydamız var: Sanat sineması. O da ben de arada film tanıtımları yaparız.

***********************

Selahattin Yılmaz bir süredir sayfasında “Covid Yazıları’’ yayınlıyor; ilgiyle takip ediyorum.

Bu gün aradan çekileyim; sizi, Yılmaz’ın son yazdığı “Virüsle Yaşamak Kader Değildir… Çin’in Virüse Karşı Zaferi’’ başlıklı yazısının “Çin’in Başarısı’’ bölümüyle baş başa bırakayım.

(…)

ÇİN'İN BAŞARISI

21 Ağustos'ta Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca sosyal medyada yapmış olduğu paylaşımda şöyle diyordu: ''...Hasta tedavi etmekle başarılmış bir salgın mücadelesi yoktur. Büyük başarı tedbir almakla sağlanır....'' ... 2 gün önce ilk cümlesinden görsel hazırlayıp bir paylaşımda bulunmuştum. Arkadaşlarımın kimi komik buldu, kimi şaşkınlıkla karşıladı.

( Koca'nın paylaşımını Odatv'deki bir haberde görmüştüm. Onlar da şaşırmış olacaklar ki ''Bakan Koca'dan dikkat çeken 'tedavi' mesajı'' başlığını atmışlar.)

Oysa Sağlık Bakanımızın söylediği çok doğruydu. Salgında en önemli mücadelenin tedavi edici hekimlik değil de ''koruyucu hekimlik'' olduğunu anlatmak istiyordu.

***********************

Siz isterseniz dünyanın en modern tıp cihazlarını barındıran hastanelerine sahip olun; dünyanın en iyi hekimlerini ülkenize getirin, koruyucu hekimliğe önem vermezseniz salgın karşısında başarılı olamaz, can kayıplarını önleyemezsiniz.

Salgını durduramadığınız gibi sağlık sisteminiz de çöker, ekonominiz de.

Koruyucu hekimliğe önem vermeyen, sağlığı meta olarak gören kapitalist sağlık politikalarının çaresizliği de bu yüzden.

Çin'in başarısının sırrı burada. Salgına karşı bilimin gerektirdiği önlemleri almak: Koruyucu sağlık tedbirleri, en önemlisi de ''karantina''!

Çin'de salgın ilk olarak geçen yılın Aralık ayı başında Wuhan'da görülmüştü. Salgının nedenini anlamaya çalışan Çinliler Aralık ayı sonunda salgının etkeninin yeni bir tip koronavirüs olduğunu saptayıp DSÖ'ye bildirdiler.DSÖ bu yeni tip koronavirüsü 7 Ocak'ta ilk olarak ''2019 n COV'' diye adlandırdı. 11 Şubat'ta da '' Covid 19'' olarak ismini değiştirdi.

20 Ocak'ta halkın karşısına çıkan Çin Devlet Başkanı XiJinping ''durumun çok ciddi olduğunu, bilim ne öngörüyorsa onu yapacaklarını, bilimin dışına çıkmayacaklarını her şeyi şeffaf bir şekilde halkla paylaşacaklarını'' bildirdi.

Hemen ardından Başbakan LiKejiang başkanlığında ''salgınla mücadele komisyonu'' oluşturuldu. Bilimsel komitenin başına da SARS salgını sırasında uygulanan politikaları acımasızca eleştiren, hükümeti topa tutmuş olan Prof.Dr. ZhongNashan'ı getirdiler.Sonrasında 60 milyonluk Hubey eyaleti karantina altına alındı. 10 günde 1000 yataklı 2 pandemi hastanesi, bir tane de 1500 yataklı sahra hastanesi kurdular. Bilimsel komite ne önerdiyse derhal yerine getirdiler. Sıkı karantina tedbirleri, hastaların izolasyonu ve tedavisi, çok sayıda test, temaslıların en modern yöntemlerle tespiti ve izolasyonu ile salgını kısa sürede kontrol altına aldılar.

10 Mart'ta salgını durdurduklarını dünyaya ilan ettiler.

DSÖ Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus da aynı gün Çin'in başarısını dünyaya duyurdu ve Çin'i '' en güvenli ülke'' ilan etti. (aşağıdaki ilk 2 fotoğraf da 18 Mart'ta çekilmiş. Salgına karşı canla başla mücadele veren sağlık emekçileri başarının sevinciyle evlerine dönüyorlar)

Dünyanın beşte biri nüfusunu barındıran Çin kendi ülkesinde salgını durdurmayı başardı.

Demek ki, salgını durdurmak mümkünmüş, virüsle yaşamak kader değilmiş.

***********************

Salgın dünyaya tek bir virüsün mutasyon sonucu insandan insana geçişiyle yayıldı. Salgın riskinin ortadan kalkması da dünyada tek bir virüsün kalmamasına bağlı. Aşı bulunmadıkça ya da tek bir virüs ortada kalmayıncaya dek ortaklaşa mücadele verilmedikçe elbette Çin de dâhil bütün ülkeler risk altında...

(…)

***********************

“Koruyucu hekimlik’’ konusuna vurgu yapan bu aydınlatıcı yazı için Selahattin Yılmaz’ı kutluyorum.

Sağlık temel haktır ve parasız olmalıdır.