İHA ve SİHA’ların terör olaylarında gösterdiği başarı ile Doğu Akdeniz’de sondaj faaliyetleri nedeniyle Avrupa ülkelerinin Türkiye üzerindeki baskısı artarken, Türkiye’nin Karadeniz’de yetki alanımızda keşfettiği doğalgaz yakın gelecek için denizlerin ve göklerin önemi konusunda yeni duyarlılıklar geliştiriyor ülkelere.

Türkiye de doğrusu son yıllarda yerli ve milli sanayi konusunda ön aldıkça denizlerin ve göklerin önemi konusunda daha çok beklenti oluşmaya başlandı.

Türkiye, Yavuz ve Fatih sondaj gemileriyle gerek Doğu Akdeniz’de, gerek Ege’de ve gerekse Karadeniz’de sondaj çalışmalarını kararlılıkla sürdürmekte.

Yavuz ve Fatih sondaj gemilerinin güvenlikleri de 24 saat Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından deniz ve havadan sağlanmakta.

Rum-Yunan lobisinin uzun süreden buyana Kıbrıs konusu yanında Ege ve Doğu Akdeniz’deki yer altı kaynaklarını kendi lehlerine çözebilmek için AB ve Amerika Birleşik Devletleri’ni gaza getirmek suretiyle Türk tarafının karşısına çıkarma stratejisi izlediği açıkça görülmekte.

Türkiye, haklarını ödünsüz koruma konusunda kararlılığını da en üst perdeden göstermekte.

* * *

Kalkınmanın temel dinamiği olan enerji konusunda ülkeler oldukça duyarlı.

Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, özellikle son aylarda

Türkiye’nin sondaj faaliyetlerine karşılık AB’den yaptırım talep etmekte…

Miçotakis, özellikle Ege’de Meis Adası çevresinde Türkiye’nin arama ve sondaj yapması halinde bunu savaş sebebi sayacağını açıkladı.

Türkiye de haklarından hiçbir biçimde vazgeçmeyeceğini vurgulamakta.

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti en başından beri Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanı meselesini barış ve uzlaşı zemininde ve uluslararası hukuk çerçevesinde çözümlenebilmesi için çaba göstermiş ve göstermeyi de sürdürmekte.

Doğu Akdeniz’deki kaynakları iş birliği ve uzlaşı ortamına katkı yapacak şekilde değerlendirebilmek tüm taraflar için kazançlı olacaktır.

Ancak Rum yönetimi ısrarla tam aksi yönde hareket etmeyi sürdürmekte...

Gerilim artmakta…

* * *

Artan nüfus, kalkınma için enerjinin önemini öne çıkarırken, ham petrolde yaşanan kriz, gelişmiş ülkeleri alternatif enerji kaynaklarını araştırmaya yönelttiği açık.

Gerek güneş ve rüzgâr gerekse de su enerjisinden elektrik elde edilmesi üzerine yapılan araştırma ve geliştirme çalışmaları bu teknolojileri günümüzde nükleer santraller ile boy ölçüşebilir duruma getirmiş görünüyor.

Güneş, rüzgâr ve sudan elektrik enerjisinin elde edilmesi hızla gelişmekte…

Son yıllarda deniz akımları enerjileri; çevre ve insan sağlığını olumsuz yönde etkilemediği ve de yenilenebilir olduğundan dolayı tüm dünyada yayılmaya ve uygulama alanları bulmaya başladı.

Gelgit ve deniz akımları enerjisinden su altı türbinleri ile elektrik enerjisi üretimleri gündemde daha çok yer almakta.

Dünyada taşımacılığın yüzde 90’nı denizlerden yapılmakta.

Denizciler ile tüccarlar arasındaki birliktelik, Avrupa'daki yöneticilerin devletlerinin gelişimi, zenginliği, bağımsızlığı ve savunması açısından Denizcilerin önemini her zamankinden çok öne çıkarmış durumda.

* * *

M. Kemal Atatürk’ün ‘Gelecek Göklerdedir’,Barbaros Hayrettin Paşa’nın ‘Denizlere egemen olan dünyaya egemen olur’ sözlerinin doğrulukları artık günümüzde apaçık kanıtlanmış oluyor.

Birinden diğerini öne çıkarma kaygısı duymadan denizlerde ve göklerde yetki alanlarımıza sahip çıkmak durumundayız.

Gökler belki salt askeri ve taşımacılık alanında düşünülse de, denizler yalnızca askerî donanma gücü olarak değil, bilim, endüstri, ticaret ve dünyada 1 milyar insanı ürünleriyle doyuran yönüyle yakın gelecekte öne çıkacak gibi…