Artık… Kimse dolambaçlı yollara sapmasın. Hiç kimse de; abidik-gubidik yapıp kıvırmasın.

Hepimizi kopkoyu bir yalnızlığa doğru gidiyoruz işte…

Heyyyy…Kör müsünüz veya sağır mı..?

Anlıyor musunuz beni..?

Koronavirüs; önce bizi evlerimize hapsetti. Günlerce sokağa çıkma yasağı yaşadık son 5 ayda… Çocuklar, gençler ve 65 yaş üstü emekliler; aylarca evlerinde hapis hayatı yaşadılar bu ülkede ve yeryüzünün çeşitli bölgelerinde…

COVİD-19 bulaşmasın ve yayılmasın diye önce çocuklar ve + 65 yaş gurubundan medet umdu sağlık uzmanları… Hala da mağdur durumda yaşlı insanlarımız… Geceleri sokağa çıkmak veya bir başka kente gitmek konusunda sefilleri oynuyorlar. İzin almak ve yetkililere durumlarını bildirmek zorundalar her koşulda…

Bu kararın tabii ki haklı gerekçeleri de var ama bu ülkede birçok kişi pandemiyi dikkate almadan fütursuzca özgür yaşarken, tabii ki + 65 yaş gurubu da “Bizim ne suçumuz var” diye ses verebiliyorlar.

Anlaşılıyor ki; artık yeni bir toplumsal gerçekle karşı karşıya kalıyoruz. Yalnız yaşayan insan sayısı giderek artıyor ülkemizde ve tüm dünyada…

Daha önce de kamuoyuna yansıdı dünyanın büyük yalnızlık istatistikleri… Ama COVİD-19 sonrasında yalnızlıklar daha da artmaya, insan ilişkileri çok daha fazla donmaya başladı.

Bayramlarımızın bile tadı kalmadı işte…

Büyüklerin elleri öpülemeyecek, dostlarla-arkadaşlarla sarılamayacağız bu bayramda da…

Hele yaşlılar… Evlerinde yine yalnızlık şarkıları söylemeye/dinlemeye devam edecekler. Çünkü Sağlık Bakanlığı; yaşlıların bayramının telefonla veya mesajla kutlanmasını istedi.

Yalnızlıklara, bayram yalnızlığı da eklenecek artık…

                              HER 10 KİŞİDEN BİRİ YALNIZ..!

Yalnızlık; başlı başına bir sorundur bundan böyle…

Toplum yaşamı konusunda yapılan tüm demografik araştırmalar, dünyada giderek daha fazla kişinin yalnız yaşamı tercih ettiğini veya yalnız yaşamak zorunda kaldığını gösteriyor. Bu konuda bir örnek de veren araştırmacılar, şu anda 63 milyon nüfuslu Büyük Britanya’da 6,8 milyon kişinin yalnız yaşadığını bildiriyorlar.

Yani her 10 kişiden biri yalnız...!

Türkiye’de de son yıllarda giderek artan boşanmalar sonucu, yalnız kalan insan sayısının arttığı ortaya çıkıyor. Boşanmaların ülkemizde de çığ gibi artması, yalnızlıkları çoğaltırken emlak ve perakende sektörleri bu işten ziyadesiyle yararlanmaya çalışıyor. Ayrılıklar; yeni evler ve yeni eşyalar demek olduğundan, bu olumsuz toplumsal gelişmeden kendilerine pay çıkaran ticari yapılar da var tabii ki…

Yaşadığımız bu günlerde; yalnız insan sayısının artmasında 3 ana faktör belirlenmiş durumda… İnsanların yaşam süreleri arttığı için, dul kalma riski  artıyor. Boşanmaların yaygınlaşması da yalnızlığı artıran ikinci önemli faktör olarak notlara giriyor. Ve son faktör de; genç insanların ailelerinden ayrılarak “yalnız yaşama seçiminin” giderek çoğalması olarak gösteriliyor.

Sonunda da 4.etken COVİD-19 eklendi buna…

Dolayısıyla dünya nüfusunda giderek artan “bir yalnızlık seçimi” söz konusu hale geliyor. Yalnızlığı tercih eden insan sayısının artışı, öte yandan da yalnız insanların tüketici tercihlerini de gündeme getiriyor.  Metro, Tesco ve Wall Mart gibi dünyaca ünlü zincir hipermarketler, yakın geçmişten itibaren oldukça önemli kararlara imza atıyorlar ve ”yalnızlara hitap eden” özel ürünlere yöneliyorlar. Bu kuruluşlar; hazır yemek seçimlerinde tek kişilik porsiyonlara da yer vermeye başladılar.

Kısacası; tüm dünyada yalnız insan ekonomisi doğuyor ve bu yeni ekonomi perakendeciler için yeni bir ekmek kapısı yaratıyor.

                       KORONAVİRÜS’ÜN YARATTIĞI YALNIZLIĞA DİKKAT

2013’te ABD Ulusal Perakende Birliğinin düzenlediği “ yeni dönem perakendecilik” isimli panelde; perakendecilerin pazarlama usullerinde hem iyileştirmeler, hem de önemli gelişmeler olacağına dikkat çekilmişti. Bu panelde de; yalnız yaşayan insanların 2020 yılında 800 milyonu aşacağının tahmin edildiği ve yalnızlara yönelik satış yöntemlerinin “acilen” yürürlüğe konulması konusunda zorunluluğa dikkat çekildi.

Ve işte yıl 2020…Dünyanın nüfusu 8 milyara yaklaştı ve bunun 800 milyonu yalnız yaşıyor. Yani her yüz kişiden 10’u yalnızlığı tercih ediyor veya etmek zorunda kalıyor bu dünyada…

Tüketici tercihlerinde; evde yemek hazırlamak yerine, dışarıdan hazır yemek sipariş etme eğiliminin hız kazanması, fast-food sektöründe yeni yatırımları yapılmasına neden oluyor. Süpermarketler de bu eğilimden zarar görmemek için; pişirmeye ve ısıtmaya hazırlama konusunda önemli projeler gerçekleştiriyorlar. Pişirilmiş, vakumlanmış ve dondurulmuş gıda sektörünün de ön plana çıktığı yeni tüketici tercihleri sıralamasında, “yalnızlık ve zamansızlık” gibi 2 önemli kriter kesinlikle göz ardı edilmiyor.

Kısacası Avrupa ve Amerika’da hızla artan “yalnız insan sayısı” perakendeciler için cazip bir yatırım alanı olmaya devam ediyor. Perakende piyasalarındaki bu gelişmeleri ülkemiz için de değerlendirmek gerekirse; yakın bir tarihte ülkemiz insanları içinde aranılacak bir seçim yöntemi olabileceğini söyleyebiliriz.

Gün ola, harman ola…Bu ülkede de boşananların sayısı hızla artıyor çünkü..!

Mahkeme kararları ile; yalnızlara yeni yalnızlar da katılıyor. Bu gelişmeye; ölenler/ kalanlar ve evden ayrılanlar da eklenince “tek başına” yaşayanlar çoğalıyor.

Hele-hele Mart ayından itibaren ülkemizi de ciddi anlamda tehdit eden koronavirüs sendromu; insanları iyice yalnızlaştırdı. Çekirdek aile şeklinde yaşayanlar çoğalırken, yalnız yaşayan yaşlı ve yatağa düşmüş hastalar, çok zorlanmaya başladı bu süreçte…

Hastalık riski nedeniyle kimse de yalnızlıklarına ilaç olamıyor ne yazık ki..

Ünlü şairimiz Özdemir Asaf’ın dediği gibi; “Yalnızlık paylaşılmıyor/Paylaşılsa yalnızlık olmuyor”…

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÖZLÜ SÖZLER: Karakter krizlerde oluşmaz, krizler esnasında görülür. (Robert FREEMAN)