Muhterem okurlarım 24 Haziran 1913 tarihi Balkan Savaşı’nın patladığı zaman dilimidir.

Günümüzden 107 sene önce vuku bulan bu savaşın Balkanlar’ın emperyalist devletler tarafından verdikleri desteklerle Osmanlı Devleti’ne karşı Yunan, Bulgar, Romanya v.s devletler işe girişirken büyük devletler denilen kimileri, bu savaşın neticesinde Osmanlı devletinin muzafferiyetini öngördüklerinden kendi aralarında aldıkları bir kararla, eğer Osmanlı devleti bu savaşı kazanırsa sulh müzakereleri sırasında bu netice kabul olunmayıp, aldığı toprakları aldığı devletlere iade etmek mecburiyetini ileri sürmüşlerdi. Ne var ki, büyük bir sürpriz zuhur etti, Osmanlı devletinin feci mağlubiyeti husule geldi. Ve yukarıda ifade ettiğim toprak iadesini değil tatbik etmek, mevzubahis dahi etmemişlerdi. Sultan 1. Murat devrinin yadigarı Yanya, bu Balkan Savaşı’nın neticesinde elimizden gitmiş, Yunanistan’a verilmişti.

Bu savaşın kahramanlarından Mehmet Emin Koral Paşa, yıllar sonra bu kaybı anlatan değerli eserinde şöyle demektedir: “Yanya müdafaası anavatanla alaka ve irtibatı kesilmiş ve her taraftan düşmanlarca ihata ve muhasara olunmuş bir avuç ve asil Türk'ün, Rumeli'nin güney tarafının en ucunda, milli tarihlerine al kanlarıyla yazdıkları son sahife-i şân-u şehâmettir. Yanya kolordusunun esas kuvvetini teşkil eden Güney Arnavutluk halkı, daha top patlamadan bölük bölük er meydanını terk ve memleketlerine kaçarken, Sırp hududundan itibaren, yürüye yürüye takatten düşerek, artık kadit ve tanınmaz bir hale gelen Anadolu'nun asil evlatları, ruhlarındaki asalet ve mertliğin pek tabii olan anlayışıyla insanca kahramanca ölmekten çekinmediler.

Yanya ve civarının her karış toprağı mutlaka beş-on Türkün şecaatle kanını akıtıp şehit düştüğünün hamasetiyle meşbûdur. Çok yazık ki o celâdet ve kahramanlıklar milletin bilmesine, yani insanımıza gerektiği kadar anlatılıp, aksettirilemedi. En önemli sebebi, kalenin sükûtu ve düşmesi hasebiyle derhal, bütün vesikalar, raporlar ve de harp cerideleri yakılmak suretiyle imha edilme yoluna gidildi. Bunlardan arta kalan harp cerideleri, birkaç tane rapor ile bir miktar da emirleri ihtiva eden kâğıtlardır. Bu emir ve raporlarda da, önemli harekâtların sebepleri bile yer almamaktadır. Hele hele, düşman kuvvetlerine ve diğer hususlara ait hiçbir malumat maalesef mevcut değildir.

Yanya savaş hengâmesinde; meydana gelen vakaların her biri ayrı ayrı kitaplar vücuda getirilecek kadar mühimdir. Elinizdeki bu eser yukarıda kifayetsiz olduğunu addettiğim birkaç parça vesikanın özetidir. Verilen görevlerde muvaffak olabilmek için en hurda teferruatla uğraşmış olmayı mecbur kılıyordu” demektedir.

Buna mümasil Yanya müdafaasını anlatan savaş esnasında Binbaşı olan Mehmet Emin Koral Paşa'nın biyografisini vermek suretiyle nisyana bırakılmış bu kahramana yakınlaşmış olmayı görev addettim.

 

MEHMET EMİN KORAL PAŞA

 

Bu kitabın yazarı Mehmet Emin (Koral) Paşa, 1881 İstanbul'da doğdu. 1959'da 12 Ağustos'ta 78 yaşında olduğu halde doğduğu şehirde vefat etti. Yanya müdafaası esnasında binbaşı idi. Türkiye Cumhuriyeti döneminde ordudan korgeneral rütbesiyle emekli oldu. Balkan Savaşı, 1. Dünya ve İstiklal Harbi’ne katıldığı ve yararlılıklar gösterdiği bilinen savaşlardır. İstiklal Madalyası sahibidir. Çalışmamızın burasında bir Balkan evladı olan Sayın Ayhan Demir kardeşimizin, Milli Gazete’de yayımlanmış, Balkan Savaşı ve Yanya müdafaası ile alakalı bir araştırmasının yayınlanmış olması bu araştırmayı alıntılayarak, sahifemizi zenginleştirme yoluna gittik.

“Yanya kuzeyden İşkodra, güneyden Narda Körfezi, doğudan kısmen Manastır ve Yunan Teselya toprakları, Batıdan, Adriyatik Denizi ile çevrilmiş 18.200 km2'lik genişlikte bir vilayetti. Yanya vilayeti dört sancaktan meydana gelmekteydi: Berat, Gjirokastra, Yanya ve Preveze. [Balkan Harbinde Yanya Savunması ve Esat Paşa, Sayfa 43] Yanya vilayetinin o dönemdeki nüfusu yaklaşık 650.000, Yanya Sancağının 166.691, Yanya şehrinin ise 35.000 kadardı. 1910 yılında yapılan Osmanlı istatistiğine göre vilayet, 238.252 Müslüman, 102.225 Ortodoks Arnavut ve 205 bin diğer milletlere mensup insanlardan oluşmaktaydı. Yanya ahalisinin %55-60'ı Arnavut ve vilayete hakim olan dini grup ise, %55-60 ile Hıristiyanlardı. Mevcut Arnavutların 2/3'ü Müslüman’dı.

Yanya Sancağı'nda, 1910 yılında genel nüfus içerisinde 37 bin Müslüman, 16 bin Ortodoks ve 3 bin Katolik Arnavut tespit edilmişti. Yanya Sancağı halkının dörtte biri Arnavuttu. Umumi nüfusun %18-20'sini oluşturan Müslümanların tamamı Arnavut’tu. Yanya kazasının 1907 nüfusu ise 20 bindi ve bunların 10 bini Yunan-Ortodoks Hıristiyan, 5 bini de Yahudi’ydi. Şehir merkezi ise lisan ve görünüş olarak Yunanlı şeklinde gözükmekteydi. [Arnavutluk Müslümanları, Sayfa 129, 130, 140 ve 143] Yanya ilk olarak Yıldırım Beyazıt zamanında barış yoluyla Osmanlı idaresine geçmişse de, sonradan elden çıkmıştır. Kesin olarak Osmanlı toprağı olması 1401 yılında II. Murat döneminde sağlanmıştır.

 

ESAT PAŞA VE YANYA KOLORDUSU

 

Yanya savunmasından bahsedip de Yanya savunması kahramanı Esat Paşa’dan bahsetmemek mümkün değildir. [Esat Paşa'yı İşkodralı  Esad Toptani Paşa ile karıştırmamak gerekir.] Yanya savunması kahramanı Esat Paşa (Esat Bülkat), kaderin garip bir cilvesidir ki, II. Murat döneminde Yanya'yı teslim alan Konya Taşkentli Mehmet Kaçi'nin torunlarındandır. Dedesi Yanya İlçesi Emlak Müdürü Vehib Efendi'nin, torunu ve Yanya Belediye Başkanı Mehmet Emin Efendi'nin oğludur.

Esat Paşa, Osmanlı-Yunan Harbinde Tümen Kurmayı, Harp Okulu Öğretim Kurulu Başkanı, Üçüncü Ordu Müşir Vekili (bugün karşılığı olmayan bir unvan), Dördüncü Ordu Kurmay Başkanı, Dördüncü Ordu Müşir Vekili, Genelkurmay İkinci Başkanı, Genel Levazım İşleri Başkanı, Piyade İstişare Kurulu Başkanı, 5. Tümen Komutanı, 2. Kolordu Komutanı, İşkodra Mürettep Kuvveti Komutanı, Yanya 23. Bağımsız Nizamiye Tümeni Komutanı, Tekirdağ 3. Kolordu Komutanı, Birinci Cihan Harbi’nde Çanakkale Kuzey Grubu Komutanı, İstanbul Birinci Ordu Komutanı, Bandırma 5. Ordu Komutanı, Batum 3. Ordu Komutanı namıyla ve Mütareke Devresinde Bahriye Nazırı (Deniz Bakanı) sıfatıyla hizmetlerde bulunmuştur. 2 Kasım 1952'de vefat eden Esat Paşa, Karacaahmet Mezarlığı'nda ebedi istiratgahındadır. Ayhan Demir kardeşimizin, aşağıdaki paragrafıyla alıntımızı tamamlamış oluyoruz.

Mirliva (Tuğgeneral) Emin Koral, Osmanlı Yanya Kolordusu’nun kuvvet durumunu Yanya Müdafaası adlı kitabının birinci sayfasında şu şekilde izah etmektedir: “Türk evlatlarından oluşan bir kısım kuvvet, Sırp sınırından alınarak Yanya'ya doğru yola çıkarıldı. Bunların Yanya müdafaasına yetişmeleri de ayrı bir dramdı. Bu Türk evlatları, Sırp sınırından yürüye yürüye, takatten düşerek, neredeyse bir deri bir kemik olmuş, tanınmayacak halde Yanya'ya vardılar. Yolda hiçbir kapıdan bir dilim ekmek bile almadan Allah'ın bitir diği otları yiye yiye Yanya'nın imdadına koştular..."

Balkan Harbi’nin bütün şehit ve gazilerini minnet, hürmet ve Fatihalarla yad ediyoruz. Fiemanillah.