.

İşte bugün yılın son günü…Yarın yeni bir yıl başlıyor. Yeni bir dönem…Yeni başlangıçlar UMUT demektir aslında…Yaşama sevinci ve koşulsuz mutluluk da..!
Ama yeni bir yıl öncesinde; yaşadığımız yılı bir analiz ettiğimizde, kafalarımız öylesine karışıyor ki…Sanki umutlu/umutsuz her telden bir şeyler çalıyor hayat piyanomuz bu ülkede ve dünyanın her yerinde…Kanal İstanbul’dan başlayıp- yeni yerli otomobil üretimine, 2.324 TL’lik yeni asgari ücretten devam ederek- bazı kesimlerce eleştirilen yılbaşı eğlencelerine değin her kafadan farklı bir ses çıkıyor işte…
İşte böyle karmaşık bir yılbaşı ortamında; pozitif düşünce anlamında bir şeyler üretmek de zor geliyor insana…Yılın son ama mutlu/umutlu yazısını yazmak oldukça zorluyor insanı…
Ama yine de incelikle yazmak gerek 2019’un son 24 saatinde koca bir yılın izlerini…İçimizden geldiğince…Yaşadığımız yılın tüm dünyadaki genel fotoğrafına baktığımızda; ,insanın yüreğini ferahlatacak çok az şey görsek bile…
Bugün düşünüyorum da; yaşamın negatiflerinin giderek çoğalması mı yoksa yaşam sevinçlerimizi azaltan diye…Ardı-ardına çekilmiş fotoğraf kareleri gibi çoğalan olumsuzluklar, yaşantılarımızın birçok anını hüzünlü bir şekilde belgelerken, hepimizin gelecek güzel günlere duyduğu umudu da yok ediyor galiba…
Özellikle uzun bayram/yılbaşı tatilleri sonrası; TV ekranlarında; bir plastik oyuncak gibi kırılıp-bükülmüş otobüsler-otomobiller görmek, trafik kazaları hüznünün bir yanını oluştururken, öte yanda üstünkörü örtülmüş ceset parçaları kahırla karışık bazı duygular da yaratıyor herkeste…
Bu ülkenin kaderi midir bu trafik kazaları diye..!
Öte yanda sayısı artan kadın cinayetleri…Çocuk tecavüzleri…
Özellikle genç nüfusta artan işsizlik oranları…Giderek çoğalan iş kazaları…
Çevre konusunda da üzüntülü gelişmeler yaşandı 2019’da…Gümüşhane’deki tarihi Dipsiz Göl faciası, Kaz Dağları’ndaki siyanürlü altın aramaları ve insanları hasta eden filtresiz termik santraller…
Her şey öyle rahatsız edici boyutlarda ki…Tüm bu olumsuzluklara bakınca; insanın ağız dolusu gülecek bir nedeni ve hali olmuyor mecburen…

İYİMSER OLMAK ZORUNDAYIZ MUTLAKA..

Ölümle, acıyla, üzüntüyle ve kanla iç içe olan, kaybetmeyi seven ve acılarla yaşamayı hüner sayan bir toplumun negatif durumudur artık anlatılan…Ağırlıklı olarak TV haberleri ve sosyal medyada yaratılan savaşlar, terör, trafik kazaları kan-et ve barut kokularının ekrandan çıkıp odalarımıza dolmasına neden oluyor. Komşu ülkelerdeki iç savaşlar,göçler ve terör olayları sinsi bir şekilde çocuklarımızı zehirlerken, herkesin ruh derinliklerinde onarılmaz yaralar bile açıyor. Sonra…Başka ülkelere kaçarak kendilerini kurtarmak isteyen mültecilerin Ege ve Akdeniz’de boğularak sona eren hüzünlü yaşamları…Küçücük çocukların sahillerdeki cesetleri…
Kredi kartı ve banka borcu toplu intiharları, kan davaları, namus cinayetleri ve uyuşturucu kurbanları yaşamın negatif görüntülerini çoğaltırken, maalesef insan yaşamının çok ucuz olduğunu da kanıtlıyor. Artık 18-20 yaşlarındaki gençler bile intihar ediyor bu ülkedeki umutsuz gelecekleri nedeniyle…
Bu ülkede yaşayıp da, iyimser olabilen insan sayısı o kadar azalıyor ki…İyimser olabilmek için nedenimiz çok az çünkü…Etrafımızı puslu bir kış sabahı gibi saran arabesk tempo, yaşamın güzel yönlerini görmemizi engelliyor.
Aslında…Keşke…Umutlar, mutluluklar ve sevinçler doldursa artık yaşantılarımızı…Bir gün hayat bayram gibi olsa…!

“Bütün dünya buna inansa/Bir inansa/Hayat Bayram olsa/İnsanlar el ele tutuşsa/Birlik olsa/Uzansak sonsuza…”
Bundan 47 yıl önce; sanatçının sözlerini yazdığı ve muhteşem bir şekilde yorumunu yaptığı bir Şenay Yüzbaşıoğlu şarkısındaki gibi…
1972’De yılın şarkısı seçilen bu yapıtta anlatıldığı şekliyle; herkes mutlu olsa ve öyle karşılasa yeni bir yılı…Dertler ve kederler bir torbaya konulup, aşırı denizlere atılsa…
Dostluklar, komşuluklar, ortaklıklar, asker ve okul arkadaşlıkları yeniden oluşsa…Toplumun dokusu kin ve düşmanlıktan uzaklaşarak sevgi-saygı potasında buluşsa…
Yarın ve yarından sonraki günlerde de hayat hep bayram olsa…
Ne güzel olur, değil mi..?

ÖZLÜ SÖZLER: Bugün öyle güzel gülmelisin ki; insanlar seni ağlattığı için ağlamalı…(Gabriel Garcia MARQUEZ)


Mutluluğun fotoğrafı bu mudur yoksa?..

Bugün bu köşede; azla yetinmesini bilen ama mutlu olan bir çocuk fotoğrafını da paylaşıyorum her şeye inat…Karamsarlıklara, hüzünlere ve acılara bir set olsun diye hayatımızda…
Elindeki bir kara taş ile demiryolu rayları üzerinde selfi yapan bu çocuk aslında yüreğindeki derin mutluluğu paylaşmış hepimiz ile…Bir olumlu mesaj vermiş tüm dünyaya belki de…Yaşanılan güzel anların ve dostlukların değeri anlaşılsın diye…
Oysa…Bir gün…Yaşadığımız bu kentteki, ülkemizdeki ve dünyadaki aydınlık; negatif düşüncelerden sıyrılmış ve de insan olmanın onurunu taşıyan insanlarla yayılacaktır baştan aşağı…Kendisiyle barışık ve çevresine pozitif ışıklar saçabilen bireyler oluşturacaktır geleceğimizi…
Ama bu bile; ne kadar zor ve ütopik bir düşünce değil mi..?
Böyle bir ütopya hayata geçirilebilir mi ki, kaybolan hayallerin üstüne basılarak…
Yeniden…Eskiden olduğu gibi…
Kurulabilir mi ki; masmavi bir deniz ile aydınlık bir gökyüzü insan ruhlarında..?
Ne dersiniz… Sizce..?
Yarın başlayacak 2020 yılında; “umut” krallığını yeniden ilan eder mi ki bu ülkede de…
İnsanlarımız; ”artık bu kadar umutsuzluk ve hüzün yeter” diyerek, yeniden yelken açabilirler mi ki pozitif duyguların hakim olduğu uçsuz-bucaksız denizlere…?