Kendi gemi ve insan kaynaklarımızla dışa bağımlılığa sonun başlangıcı müjdesini aldık. Türkiye’nin yıllardan beri süregelen enerji arama serüveninde aldığı bu haberin ülkenin kalkınmasına sağlayacağı katkı tartışmasız. Ama… Bu müjdenin ekonomiye dolayısıyla cebimize ne zaman yansıyacağı muamma…

            Bu rezervin bulunması ulusal yönü ile sevindirici olsa da ekonomik olarak bir müjdeden ziyade ümit niteliği taşıyor. Doğalgaz müjdesinden sonra geleceğe ümitle bakacağız ama biliyoruz ki ümit karın doyurmuyor.

            Doğalgazın çıkarılması ve işlenmesi sürecinin en az 2-3 yıl olduğu düşünülecek olursa bu süreyi azaltan bir mucize gerçekleşmediği müddetçe bu kaynak bulunup, işletilse dahi bütün toplumsal sınıflara eşit derecede faydası olacak mı? Böyle bir gelişim bütün toplumun yararına işletilebilir mi? Asgari ücrete mahkûm, akşam evine götüreceği ekmeğin hesabını yapan çoğunluğun bu ümitten hissesi ne olabilir? Sevinmeden önce üzerine düşünmemiz gereken konu bu.

            Var olan şartlar iyileşmediği müddetçe ekonomik anlamda eşit ve adaletli bir paylaşım olması oldukça güç.Bu değişmediği sürece kaynaklar yaratmış olsak bile bu sadece geçici bir iyileşme olarak son bulacak. Var olan her sorunun doğalgaz ile çözüme ereceği bunun bir sihirli değnek gibi algılanıp yorumlanması da gerçeklikten uzak.

Esas müjde ne olurdu?

             Gelirler nasıl giderlerden fazla olur, nasıl dış ticaret fazlası yaratılır, nasıl üretim artışı sağlanır, giderler nasıl azaltılır, zam yapmadan, hatta vergiler azaltılarak gelirler nasıl arttırılır? Nasıl denk bütçe yapılır ve tutturulur? Bunlara bulunan cevap esas müjde olurdu.

Cumhuriyetin 100. yılına 3 kala, uluslararası arenada bağımsız duruş sergileyen, yerli ve milli sloganıyla ayaklarının üzerinde durmaya çalışan Türkiye’nin; bankaların kara listelerinde yer alan, ödeyemedikleri ve tahsil edilemeyen borçlarıyla sorun yumağı halindeki mutsuz insanlar kitlesine yeni ve temiz bir sayfa açarak geleceğe ümitle bakma fırsatı verilmesi en güzel müjde olabilirdi.

Dolarla ne işiniz var? denilecek yerde, her alanda üretim ve ham madde anlamında dışa bağımlılıktan kurtaracak tedbirleri alarak milli geliri yükseltip, kişi başına düşecek miktarı toplumun dezavantajlı kesimleri lehine yükseltme müjdesi verilebilirdi.

Bir an için asgari ücretin altında yaşamak zorunda kalan milyonların cumhuriyetin 100. yılına bu müjdelerle uyandığını düşünmenin hayali bile güzel. İnşallah rüyada değil de gerçekten görmek nasip olur.

            Bereketli topraklarımız ve denizlerimiz var. Kendi yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizden yararlanabileceğimiz yakın gelecekte, bugün gösterilen irade ve kararlılığın önemi büyük. Ama yarına ertelenemeyecek ekonomi temelli sorunlarımızın aciliyeti de su götürmez bir gerçek.  Nasrettin Hoca’ ya atfedilen eşeğin açlığa alışması gibi az daha sabır, yaz gelsin yonca bitsin vaatleriyle bilmem nereye kadar…

                                                                                   Av. Zehra Nur DALGIÇ