Çocukken televizyonda eski bölümlerini izleyerek büyüdüğüm bir dizi, 7 Numara… Aradan yaklaşık 20 yıl geçti ve onun verdiği aile sıcaklığını, mutluluğu ve komediyi başka hiçbir dizide bulamadım.7 Numara, okumak için şehre gelen taşralı gençler ile şehirli genç kızların kültürel çatışmalarını konu alan bir komedi dizisi. Dizide oluşturulan her karakterin kendine has komik özellikleri var. Oradaki karakterler, yaşadıkları olaylar, tabii ki de öncelikle güldürme amacı taşıyor ama bunun yanında 7 Numara, çok iyi bir biçimde sevgiyi ve aile kavramını ele alıyor. Bunu yaparken abartılı didaktik bir üslup kullanmıyor. Veya mesaj vermek amacıyla bir şeyleri sürekli tekrar edip canımızı sıkmıyor. Her şeyi olması gerektiği gibi, hayatın içinden, doğal bir şekilde işleyerek bize anlatıyor. Bu dizide başrol veya yan rol diye bir kavram yok. Bu yüzden bütün karakterleri yeterince tanıma şansı buluyor ve hepsini seviyoruz. Çünkü hepsi iyi niyetli ve ne olursa olsun iyi olmaya, iyi kalmaya çalışan insanlar.7 Numara'da yer alan tüm karakterler yeri geldiğinde ön plana çıkıyor, bizleri bazen güldürüyor, bazen hüzünlendiriyor, bazen ise ders veriyor. 7 Numara bize farklı kültürden insanların farklılıklarından dolayı ilk başta hiç anlaşamamaları ama sonrasında birbirlerini sevmelerini, hatta birbirlerinin farklılıklarını sevmelerini bize anlatıyor. Yani kısaca bize farklılıklarımıza rağmen birbirimizi sevmeyi, kardeşliği, aile olmayı, beraberliği ve en önemlisi de saf sevgiyi öğretiyor, gösteriyor ve yaşatıyor. Bunun yanında zaman zaman hayatta yaşayabileceğimiz sıkıntılara da değiniyor. Bazı yerlerde ekonomi, eğitim, ailesel sorunlar, geçim kaygısı, toplumsal normlar ve diğer konulara dair göndermeler yapıyor. 7 Numara, hayattaki tüm durumlara dair sıkıntıların gerçek sevgi ile aşılabileceğini anlatmaya çalışıyor. 7 Numara kendi içinde sürdürdüğü serüven içerisinde birbirimizi sevmemizi istiyor.Bu dizide kimse, diğerlerinden farklı olduğu için dışlanmıyor veya ötekileştirilmiyor. Aksine farklılıkları ile seviliyor.Hayatın içinde sevinç de var üzüntü de özlem de aşk da... Bunların hepsi bizi karşılıyor.7 Numara'da hatırladığım ana olaylar olarak Vahit amcanın bakkallıktan mantıcı dükkanı açmasına uzanan süreç, Zeliha yengenin kendini bizimkilerin annesi gibi görmesi ve onlarla yakından ilgilenmesi, Haydar ile Armağan'ın aşkı, Kızların arasındaki komik atışmalar, Recep’in sürekli ucuz şeyleri tercih etmesi, Yusuf Güdük'ün Cansu'yu elde etme çabası gibi pek çok olay sayabilirim. Baştan sona her bölüm bence çok komikti. 7 Numara'da en çok güldüğüm karakterin hangisi olduğunu seçmem açıkçası çok zor. Ama sanırım Vahit amca ya da Haydar diyebilirim.

Erkeklerin ''Dağlar, taşlar, kurtlar, kuşlar, kavlini tutmayanı cadılar dürtüşler'' repliğini;

Kızların ''Hoptiri hoptiri hop hop hop, zoptiri zoptiri zop zop zop'' repliğini;

Zeliha yengenin anaçlığını, birisini merak ettiği zaman kafasında kurduğu felaket senaryolarını, ''Koçlar'la Pilüçler'' demesini;

Vahit amcanın yeğenlerine çabukça sinirlenebilmesini, bazen aile hakkına öğütler vermesini, Zeliha'ya olan sevgisini, ''Bu ne biee'' repliğini, özellikle de Zeliha'ya karşı komik ve çocukça tavırlarını;

Asiye'nin okumamış biri olmasına rağmen zekasını, kendi ayakları üzerinde duran bir kadın olmasını, mücadelesini;

Recep'in okuduğu bölümü söyleyememesini, kendi deyimiyle ''Müsrüflük'' takıntısını ve her yeri bulmak için önce sırtını Aksaray'a vermesini;

Haydar'ın matematikteki zekasını, her durumda ilginç cevaplarla karşılık vermesini, Armağan'a olan saf sevgisini ve ''Herhalde, galiba, sanursam'' ve ''... acep Recep?'' repliğini;

Satılmış'ın girişimciliğini, ''Akarı yok kokarı yok, temiz iş'' repliğini;

Sabit'in ''Cüneyt Arkun” sahne ismiyle ünlü olma çabasını ve sık sık Vahit amcaya sataşmasını;

Berat'ın parlak zekasını ve kurduğu zekice planları;

Armağan’ın hukuki terimler içeren uzun konuşmalarını ve Haydar'a olan saf sevgisini;

Rüya'nın duygusallığını ve ''Ya Armağan yaa'' repliğini;

Ayten'in Recep ile sürekli didişmesini ve süslenmeyi temel bir ihtiyaç olarak görmesini;

Cansu'nun bazen kara mizah bazen de korkunç seviyedeki esprilerini;

Yusuf Güdük'ün Cansu'ya olan sevgisini, onu elde etme çabasını ve ''Aslanım Gıralıçam'' repliğini;

Meryem'in her şeyi her zaman yanlış bir şekilde ifade etmesini;

Ve dizide daha az yer alan diğer karakterleri

Ve bütün karakterlerin içindeki iyi niyeti

Ve bütün karakterlerin birbirlerini sevmesini

Ve 7 NUMARA'yı çok ama çok seviyorum.

7 Numara herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, içindeki iyiliği ve sevgiyi tekrar tekrar hissedebileceği bir dizi.Bizi güldürme çabası içerisine girerken yaşattığı serüvende sadece tozpembe bir biçimde değil, hayattaki sorunlara ve herkesin yaşayabileceği sıkıntılara da değiniyor ve bunların gerçek sevgi ile aşılabileceğini anlatmaya çalışıyor.''Bütün zayıflıklarınızı bilen ama onları size karşı asla kullanmayan insan, doğru insandır.'' Farklı olmanın normal bir şey olduğunu ve birbirimizi sevmemiz gerektiğini bize gösteriyor. Her insanın bir dimağının olduğunu ve değerli olduğunu bizlere anlatırken aslında bizim de kendimize değer vermemiz gerektiğine dair alt mesajlar da içeriyor. Yazıma Haydar'ın şu unutulmaz sözleri ile son vermek istiyorum:''Sıfır bir değer değildir. Bir sayı bile değildir. Ancak başka bir sayının yanına gelince değer yaratır, tıpkı sevda gibi. Sevdanın da tek başına bir değeri yok. İlle de biri olmalı. Sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır. Sevda ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır, büyür. Sana biri dese ki, 'Sevdamı al, kendine ekle, bir ömür ile çarp, sonra sonsuza eşitle.' Yine değeri sıfır mı olur senin için?”