Çok iyi giden bir ekonomimiz olduğu söylenirken, Bakan istifasından sonra ne olduysa işler aniden değişti.

Tünelin ucunda görülmeye başlayan ışık bir anda söndü.

Hükümet ekonomiyi toparlamak için 'acı reçete' gündeme getiriyor.

Bunun anlamı, ekonomi düze çıkakana kadar kemer sıkılacak, milletten birtakım fedakarlık beklenecek.

İyi de milletin zaten beli bükülmüş durumda.

Fedakarlık yapa yapa, vere vere elinde ne kaldı ki?

Hiçbir şey.

Evine ekmek götüremeyen, çocuğu yatağa aç giren insanlara bunlardan daha acı ne olabilir?

Siftah etmeden dükkanını kapatanlar, iflas edenler, işinden olanlar, karın tokluğuna çalışanlar, kıt kanaat geçinenler görülsün.

Salgın hastalık bir yandan, işsizlik, parasızlık diğer yandan vuruyor.

Sıka sıka kemerin sonuna ulaşanlar daha ne kadar sıkabilirler?

Mümkünatı yok.

Gündeme alınan 'acı reçete' ne getirir?

Daha önceki kimi dönemlerden de deneyimli olunduğu üzere;

faizler artar, enflasyon yükselir, kredi borcu olanlar dibe çöker, borçlular daha borçlanır, üretim ve yatırımlar azalır, istihdam düşer, işsizlik artar.

Bunların sonucu olarak çarşı, pazarda fiyatların el yakması, pahalılığın gelmesi kaçınılmaz olur.

İnsanlar elde avuçta bir şey olmayınca harcamayı kesecekler, olanla yetinecekler, bu da piyasaların durgunlaşması demek. Aynı zamanda da yoksulluğun artması.

Valla ekonominin düzelmesinin ilk çözümü, haddi hududu olmayan israfı önlemekten geçiyor.

Bir acı reçete yazılacaksa, kemer sıkılacaksa, ilk önce bunu önerenler devlet kurumlarındaki savurganlığın önüne geçip, tasarruf tedbirleri uygulamalı.

Belki o zaman acı reçeteye gerek kalmaz.

**********

KORONA TEDBİRLERİ YETERLİ DEĞİL

Koronavirüs salgınına yönelik yeni tedbirler açıklandı.

Bir kere en başta söyleyeceğim şu ki;

sokağa çıkma yasağı getirilen saatler hiç de önleyici zaman dilimi değil.

Allah aşkına söyler misiniz, saat 20:00'dan sonra kim çıkar dışarıya?

Asıl kalabalık olan vakit 10:00-20:00 saatleri arası değil mi?

Bu nasıl bir önlem anlayışıdır?

Yapılan bazı yorumlardaki gibi, sanki Koronavirüs mesai yapıyor ve gece ortaya çıkıyor!

Bir diğer ilginçlik, kuaförlerin çalışma saatlerine yönelik.

Hangi kuaför gece hizmet veriyor?

Şahsen benim kuaförlerim, her gün saat 20:00 civarında zaten kapatıyor dükkanlarını. Yani değişiklik yapmalarına gerek yok.

Peki bir başka soru, sinemaya kaç kişi gitti bu süreçte? Normalleşme adı altında açılması bile yanlıştı sinemaların.

65 yaş üstüne saat sınırı getirilirken, 20 yaş altı da yeni kapsama alındı. Halbuki en fazla gezip dolaşan ve bu virüsü yayan kesimin gençler olduğu belirtiliyor. Bu kesimin kısıtlaması daha önce neden kısa tutuldu?

Uzaktan eğitim, paket servis, kıraathanelerin kapanması kararları dışında işe yarar bir tedbir açıklanmadı malesef.

Keşke daha kapsamlı kurallar, yasaklar getirilseydi.

Uzmanların çoğu da aynı görüşte. Sokağa çıkma yasağı iki, üç, hatta dört haftayı kapsasa, zorunlu olanlar dışında herkes aynı anda eve kapansa yayılması önlenir diyorlar.

Ne yazık ki, bazılarımızın bakış açısından da kaynaklanıyor olumsuzluk.

Yasak konulmasını özgürlük kısıtlaması gibi görenler, bir süreliğine bile dayanmak istemiyor. Böyle olunca da virüs yayıldıkça yayılıyor.

Koskoca bilim kurulu toplanıyor, saatlerce istişare yapıyor ve çıkan sonuçlara bakın.

Bu tedbirler yeterli gelecek gibi değil. Çoğunluğu da tatmin etmedi.

Mutlak surette topyekun uyulacak yeni kurallar konmalı.

**********

Günün Sözü

“Birinin hayatının neresinde

olduğumu çözemediğim zaman,

hiçbir yerinde olmamayı tercih ederim.

Çünkü belirsizlik değersizliktir.”

Audrey Hepburn