8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü yazmak için bilgisayarın başına geçtim; bana dünyaca ünlü flüt sanatçımız Şefika Kutluer’in ‘’Carmen Fantazy’’albümü eşlik ediyor.

Albümü tüm emekçi kadın okurlarım için Facebook’ta yayınladım.

**********************

Biliniyor ama yinelemekte fayda var:

Tarih; 8 Mart 1857.

40.000 New York’lu kadın dokuma işçisi greve gider; emek sömürüsü isyan ettirmiştir.

Günde en az 12-14 saat çalıştırılıyorlardır; 8 saat olmasını isterler çalışma gününün ve seçimlerde oy hakkı talep ederler; üretenler yönetmelidir de.

ABD demokrasisi (!) vahşi yüzünü gösterir. Grev kanlı bir biçimde bastırılır. 129 kadın dokuma işçisi katledilir.

Kanla boğulur işçinin insan olma isteği. Sömürüsüz, barışçıl bir dünya hayalinin üstünden devletin silindiri geçer.

************************

Ancak direniş insanın insanlaşma uğraşında hak ettiği yeri alır; 8 Mart 1857, tarihe kadın işçilerin ilk kitlesel grevi olarak geçer.

Dünya Emekçi Kadınlar Gününün kanlı arka planı böyledir.

***************************

İki ismi anayım…

Emekçi Kadınlar Gününün kutlanmasını önerenler iki sosyalist kadın, Clara Zetkin ve Rosa Lüxemburg’dur.

KADIN CİNAYETLERİ

8 Mart’ta ilk aklıma gelenler; salgın döneminde canları pahasına, büyük özverilerle mücadele eden kadın doktorlarımız, kadın sağlık emekçilerimiz oldu.

En önce onların Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.

*********************************

Ve bir alkış da; Yenişehir’e bağlı Kirazlıyayla Köyü'nde yapılmak istenen çinko-kurşun-bakır zenginleştirme tesisi ve atık barajına karşı mücadele veren köylü kadınlar örneğinde görüldüğü gibi; köyünü, çevresini, ormanını, suyunu, havasını, toprağını, doğasını korumak için öncülük yapan, bu uğurda emek veren kadınlarımıza.

******************************

Yürek yakan iki rakam.

Geçen yıl 300; son 65 günde ise67 kadın erkekler tarafından öldürüldü.

Bunca kanın içinde hepimizin masumiyeti boğulur.

KAPİTALİZME İTİRAZ

Değerli köşe yazarı Fikret Bila’ya katılıyorum; ‘’Kadına şiddet, yüzyıllardır toplumun erkek egemen biçimde yapılandırılmasından kaynaklanan ideolojik bir sorundur. Bu nedenle politik nitelik taşır.’’

*******************************

Erkek egemen kültürü, o kültürden beslenen baskıyı, şiddeti, ön yargıları kırmak; toplumsal siyasal yapıyı kadın erkek eşitliği bağlamında dönüştürmek; uzun soluklu, örgütlü, dayanışmacı bir ideolojik siyasal mücadeleden geçiyor ve kapitalizme itirazı da içeriyor.

**********************

Niçin mi?

Eşitsizliklerle, adaletsizliklerle dolu kapitalizmin şiddet üreten yapısı içinde (iki dünya savaşı, bölgesel savaşlar, iç savaşlar) kadının haklı mücadelesi, özgürleşmesi, eşitliği ne kadar başarı kazanabilir.

Kadın hakları mücadelesi o nedenle politik, ideolojik bir mücadeledir.

**********************************

İstanbul Sözleşmesi’ni destekliyorum diyerek sonlandırayım.