Bir söz vardır. “Düğün değil, bayram değil eniştem beni neden öptü” diye… Ortada hiçbir neden yokken iktidar, vatandaş Gara’da şehit olan görevlilerimizin, sorumlularını araştırmasını ve bu başarısızlığın müsebbiplerine hesap sormasının önünü kesmek içini her zaman olduğu gibi cambaza bak cambaza misali hedef saptırmak için arkasına da yağcıları ve yağdanlıklarını da alarak, daha önceleri defalarca değiştirdikleri ve fakat işlerine gelmeyen kararlar çıktığı zaman da “bizi bağlamaz.” diyerek karşı çıktıkları anayasayı değiştireceğiz söylemini ortaya attı. Hatta daha da ileri giderek yeni bir anayasaya hazırlayacaklarını da dillendirdi.

Sayın Cumhurbaşkanı ve AK Parti grup sözcülerinin demeçlerine bakarsak, yeni yapılacak kuruluş anayasasının da 1921 anayasası referans olarak ele alındığını görüyoruz. Herkes gider Mersin’e biz gideriz tersine misali,  yaşadığımız asrın sorunlarının çözümü ve gelecek kuşaklara aktarılacak bilgi, kültür ve yaşam tarzını aksettirmesi gerekirken, 1921 lerin yaşam tarzına ülkenin  dönüştürülmek istenmesi de anlaşılır gibi değil. 1921’den maksat bu anayasada “Devletin dini İslam’dır.” İbaresi ise ne ala… ama bu ibare perde edilerek kendilerinin bugüne kadar uyguladıkları keyfiliklerine kılıf uydurmak için manevra ise, o zaman demokrasi ve özgürlüklere tuzak hazırlanıyor demektir. Şurası bir gerçektir ki, kanun ve anayasalara, devletin dini İslam’dır ibaresini yazmakla da Müslüman olunmuyor. Sen bugüne kadar uyguladığın eğitim,  kültür ve ekonomik programlarınla ülke de ipsiz-sapsız sorumsuz kendi kültür ve inanç değerlerine yabancılaşmış bir nesil yetiştir, sonra da küçük aklınla anayasaya yazacağın üç kelime ile her şeyin düzeleceğine inan! Bu safdillikten başka bir şey değildir. Bu anlayış tarzına kimse inanmaz.

Zaten bu millet artık sen ne dersen de, senin laflarına itibar etmiyor. Çünkü bugüne kadar verilen söz ve vaatlerin çoğu kof çıktı. Lafla ve icraatler birbirini tamamlamadı. Bundan önceleri yapılan anayasa değişikliklerinin hiçbirisi, insanların derdine çare olmadı. Bir şarkı sözünde yazıldığı gibi “duvardaki resim başka sen başka” misali söylenenler ve yazılanlar bir türlü gerçekleşmedi. Aksine tam tersi sonuçlar ortaya çıktı. Son referandum da sayın cumhurbaşkanımız meydanlar da “bu kardeşimize yetkiyi verin. Bakın o zaman enflasyonla mücadele nasıl olacak söylemleri ile halkı kandırmadı mı? Başkanlık sistemine geçtiğimizden beri sofralarımızdan her sene bir dilim ekmek eksildi. Ahlakın tefessüh etmesi sonucu, yağmalar, talanlar, cinayetler çoğalmadı mı? Millet her şey düzelir diye bugüne kadar ümitle bekledi, lakin görüldü ki kandırılan biz olmuşuz.

Bugünlerde kamuoyunda sözle tartışılan ama mahiyetini bilmediğimiz ve belki de iktidarın bile hazırlığını yapıp da taslağını bile yapmadığı, iktidarı ile muhalefeti ile bir hayalin kavgasını yapıyoruz.  Sanki ortada önümüze getirilmiş bir belge varmış gibi havanda su dövüyoruz.

Üst akıl dediğimiz kurum senelerden beri anayasayı değiştireceğiz diye nutuklar atıyor. Yukarıdakilerin pompalamaları sayesinde, herkes anayasanın değiştirilmesi hususunda beyanlarda bulunuyor.  Bu konuda makaleler, haberler ve vaatler sıralanıyor. İnsanların ağzında sakız olmuş bir anayasa dolaşıyor. İşin garibi yıllardır dillendirilen ve kamuoyunu meşgul eden husus eski anayasanın değiştirilerek yeni bir sivil anayasa propagandası yapılıyor. Halk da zannediyor ki, iktidar 1982 anayasası yerine, kendi inanç ve kültürünün yaşatılacağı yeni bir anayasa yapılacağını zannediyor. Lakin bu değişiklik istemi, ülkenin menfaatlerine değil, cumhurbaşkanlığı sistemine payanda olabilecek maddeleri güçlendirmek için istendiği açıktır.

                                               Devam edecek…