Afganistan'da 20 yıl sonra yeniden yönetime gelen Taliban'ın geçtiğimiz hafta açıkladığı geçici hükümet, ABD yönetimini rahatsız etmiş, AB’de beğenmemiş!

ABD’yi kaygılandıran konuların başında, kapsayıcı olma vaadine karşın hükümette kadınlar ve etnik azınlıkların temsil edilmemesi ile kabinede doğrudan Amerikan askerlerine yönelik saldırılarda adı geçen hatta katliamlara karışan kişilerin görev alması geliyormuş!

Fransa'da Yargıtay’ın, Fransız çimento devi Lafarge'ye Taliban’dan daha radikal DEAŞ'lı teröristleri finanse etmesinden dolayı "insanlığa karşı suça ortak olmak" suçlaması yöneltilebilmesinin önünü açma kararının yankıları sürerken, AB Taliban’ın kurduğu hükümeti beğenmemiş!..

Taliban'ın diğer ülkelerle "güçlü ve sağlıklı" ilişkiler sürdürmeyi istediği, "İslam hukuku yahut ülkenin milli değerleri ile çelişmediği sürece" uluslararası hukuka ve uluslararası anlaşmalara saygı göstereceğini açıklaması yetmiyormuş ABD ve AB’ye!

* * *

Kuşkusuz hükümetin nasıl bir yol izleyeceği yaşanarak görülecek.

Ne ki, hükümetin geçici bir karakter taşıması, silahlı mücadeleden siyasi iktidara geçiş sürecinde Taliban'a esneklik sağlayacağı açık.

Birçok ülkenin görüşmeler yaptığı ama uzak durulmasını seslendirdiği bir süreçte Türkiye’de kuşkusuz ilgisiz kalmayacak Afganistan’daki bu gelişmelere.

115 bine yakın Afgan sivil-asker ve 2 bin beş yüz ABD askerinin yaşamını yitirdiği yirmi yıllık dönemin ardından “ikinciTaliban yönetimi bu kez uluslararası destekten o kadar mahrum görünmüyor çünkü.

İran ve Rusya, ABD ve NATO’yu ülkeden kovmuş olmanın rüzgârını arkasına alan Taliban’ı örtük biçimde de olsa destekliyorlar.

Çin ise, daha Taliban’ın zaferi kesinleşmeden, 28 Temmuz’da bir Taliban heyetini Tianjin’de ağırlayıp dostane ilişkiler geliştirme arzusunu dışişleri bakanlığı nezdinde ifade ediyor.

Taliban’a koşulsuz bir destek ise eski dost Pakistan’dan geliyor.

Başbakan İmran Han’a göre Taliban’ın zaferiyle “Afganistan’da kölelik zincirleri kırıldı.

* * *

Afganistan’daki son gelişmeler tüm dünyada öyle yahut böyle yankı bulurken, Türkiye’de de gelişmeler değişik çevrelerde, farklı boyutlarda değerlendirilmekte.

Cumhuriyet Kadınları Derneği, Afganistan’da Taliban yönetiminin daha ilk günlerdeki ilerleyişine ilişkin bir bildiri yayımlamıştı.

Eleştirilerin hedefi olan bildiride, bazı kadın örgütlerinin bir araya gelerek savurdukları ''Taliban’ı tanımıyoruz, Taliban’ı tanıyanı da tanımıyoruz'' sloganına karşı ''Bağımsız Afganistan’ı tanıyoruz, Bağımsız Afganistan’ı tanımayanı da biz tanımıyoruz'' denilmişti.

Ardından Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tülin Oygür, bildiride "şeriatı ve şeriat yönetimini değil, Afganistan'ın bağımsızlığını selamladıklarını" söylemişti.

Afgan halkının 20 yıldır Amerika’ya karşı ülkesinin bağımsızlığı için verilen mücadele Taliban liderliğinde kazanıldı.

Afgan halkı, cesaretle ve kararlılıkla verdiği 20 yıllık bağımsızlık mücadelesinin sonunda Amerika’yı topraklarından defetti.

Taliban, Afgan halkının kanıyla canıyla verdiği Afganistan'ın bağımsızlık mücadelesini başarıya ulaştıran güç olduğu gerçeğini görmek gerekiyor.

Afganistan’daki rejim ve kurulan hükümet Afganistan’ın iç meselesidir kuşkusuz.

ABD’nin işgal ettiği bölgelerde katliamlarına ses çıkarmayanların şimdi Taliban’ın ve Afgan halkının zaferine gölge düşürmeye çalışması tuhaf değil midir?

Milletlerin özgürlüğü için ilk adımın bağımsız bir devlete sahip olması değil midir?

Bağımsızlığın olmadığı yerde özgürlük de, eşitlik de olmaz çünkü...