Muhterem okurlarım, bugünkü yazımızda, Osmanlı Devleti’nin tarihini Fezleke-i Osmani adını verdiği tarihinde 2. Sultan Orhan ile ilk Osmanlı Başvekilinin rüştiyelerde okutulan söz konusu eserde Bursa’nın üzerinde Pederi Osman Gazi'den aldığı fethet emrini yerine getirmeye çalışmasına temas edeceğiz inşaallah. Şu halde buyurun mütalaa ediniz.

Hemen ilâve edelim ki; Bursa'nın fethini Osman Gâzi'nin fetihle görevlendirdiği oğlu Orhan Gâzi tarafından kuvveden fiile çıkarılmıştır. Yukarıda söylediğimiz toprakların genişlemesi bu büyüklükteki memâlikin, yönetiminin Bursa gibi büyük bir şehirden yapılmasının uygun olduğu fikriyatı gerçekleşmişti işte. Bu elbette gâyei esasiyenin tâkip ile olduğunu ortaya koyan pek büyük bir misaldir. Buna bağlı olarak Orhan Gâzi fethe muvaffak olduğu şehri, Beyliğinin Başkenti yaparken, babacığının kabrini de Gümüşlü Kümbetin altına defnederek, pederinin vasiyetini de yerine getirmiş oluyordu. (H. 726. / M.1326m. ) Orhan Gâzi, biraderi ve büyüğü karındaşı Alaaddin Bey'e vezirlik teklif ederken, babalarından kalan mirasın paylaşımını teklif ettiğinde gençliğinin büyük bir bölümünü Edebalı'nın tekkesin de, Dede'sine ve de ilimin kendi alemine biçtiği bilgileri alabilmek için yıllarını vermiş bundan da, dünyanın fâniliğini elbette ki iyice kavramış olmalıydı ki, bu miraslara sahiplenmek istemiyordu. Nitekim vezareti Alaaddin Beye kabul ettirmekte, Orhan Gâzi'nin haylice ısrardan sonra kabul ettirebildiği anlatılır. Öte yandan maddi mirasları kabullendirmesi kâbil olmamıştır. Alaaddin Paşanın; kardeşinin öngördüğü vezirlik vazifesini kabulden sonra hükümetin idâresinde elzem olan usul ve kanunları tertipliyor ve bir nizamname hâlinde hazırlıyordu. Böylece İslâm âleminin unutulmazlarından, Vezir Nizam-ül Mülkü hatırlatıyordu. Devlet hukuku ilmine medar olacak bir çalışma ile devletin dış siyasal meselelerinde riayet etmesi gerekenleri ortaya koydu. Devletin kayıt ve kuyuduna, bunların hassasiyetle hemen ve sağlam bir şekilde tutulma prensibini devletin bütün dönen çarkına kabullendirdiydi. Bursa başkent yapıldıktan sonra Rumlara karşı tekrar fetih hazırlıkları tatbike geçirildi. Başta İzgimid, yâni İzmit'in alınması, Akçakoca Bey tarafından gerçekleştirilirken, Katedra Hisarı da, Gâzi Abdurrahman Bey tarafından fetih ediliyordu. Bu iki zat ise, Orhan Gâzi’ye merhum babasından intikal eden iki yadigâr kumandan idi.

Üsküdar yakınlarında bulunan Aydos Kesteli muhafızının kızı, bir Osmanlı yiğidine gönül vermiş idi. Burasının fethinin akabinde bu kızın gönlü, kendini kaptırdığı dilâverle evlendirme suretiyle bir yuva kurmalarıyla neticelendi. Bu izdivacın meydana getirdiği mahsul olan erkek bebek, Kara Abdurrahman adıyla şöhret buldu da, onun adını işiten düşmanın, korkularla titrediği görülüp, bu olayın da içinde geçtiği seferin sonunda, Hereke ve Karamürsel ile hem civar yerlerin Cihan impartorluğuna giden yola koyulmuş bulunan İslâmın bu güzide yiğitleri, bizim davamız kuru bir Cihangirlik dâvası değildir diyen, Sultan Fâtihin hazırlayıcıları idi sanki.. Değerli okurlarımız; yukarıda sözü geçen Aydos Üsküdar yakınlarında denmesi pek haksız değildir. Çünkü söz konusu Aydos, şimdi üzerinde nice nice asrımızın tekniği ile büyük büyük siteler kurulmuş olan Yakacık, Samandıra, Sultanbeyli, üçgeni arasında bulunan yerdir. Aydos ormanlığı denen küçük bir koru niteliğinde bugün insanların piknik yapmaya geldiği, adı da Aydos tepesi'de diye anılan yer elbette (h.728h./m.1328m.) tarihinde Üsküdar (kurbunda/yakınlarında) diye anılması tabii bir tariftir.
Bu şerh’den sonra, Alaaddin Paşa'nın kanunlar ile örfü, yâni islam’a aykırı olmayan adetleri derleyip toplamış bunları kanun şeklinde vazetmiş, ayrıca sikke (para), elbise yani üniforma nizamı kanunu hazırlayıp tatbike geçtiğine, muvazzaf askerin, başıbozuk, akıncı, zorbalara üstünlüğünü, sipahi ve yeniçeri nâmıyla kurulan, atlı ve yaya askerliği kanunlarını çıkardı. Bunların başlarını gayet sert hükümler taşıyan kanunlara rapt ettiğini anlatan bölüme geçmiş olalım.(730h./1329m.)

Hemen yine ilâve edelim, Yazar Sadrazam Paşa metne: ‘bunların sonu atide görülecektir demek suretiyle mevzuya, gene temas edeceği işaretini veriyor.

Diğer taraftan da, Orhan Gâzi; Maltepe ve Tavşanlı önünde Kayzer'in ordusunu kırıp, İznik'i önce muhasara edip sonra da, ele geçirdi. (h.731h./ m.1331)

İznik; büyüklüğü ve târihi şöhretini aldığı, 400 çeşit İncil'in, dörde düşürüldüğü toplantıya mekân olmuş olmasından
almış olduğunu hatırlatan Yazar Ahmet Vefik Paşa devamla demekte ki; Romalıların 2. Başşehri mesabesinde tutulduğundan, artık İstanbul imparatorlarına Asya kıtasından bir hayır kalmadığı, civarının bâzı Rum şehirlerinin, Osmanlı Devleti’nin kurmuş bulunduğu adalet mekanizması sayesinde kendiliklerinden bu Rum ahalinin, Orhan Gâzi’ye olsun, Süleyman Paşa’ya olsun teslim oluyorlardı. (732h./1332m.)

Fiemanillah

Kaynak: Fezleke-i Osmani muharriri İlk Başvekil Ahmet Vefik Paşa

Osmanlıcadan sadeleştiren Metin Hasırcı